- Kategori
- Haber
Biz mi anlatamıyoruz, biz mi anlamıyorlar?

ABD başkanı Barack Hüseyin OBAMA’nın Türkiye ziyaretini, orasından burasından tutarak değerlendireceğim. Bu değerlendirmeyi yaparken de olabildiğince <ı>“Objektif” ı>olmaya, dediklerini anlamaya, satır aralarını okumaya çalışacağım.
Öncelikle şunu belirteyim ki, elbette ABD başkanının ilk denizaşırı ziyaretinde Türkiye’yi seçmiş olması güzel bir şey, buna diyeceğimiz bir şey yok. Sonuç olarak ABD başkanının Türkiye ziyaretinden Türkiye için bir katkıyı beklemek, bir şeyler ummak ve olayı kendimize doğrudan yontmak gibi bir zafiyetin içinde olmamak gerekir.
Uluslar arası siyasetin gerçeği bu…
Diğer taraftan bu ziyaretin içini tümden de <ı>“Boş” ı>olarak nitelemek de bir o kadar yanlış olur. Önemli olan, ne aldığımız ve ne verdiğimizdir.
ABD başkanı, elbette ziyareti sırasında birçok yerde konuştu. Bize de sadece bu konuşmalardan yola çıkarak irdeleme ve yorumda bulunma kalıyor.
Başkanın söylemlerinden biri, Türkiye’nin AB’ye <ı>“Tam üyeliği” ı>ile ilgili. Amerika Birleşik Devletleri, kendi siyaseti açısından bunu gerekli görüyor ve başından beri destekliyor.
Her ne kadar Fransa, Danimarka ve Almanya gibi ülkeler açıktan buna <ı>“Hayır… İmtiyazlı ortak olsun” ı>diyorlar ve bu söylemlerinde ısrar ediyorlarsa da, ABD’nin desteği önemli…
Çünkü Avrupa Birliği ülkelerinin de çıkarları bir yerde Amerika ile kesişiyor. İşte o kesişme noktasında Amerika, ola ki tercihini bizden yana kullanır. Bu manada Amerika’nın destek verdiğini açıkça belirtmesi elbette yararlı…
Söylemlerinden ikincisi, Ermenistan ile Türkiye arasında yaşanan <ı>“Soykırım” ı>konusu…
Ermenistan, tüm dünyada Türklerin Ermenilere karşı soykırım uyguladığını ve bunu kabul etmemizi istiyor. Arkasından da toprak talebi geleceğini biliyoruz.
Oysa biz diyoruz ki <ı>“Gelin… Her iki ülke de arşivlerini açsın, kurulacak kurul bu arşivleri incelesin, sonuç neyse hep beraber açıkça görelim, sonucuna da herkes katlansın…”ı>
<ı>ı>
Ermenistan buna karşı çıkıyor…
Peki, Ermenistan’a bu konuda yani <ı>“Hadi… Herkes arşivlerini açsın” ı>konusunda bir baskı var mı?
Benim bildiği yok…
O zaman ABD başkanı, Ermenistan’a bu konuda baskı yapmalı ve <ı>“Konu, Türkiye ile Ermenistan arasında çözülmeli” ı>sözüne etkinlik kazandırmalıdır. İşin bu ayağı eksik kaldı…
Üçüncü ve önemli konulardan biri de Türkiye’deki PKK konusudur.
ABD, Türkiye’deki PKK yapılanmasını <ı>“Terör” ı>olarak niteliyor, buraya kadar tamam… Birlikte üzerine gideceklerini vurguluyor, burası da tamam, ama iş <ı>“Etkin”ı> olma noktasına gelince bir tarafı eksik kalıyor.
Bakınız üniversite öğrencilerinin bu konuda sorduğu soruya nasıl cevap veriyor. Soru şöyle: <ı>Siz ve Bush arasındaki fark nedir? Kuzey Irak'ta bir Kürt devletine izin verir misiniz?ı><ı> ı>
Cevap: <ı>Biz çok netiz. Türkiye'nin toprak bütünlüğüyle ilgili... Türkiye bizim müttefikimiz. NATO'ya göre de müttefikimizin toprak bütünlüğünü korumalıyız. Türkiye'nin parçalara bölünmesine neden olacak herhangi bir şeye karşı oluruz. Türkiye'deki Kürt azınlığın bu toplumda eşit fırsatlar elde edeceklerini düşünüyorum. Dini ve etnik azınlıkların toplumun bir parçası olması gerektiğini düşünüyorum.ı>
Anlaşılan o ki ABD başkanının bu konuda bilgi eksiği var… Soruya verilen cevabın içindeki <ı>“…Türkiye'deki Kürt azınlığın bu toplumda eşit fırsatlar elde edeceklerini düşünüyorum” ı>cümlesi çok önemli. Burada başkana yanlış bilgi veriliyor galiba…
Birincisi, Türkiye’de <ı>“Kürt azınlığı” ı>diye bir tanımlama yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne <ı>“Vatandaş” ı>olarak bağlı herkes, bu ülkenin vatandaşı sıfatındadır ve her türlü fırsat eşitliği de vardır. Herkes yasalar önünde eşit muamele görmektedir. Yani, yeniden <ı>“Elde edilecek” ı>bir şey yok.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, anayasasında belirtildiği gibi, bölünmez, parçalanmaz üniter yapıya sahiptir.
ABD Başkanının gerek TBMM kürsüsünden gerekse diğer yerlerde Türkiye’yi onurlandırmaya yönelik sözlerinden, Amerika’daki Washington anıtındaki Sultan Abdülmecit’in kitabesinden söz etmesinden son derece mutluyuz.
Ne var ki gerçekler ile mutluluklar, bazen birbiri üzerine çakışmıyor.
Ya biz <ı>“Gerçekleri” ı>anlatmayı becermiyoruz, ya da birileri anlamamakta ısrarlı davranıyorlar…
<ı>07 NİSAN 2009ı>