- Kategori
- Haber
Birliğe çağrı...

Sabah Gazetesinden yayınlan yandaki karikatür, iyi ki çoğunluğun arzu ve isteğini temsil etmiyor!... Bir farkla okuyup anlamasını bilenlere çok şey ifade ediyor.
Türk siyasi tarihinin Çankaya savaşları denen şu içinde bulunduğumuz dönem kadar tehlikeli bir süreç geçirmediğini düşünümekteyim. İkitidar ve muhaletefin Çankaya Köşkü uğruna uzlaşı fırsatı var iken, anlamsız bir inatlaşmayla demokratik parlementer sistemi tehlikeye atan tutum ve darvranışlarını şiddetle ve esefle kınıyor, her iki tarafı da demokrasiye gönül verenler adına protesto ediyorum.
Benim demokrasi adına çağrım… İktidar ve muhalfet her iki tarafa, ihtilal telallığı yapanlara ne kadar tehlikeli bir oyun oynadığınızın farkındamısınız?
Demokrasiyi kesintiye uğratmaya teşvik ettiğiniz Türk ordusu bu ülkenin kurumlarından birisi değil midir? Mualifi olduğunuz gurup sizi, millet huzurunda anti-demokratik yöntemi tercih edenler durumuna düşürüp, oyuna getiriyor anlamadınız mı? Günü kotaramadığınız gibi, geleceği ipotek ettirdiğinizin farkında değil misiniz? Yarınlarda hangi yüzle millet huzuruna çıkıp oy isteyeceksiniz?
İradesine itimat etmediğiniz bu milleti, millete rağmen yönetmeye talip olma hakkını nerden alıyorsunuz? Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değilse kimindir? Silahlı güce hakim olan apoletli azınlığın mı? Devrim egonuzu tatmin etmek için mi kahraman ordumuz ve bağımsız yargıyı siyasete alet etmeye çalışıyorsunuz?
Daha emin ve daha güzel bir kader arayışının reçetesi sizce demokratik olgunluğa erişerek evrensel değerlerle bütünleşmek değil midir?
T.C. Devletinin temel felsefesi ve temel ideolojisi tüm halk ve azınlıklara eşit haklar tanıyarak, siyasi eğemenlik ve sosyal dengeyi sağlayacak olan, demokratik rejimi milli eğemenlik kavramına dayandıran millet iradesine saygılı olmak değil midir?
Gelin hep birlikte birlik ve beraberlik içinde kavram kargaşası yaratanlara fırsat tanımadan; çağımızda uygarlık ve medeniyetin demokratik değerler üzerinde yükseldiği gerçeğinden hareketle, Cumhuriyetin siyasi, kültürel ve ideolojik temellerini oluşturan Laiklik ve milliyetçilik gibi kavramları daha fazla istismar edilmesıne fırsat tanımayalım.
Sekularizmi (laikliği) dini inkar eden bir unsur olmaktan çıkartıp, gerçek anlamda din ve devlet işlerini bir birinden ayıran kavram olarak laisizmi liberalleştirip, demokrasiye olan bağlılık ve güveni tazeleyerek, ulu önder Atatürk’ün tayin ve tarif ettiği medeniyet ve uygarlık yolunda yürüyüşümüze devam edelim.