- Kategori
- Gündelik Yaşam
Biz seni uyanık bilirdik

Uyanık olması gerekenler uykuda
İstanbul'da kenar semtlerden birinde oturan yaşlı bir kadın padişahın huzuruna çıkmak istediğini saraydaki görevlilere bildirmiş, bunun üzerine sultanın karşısına çıkarılmıştı. Yaşlı kadın:
Evinin soyulduğunu ve bu olaydan padişahın sorumlu olduğunu söyleyerek şikâyette bulunur. Bunun üzerine hiddetlenen Kanuni:
-Bana bak kadın, sen niçin bu kadar derin uyku uyudun da evinin soyulduğunu duymadın? deyince, yaşlı kadın:
Padişahım! Kusura bakma, biz seni uyanık bilirdik, onun için evimizde rahat uyuyorduk, der. Bu cevap üzerine Kanuni utanarak:
-Haklısınız diyerek, kadının çalınan mallarının bedelini kendi malından öder.
Daha hayatının baharında 26 tane fidanı önce Allah’a güvenip, sonra da devletimizi ve ordumuzu yönetenler uyanık zannederek devlete emanet etmiştik. Şimdi annelerin yüreğine kor düştü. Gece birde başlayan çatışma sabahın ilk ışıklarına kadar sürüyor… Bizim medya’ya göre 26 asker şehit ve 22 asker de yaralanıyor. Diyarbakır.org’a göre 50 ‘yi aşkın asker hayatını kaybediyor… Yine başka bir takım kaynaklara göre de 57 şehit 18’i ağır olmak üzere 58 yaralı var.
Rakamlar önemli değil demek isterdim, ama önemli… Çünkü rakamla ifade edilenler birer insan, ülkemizin geleceği pırıl pırıl genç insanlar…
Ben şunu soruyorum gece 1:00 ile Hakkari’de güneşin doğuş saati olan 6 ya kadar süren bir çatışma; peki bu karakola 5 saatte neden destek gitmedi… Hava Kuvvetlerimiz uyuyor muydu? Yoksa haberin haber bültenlerine düşmesini mi beklediler? Acaba saldırı haberini; haber bültenlerinden, haber aldıkları için mi Diyarbakırda’ki hava üstündeki hareketlenme olaydan sonraya kaldı?
Terörist sayısı bizim medyaya göre 200 civarı, bir takım başka kaynaklara göre 400’ün üzerinde… Bu kadar büyük bir terörist gurubunun hareketini gözlemleyemiyorsa, o mili servetimizden milyarlar akıtarak, İsrail’den aldığımız heronlar ne işe yarıyor? Heronlardan önce de bir istihbaratımız yok muydu bizim? Ya da daha basit ifadeyle istihbarat servisimiz uyuyor mu?
Bizler Allah’ın bize emaneti olan çocuklarımıza göre hayatını dizayn eden insanlarız. Onların dershanesi için tatilimizden vazgeçebiliriz, ya da daha iyi okullarda okusunlar diye, kirası ucuz olsa bile ilçe merkezlerinden, il merkezine daha yüksek kiralar ödemeye razı olarak geliriz. Kendimiz hastalandığımızda devlet hastanesine gideriz, ama çocuklarımız hastalanırsa, en iyi çocuk doktoru neredeyse, hangi şehirde veya hangi özel hastanedeyse oraya gideriz. Yapabileceğimiz kadar değil, maddi ve manevi her anlamda ilgilenebileceğimiz kadar çocuk yaparız. Çocuğumuz okuldan geldiğinde, gözünün içine bakarız; acaba günü nasıl geçti morali nasıl diye… Yani sadece fiziksel ve maddi ihtiyaçlarını değil, ruhsal ve manevi ihtiyaçlarını da gözetir, her anlamda destek vermeye çalışırız. Çoğumuz, çalışan anne babalar olarak; 2 kişinin emeğinin karşılığıyla sadece bir çocuk yetiştirir ve en iyi okullara göndermek isteriz.
Hani sokaktaki vatandaş için değer arzeden pek çok şey, üretim atölyelerinde yerlerde sürünür ya; Gözümüzden kıskanarak büyüttüğümüz çocuklarımız, asker ocağında “nasılsa bunlardan çok var” mantığıyla karşılanıyor ki, pimi çekilmiş el bombasıyla cezalandırılabiliyor, ya da 5 saat boyunca bir karakolda ölüm kalım mücadelesinde yalnız bırakılabiliyor.
Kıssaya geri dönecek olursak, anneler sizler uyanıksınız diye uyuyabiliyordu Sayın Başbakanım ama görülüyor ki devletimizi ve ordumuzu yönetenler daha derin uykudaymış…
Kanuni kadının kaybını kendi cebinden ödüyor; peki sizler bu annelerin evlatlarını telafi edebilecek misiniz?
Vatan üzerinde yaşayacak çocuğun varsa bir değerdir, peki ya tek çocuğunu da, birilerinin görevini layıkıyla yapmaması nedeniyle teröre kurban vermişsen?