- Kategori
- Deneme
Bize mi takacak madalyonu!?
Peygamber Efendimiz (ASS)'in risaleti ile ufuklardan kendini gösteren ve karanlıkları aydınlığa dönüştüren İslâm nuru, insanların gönüllerini fetih etmeye başlamıştır. Akıllar ve gönüller, gerçek özgürlük ve nihai kurtuluşun habercisinin öncülüğünde aydınlanmaktadır. Gelişen hadiseler karşısında hegemonyalarını sürdüremeyeceklerini anlamaya başlayan Kureyşliler, bu ortaya çıkan yeni durumdan rahatsız olurlar. Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib'e gelerek:
“ Ya Muhammed'in şu yaptığı işe mani olması…” ( Allah'ın var ve tapılacak tek İlah olduğu gerçeğine inanmaya davetten…) “yahut da onu kendilerine terk edip teslim etmesi...” ,bu iki şıktan birini seçmediği takdirde artık kendisine inanmayacaklarını (!) bildirirler.
Gelen heyetten biri şöyle diyordu: “ Muhammed’i bize teslim et! Zaten o doğru yola (!) gelmekten uzaktır; onu öldürelim! İçimizden herhangi birinin en yakışıklı, en akıllı oğlunu istediğin gibi kendine evlât edinebilmen için seç al!”
Peygamberimizin amcası, bu durum üzerine, Resul-i Ekrem Efendimiz’i (sallallahu aleyhi ve sellem), koruma içgüdüsü ile hareket etmiş ve bunu bir miktar gelen heyete de belli etmiştir. Ancak; durumun nazik olduğu kanaati ile, konuyu Resûlullah’a açıkladı ve ona gelen heyetin niyetlerini ve isteklerini bildirdi. Kendisinin himâyesini yapan ve yapacak olan son kişinin de tereddütler içinde bulunduğunu müşahede eden Efendimiz (A.S.S.):
“Amca! Sen de mi beni terk etmek istiyorsun? Canımı eli altında tutan o Allah’a yemin ederim ki, şu ilahi tebliğ vazifemi terk edeyim diye güneşi sağ elime, ay’ı da sol elime verip bağışlasalar, sen bile beni terk edip bırakmış olsan, onların bu dediklerini yapmam… Rabbim Allah bana yeter!..”
Bu durum üzerine Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib, Efendimizi gözyaşları içinde kucakladı, onu öptü, kokladı ve ne pahasına olursa olsun kendisini korumaya devam edeceğini bildirdi.
Kendisine gelen heyete de: “ “Kendi hayatta kaldığı müddetçe asla yeğenini kendilerine terk etmeyeceğini, ancak bundan sonra kendisine karşı istediklerini yapabileceklerini söyleyerek…” gelen heyeti geri gönderdi” ”
Sonra, Mekke şehir meclisi, yeniden tartışmalar yaptılar ve aralarından Utbe’i Peygamberimize ((A.S.S.) gönderdiler. Utbe: Müşriklerin teklifi olan;
Hakk üzere yerine getirdiği risaletinde eksiltmeye gitmesi, bazılarını terk etmesi, yani taviz vermesi hususundaki isteklerini yerine getirmesi halinde, bunun karşılığında kendisine istediği kadar para verebileceklerini, isterse şehrin en güzel kızlarını kendisine zevce olarak verebileceklerini, şehir meclisi olarak anlaşarak karar verdiklerini ve eğer devlet başkanlığı görevine gelmek istiyorsa bunu da vermeye hazır olduklarını bildirmesi ve teklif etmeleri karşısında; Hz. Muhammet (A.S.S.), cevap olarak Utbe’ye; Kur’an-ı Kerim, Fussılet Suresi, 1-3. Ayetlerini okumuştur.
& & &
Söylemesek, yapmazsak dinimize engeli, seti, hileli olmazsak yurdumuza, asilik ve kötülük içinde olmasak milletimize, halkımıza ve hem kendimize?!... Hakk’ı unutmasak işimizde, gücümüzde! Bizlere mükafaatlar sunmaya, madalyonlar takmaya, yeltelenir mi müşrik, heveslenir mi, cesaret bulabilir mi yıkıcı, bozucu, sömürgeci, işgalci, istilacı müstevli?!
Esen kalın
Duran Açıkgöz / 18. 05. 2012
-Kaynaklar:
-Hamidullah M., 2003, İslâm Peygamberi, Y.Ş. Gazetesi K.A., İmaj A.Ş., Ankara