- Kategori
- Haber
Biz ki iskele batırmış bir milletiz!

İskele battı!
"İskele batırmış" bir ulusun bireyi olmaktan büyük övünç duyuyorum. Dünyanın başka hangi ülkesinde iskele batmıştır? Gemi, sandal, yat, bot, vapur, feribot, tanker, şilep yani denizde ve gölde ve dahi nehirde yüzen her araç batmıştır da hiç iskele batmış mıdır?
Biz kiiii Barbaroslar'ın, Mimar Sinanlar'ın torunlarıyız. Biz kiiiii denizde korsanlıktan tutup donanma komutanlığına getirdiğimiz Barbaroslar'la, köyünden tutup getirip elli yaşında mimarlığa başlattığımız Sinanlar'ın torunları olarak karada ve dahi denizde olunmadık binalar, tekneler yapmış atalara sahibizdir. Be hey cahiller bu nedir ki bir iskele yapamayıp suların dibine gönderirsiniz? "Lodos"muş. Yalan yahu. İskelenin olduğu Haliç girintisine lodosun dalgaları mı geliyor? Hani İstanbul'da oturup da her sabah bu iskeleleri kullanmasak yutacağız da, yutturamadılar. İskele bakımsızlıktan battı. Bir de İDO yönetimi ele aldıktan sonra iskelenin deniz üstündeki kısmını çok güzel yaptı da, su içindeki dubalara bakan olmadı.
Hadi klasik soruyu kendimize soralım: Biz neden böyleyiz? Şimdi insanları salak etmenin başka yöntemleri oluştu. Sabah akşam bir yerden bir yere giderken kulağına kulaklık takmış insanları sizler de görüyorsunuz değil mi? MP 3- 4- 5- 6 numarası her ne ise bu aletlerden müzik dinleyen insanlar bütün dünya ile ilişkilerini kesmiş, adeta esrar içmiş gibi çevrelerinden habersiz uçuşuyorlar. Etraftan haberleri yok. Bindikleri araçta "Yangın var" diye anons yapılsa duyacakları da yok. Bu neyi değiştirir ki? İnsanlar masum masum müzik dinliyor diyorsunuz. Oysa, sesini dibine kadar açtıkları müzik, onların hem kulaklarını duymaz hale getiriyor, hem de o müziğe yoğunlaşmaları beynin diyer bölgelerinin çalışmasını engelliyor. Bu durum uzadıkça salaklık da artıyor. Kanıt mı? İşte size kanıt. Güler misiniz, ağlar mısınız, düşünür müsünüz orası size kalmış. Geçen hafta içinde basına bir haber yansıdı. "Kontör çetesi çökertildi" diye. Buraya kadar her şey güzel. Bundan sonrası şaşırtıcı. Kontör dolandırıcıları şöyle çalışıyormuş: Çete üyeleri daha önce buldukları kişilerin cep telefonlarını arıyorlarmış. Telefonu çalan kişi doğal olarak telefonunu açıyor ve "Alo" diyor. Telefonu çaldıran kişi, telefonu açan kişiye şöyle diyor: "Aloo! Biz emniyet müdürlüğünden (bazen jandarma) arıyoruz. Hemen yakınınızda bulunan bir yerden bize kontör gönderin" Bizim telefon sahibi koşa koşa bir yerlerden kontör buluyor ve arayan kişiye gönderiyor. Ama komedi bitmedi. Telefonu çaldıran kişi telefon sahibine diyor ki "Biz tamam diyene kadar sakın cebini kapama". Bizim telefon sahibi yirmi dört saat telefonunu açık bırakıyor. Bu durumda bir kişi 7.000 YTL'lik kontör yollamış ve binlerce YTL'lik fatura ödemiş. Çünkü emir üzerine cebini hiç kapamamış. Çünkü, arayan kişi ilk kontör isteğinden sonra, kontör gönderen kişiye "Bizi ara" diyormuş. Telefon sahibi de arıyormuş. Sizce bu davranış en basit değişle "Salaklık" değil mi? Bu insanları kandıran kandırana, deniz fenerleri, bankerler, çok uluslu holdingler... Kimler kimler kandırmadı ki? Ortada bir salaklık var ama bunun nedeni ne ola? İşte bu insanlar denizde gemi değil de iskele batıran büyük müteahhitleri oluşturuyor. Sakın şaşırmayın!