- Kategori
- Güncel
Bitmeyen hesaplaşma, aymazlık!

Yüzde bir buçuk için ...
Ilımlı İslam’ın başarısı olarak uluslararası basında yer alan türban yasası, bir taraftan da seksen beş yıllık Atatürk Cumhuriyeti’nin yüzünü çağdaş batı medeniyetinden çevirdiğinin de işareti sayılıyor.
Atatürk; batılı emperyalistler tarafından “hasta adam” olarak nitelenen Osmanlı imparatorluğu’nun küllerinden, çağdaş medeni uluslar seviyesine ulaşma ideali olan genç cumhuriyeti oluşturmak için aklın ve bilimin belirleyiciliğinde devrimleri gerçekleştirdi. Kurtuluş savaşı işgalcilere karşı sürdürülürken bir taraftan da gerici isyanlarla boğuşuluyordu. Konya ve Adapazarı’nda çıkarılan isyanlar örnek olarak verilebilir. Emperyalizme karşı verilmiş ve başarılmış ilk ulusal kurtuluş savaşı tarihte bir çok sömürge uluslara da örnek olmuştur. Tarihsel süreci doğal olarak kısa bir yazı ile anlatmak olası değildir. Ama o dönemlerde ve daha sonra ortaya çıkarılan bu isyanların arkasında emperyalist İngiliz kışkırtmacılığının rolü yadsınamaz. Tarih ders almayanlar için tekerrür yani tekrardan ibarettir. İnönü ile başlayan ABD yakınlaşmaları, kominizm tehdidine karşılık koyun koyuna uygulanan Menderes dönemi politikaları ve sonrasında şiddet tırmandırılarak araya giren askeri darbeler ile küresellerin at koşturduğu iklimin oluşturulduğu ülkemiz artık dünya basınında “Ilımlı İslam Cumhuriyeti olarak anılır oldu. Yine dünkü gazetelerde geçen bir batı kaynaklı yorum-habere göre “Gülenizm” in başarılarından söz ediliyordu. Ortada türban eksenli gelişmeleri değerlendirerek bir kesimin başarısından söz edilebiliyorsa mutlaka kaybedenin olduğu gerçeğini teslim etmek gerekir. Yaşananları, tarih mutlaka uluslar arası basının değerlendirmelerini göz önüne alarak notlarına alacaktır. Türbanı üniversitelerde yasa ve yönetmelikler ile tarif etmek cumhuriyet ve demokrasi ile bağdaşabilir mi? Çağdaş devlet belli bir inancın veya kesimin istek ve beklentilerine göre şekillendirilebilir mi? Özgürlük adı altında belli bir grubu veya kesimi daha eşit saymanın, öne çıkarmanın çağdaş demokrasi ile ne ilişkisi olabilir! Türbanın salt üniversitede serbest olması türbanı tercih edenler açısından bakıldığında da eksik ve sakat bir bakış açısı içermiyor mu? Devlet yurttaşına ilköğretim, ortaöğretim sürecinde örtünemezsin ama üniversitede örtünebilirsin; yetmez, kamuda çalışmak istersen türbanını açacaksın deme hakkını nasıl görebilir? Kim ne derse desin, aslında çıkarılmaya çalışılan yasa ve yönetmelik en başta gerçekten türbanı inancı gereği tercih edenleri aşağılamaktadır! Çağdaş ve laik devlet her türlü inanca uzak olmalıdır! Belli bir inanca sahip olanları öne çıkaran düzenlemeler ve hatta inanç alanına müdahale eden anlayışa sahip devlet ne demokratik ne de laik olabilir. Dünya medyasında yer alan yorumlar ve tespitler yönetim erkini elinde bulunduranların; sağlıksız demokrasi anlayışlarının ülkemizi getirdiği sürecin özetidir! Kendi içinde demokrasinin kırıntısını barındırmayan siyasi partilerin ve lider egemenliğinin, diktatörlüğünün altından başkaca bir resmin çıkması beklenemez. Olsa, olsa kendini belli bir cemaatin, grubun sözcüsü sayan; hukuk, demokrasi gibi kavramların evrensel içeriğini borsa terzisine vurarak çıkarımlar yapan ve belli bir fikre varanların düşünce sığlığı ülkeyi karmaşa ve kaosa sürükler. Düşünsel anlamda gerçekleştirilen bu dünüşümün alt yapısını oluşturan veya bu güne kadar yaşanan başarısızlıkların sorumlusu olarak seksen beş yıllık cumhuriyeti hedef tahtasına koyan malum köşe yazarları ve sözde özgürlükçü ve türbancı-imzacı üniversite hocalarının en azından sağlıklı değerlendirme yapabilmeleri için Fas, İran gibi örnekleri anlayabilmeleri için okumaları yetmiyor ki yaşamaları gerekiyor. Cumhuriyet tarihi aslında hesaplaşma tarihidir. Ulusal Türk kurtuluş savaşında bile geri adım atmayan dinsel sömürü çevreleri artık sözde aydın(!)-aymazlar ile entel liboş , besleme sözde sivil toplumcuların kol kola yürüttüğü hesaplaşmanın taşındığı nokta budur! Benim yüreğimi acıtan ise gerçekten inancı gereği örtünme gereği duyan kızlar ve kadınlar üzerinden yürütülen çirkin sömürü. … Ecevit, Bahçeli ve Anap koalisyonu döneminde medyanın eski siyasileri tu-kaka gösteren beyin yıkama sorumluluğunu yerine getirdiği iklimde; AKP’nin Erbakan’ın sivri, takiyyesiz(!) görüşlerini öteleyerek her toplum kesiminden aldığı oyları türban ile bakiyelemesi bir çelişkiden öte ekonomik ve siyasi başarısızlığı örtme yöntemidir. …. Mecliste türban ile ilgili oylamalarda yan yana düşen AKP, MHP, DTP’nin verdiği resim ilginçtir! Anlamlıdır, anlayana… Diğer taraftan dünya basınına düşen Türkiye yorumları siyasetçilere ders çıkarabilirler ise tarihsel bir uyarıdır. 12/02/2008 Ankara.N.Tüfekci <ı>Blognotı>: Milliyet Blog yazarı Talip Bölükbaşı’nın yazılarından Milliyet gazetesinin İnönü buluşmasına sponsor olmayacağını öğrendim. Oysa bu anlamlı buluşmaya <ı>Milliyetı>’in çok yakışacağını düşünmüştüm.Birçok yazar arkadaşın düşüncelerimi paylaştığını biliyorum.Acaba konu gazete yönetimine gerektiği şekilde ifade edilemedi mi sorusu asılı kalıyor. <ı>Milliyet blogı> editörlerinin bu konuda bizlere bir açıklamaları herhalde vardır… sayın Talip Bölükbaşı’nın ilgili yazısının linkini veriyorum.Görüşmek üzere…