- Kategori
- Güncel
Biz bu Cumhuriyeti, kanla, irfanla kurduk!

Komşu ülkelerin manzaralarından. İslamlık bu mudur? Bizi de kendilerine benzetmek istiyorlar.
Cumhuriyetimiz 88 yaşında. Kanla, irfanla kurduk. Yolumuzu onunla aydınlattık. Geleceğimiz ona bağladık.
İlkten, on yılın hesabını gördük milletcek. Şarkıları ile onuncu yılda neler yaptık, bir bir döktük ortaya. Her yaştan, her baştan insanlarla kafa kafaya vererek, ruh birliği içinde, bu günlere geldik.
Adına laik Türkiye dediğimiz, uğruna medeniyetler beşiğinde sallana sallana büyüdüğümüz o beşik, şimdi, bir köşeye kaldırılmak isteniyor.
Siyaset uğruna, ne güneşler batıyor, acı acı görüyoruz. Şeriatla idare edilen devletlere bakıp bakıp göğüs geçirir olduk. Bizleri bu yola itmeğe hazırlanan eller var.
Cumhuriyet ve laiklik temeline sıkı sıkı bağlı yurttaşlarımız, etraflarındaki olan bitenleri, nefretle, ibretle, tiksinti ile bakıyor.
Bir yanda, memleketin değerleri, bir plan dahilinde by-pass ediledursun. Bir korku imparatorluğu kurarak, hükmetmeğe çalışılıyor. Çirkinliklerle sinsilikle, provalar yapıla geliniyor.
Lâiklik, din adamı dışındaki kimse değil midir? Bu koskoca millete açılan bu tezgâh nedir? Önümüzde koskoca bir İran gerçeği var. Orta-Doğunun aynı çizgideki ülkeleri de var.
Resimlere bakınız. Çağdaş görüntüler mi bunlar? Kendini bilen, aklı başındaki insanlar, bu eskiye, rezilliğe, aşağılamaya katılabilirler mi? Bu kafatasında olanlar, heveslisi oralara gitsinler. Maksat din ile kaynaşılacak ve böyle olunacaksa şayet!
Başın sıkışırsa, “Müftüye soralım” demeğe hakkın var mı senin. Ne hakla, otuz beşe bakla? Hı?! Avrupa Birliği katında, müftü Efendiye sormanın yeri var mı? Buna benzer bir takım söylemler, daha unutulmadı. Unutulmayacak da!
Sonra, ülke bütünlüğünü, lâikliği tehlikeli dönemeçlere getirip bırakan bu iktidar, kıyı sahillerimiz halkını nasıl kaybettiğinin hesabını, anketlere sokarak anlamağa ve çözmeğe çalışıyor. İktidar bu konuda dizini boşuna dövmektedir.
Kıyı şeridi halkımız, akıl sahibidir her şeyden önce. Buraların halkı okumuştur, tuzakları sezmiş, irkilmiş ve reddetmiştir. Oylarını, bir torba kömüre satmamışlardır. Medeniyetin halkaları ile birbirine bağlı, çağdaş kafatasına sahip insanlardır onlar.
Ya berikiler?
Arada bir “kültür şok’u” yaşanmaktadır. Bu resimleri yan yana koyduk. Sıralama yaptık harflerle. Harf koymasak bile, sizler eşleştirebileceksiniz resimleri zaten.
“Benim anam da / Her evin anası gibi / Başında örtüsü / Elinde tespihi / Dilinde duası / Ayağında yemenisi / Saçlarının perçemi / Alnına düşerdi / El kadardı / Yakışırdı/
Gel zaman / Git zaman / Memuriyet icabı / Dolaştık memleket memleket / Balolarına gidilirdi / En önemlisi Cumhuriyet /
Balo dönüşü, kül kedisi misali / Sen sağ, ben selamet / Yine bir köşede seccadesi / Üzerinde asılı tespihi / Dibinde de yemenisi /
Bu kadının okuması yazması yoktu / Kaç defa biz oğullar, kızçeler / Yalvardık, şu harfleri öğren / ”Bir Müdür karısısın, ayıp oluyoru” / Diyerekten.
“Bak şimdi seçim zamanı / Sandığı koymuşlar kapımıza / Parmak basmayasın boşuna / Bizi de hafakanlar basmasın / Gel etme eyleme / Boyalı parmaktan kurtul / Biz de kurtulalım böylece /
Babam, karışmazdı anneme / “Biz polisiz elbette / Sokarlar bizleri nöbete / İti, uğursuzu vardır orada da / Olur a! / İçeri sıvışanlar olur arada / Onun için, dikerler Cennetin kapısına
Aynı kadın, evinde misafirlerine / Likörlü çikolata ikram ederdi. / Son model giyinirdi / Boncuk işlemeli, 12 köşeli / Üzerinde kuşların yuvası / Çantası, ayakkabısı, takısı / Mustantiğin, Malmüdürünün, Tapucun karıları / Gördüler mi, çatlarlardı / Yıllardan, 1946
Annem, “ Eşhedü eşhedü diye diye / Gözü gözlerimizin içinde / Aynen öğrettiğim gibi böyle /Sizler de / Aynen böyle / Dercesine / /Döküldü sözler, /Eşhedü’nün sonunu getiremedi / Zira yetmedi nefesi / Dahasını diyemedi…
Her başörtü konusu açıldı mı / İstisnasız / Anamın Eşhedülerini hatırlarım / Dinimizi dayatanlara da kızarım / Kafa benim kafa / Bundan sana ne? / Nasıl hükmedersin sen bana ?/ Hem niçin takılayım sana ?/ Herkes kendi yolunda/ Yok öyle dayatmaca /Çizgiden çıkılınca / İnsanlar tu-kaka! / Öyle mi ha? /Yok ya!
İktidar sahipleri / Tüttürdükleri çubukları / Hep tüttürsünler diye / Elalemin başını yakmağa / Hakları var mı? / Her koyun kendi bacağından asılmaz mı ? / Sana mı düştü / Vatandaşı çekip çevirme tasası / Ne hakla otuz beşe bakla? / “Keyfinin kâhyası mısın demezler mi? " / Hem de ne hakla?
Demirel bir dergide: Türban, şeriat devleti arayan İslâmi cereyanların kullanıldığı araçlardan biridir!” dememiş miydi? Oy uğruna dini kullanmak ha! Hadin, gidin işinize!
Rahmetli Osman Bölükbaşı derdi: “Oy gibi kızın olursa, onu istemeğe daha çok damat adayı gelir kapına!”
Men Dakka dukka / Yok öyle safsata / Herkesin Allahı kendisine / Alan da gaçan mı? / İyi olur inşallah ! Maşallah maşallah!