- Kategori
- Kişisel Gelişim
Biz adam ol(a)mayız
Olaylar karşısında ders alınması gerektiğini bil(e)miyoruz.
***
Toplum Görevlisi, -bilinçli olarak- karşısındaki insanı, iki yalanla avutabileceğine inanıyor!
***
Sorunların çözümnü hâlâ başkalarından, ya da başka güçlerden (Tanrı) bekliyoruz!
***
Başkalarına inandığımız kadar bile, kendimize inanmıyoruz.
***
Yıllarca aynı sorunlarla boğuştuğumuz halde, depresyona bile giremiyoruz!
***
Dertlerden, acılardan ders almamız gerektiği halde, bunlardan zevk alan bir yapımız var!
***
Görmeden, duymadan ve konuşmadan yaşanabilir`i örnek alıyoruz da, tersini yapmayı düşünemiyoruz.
***
Ölümlere "kurban(lık) gözü ile bakıyoruz!
***
Haksızlıklara göğüs germektense, onları "Allah`a havale etme" kolaylığına kaçıyoruz.
***
Yaşadıklarımızın yaşanıl(a)maz olduğunu bile anlatamıyoruz.
***
Kendimizi, kendimizin yaptığı yanlışlarla eğitmeye çalışıyoruz.
***
Yaşamayı, yaşamamaya tercih ediyoruz!
***
Bilimden, ilimden çok, hürafelere inanıyoruz.
***
Çogu kez, ayrıntılara takılıp, bütünü göremiyoruz. Dolayısıyla da her zaman bir yanımız eksik kalıyor.
***
Neredeyse, insanı bilinçlendirecek her şeyden korkmaya başladık!
***
Tepki gösteremeyen -sanki- bir kukla gibiyiz!
***
"Bilme" nin yerine "inanma" yı koyduk.
***
"Yapmak"tan çok, "ögüt verme"yi severiz.
***
Yaşamı sorgulamak yerine, yaşama uymaya çalışırız!
***
Ezenlere karşı, `vicdan`ımızı ortaya koyarak, gittikçe daha da güçsüzleşiyoruz!
***
'Gelecek korkusu'ndan, hep 'geçmiş'imizi tekrarlıyoruz.
***
Bir ömrü sahte yaşıyoruz da, yine de şikayetçi olmuyoruz!
***
Herkes Mersin`e giderken, biz, hâlâ tersine gidiyoruz!
***
Bilgi edinmeyi, boş bir külfet olarak görüyoruz!
***
Kendimizle yüzleşme cesaretimiz bile yok.
***
"Doğru" diye benimsediğimiz "yanlışlarımızla" yaşamaktan, kendimize mutluluk payı çıkarmaya çalışıyoruz.
***
Kendilerini, başkalarının insafına bırakarak yaşayanlarımız var!
***
Nasıl yaşadığımızı degil de, nasıl konuştuğumuzu sorguluyoruz.
***
Bencilliğimizden, yaşamayı az hoşlanılır bir hale getirmişiz.
***
Aklın egemenliğinden çok, ruhun egemenliğine önem veririz.
***
'Zamanda ve mekânda bir olma' peşindeyiz.
***
Akılla imanı, bilimle inancı birbirine karıştırmış bir toplumuz.
***
Sağken dünya nimetlerinden yararlanmak yerine, öldükten sonra Tanrı nimetlerini hak etmeye odaklanmış yoksul yığınlar gibiyiz.
***
Hâlâ, bilgiyi yanlış değerlendiren Prof.Dr.`larımız var.
***
Gelişmişliğimizi, "benmerkezci" bir varsayımla tanımlıyoruz.
***
Kendi esaretimizin farkına varmadan, başkalarının özgürlüğünü savunuyoruz.
***
Hem, her şeye sınır koymak istiyoruz, hem de, özgür yaşamak istiyoruz.
***
Hâlâ, Güdük (bağnaz-cahil) Demokrasi ile gerçek Demokrasi arasındaki farkı, fark edememişiz.
***
Ezberdışı konuşmak, nedense hep zorumuza gidiyor!
***
Ülkemiz, bir şey yapmadan bir şey olmaya kalkışan insanlarla doludur!
***
Tarihine bu kadar yabancı olan bir toplum daha görülmemiştir!
***
Hâlâ, "Kaldır rafa unutalım / Görmeden gel uyutalım" ları yaşıyoruz!
ŞİMDİ BANA, "YAĞMURU ANLATMA, YAĞMUR YAĞDIR" DİYORSUNUZDUR!...
Alaettin Morgül / 07.01.2012