- Kategori
- Deneme
Bize Ne Oldu?
Nereden nereye geldik? Neleri kaybettik? Kaybettiklerimize değdi mi? Kazandıklarımız mutlu etti mi bizi? Değerlerimiz nerede? Değişen hayat şartlarına ayak uyduralım derken acaba yanlış yolda mı ilerledik? Hiç bu soruları kendinize sordunuz mu? Gerçekten şu an mutlu musunuz? Eğer bu soruları sorduysanız ve hala mutsuz iseniz nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Gözlem yapmayı çok severim. Gerek çalıştığım yerlerde, gerek çevremde ve gerekse ailemde. Öyle çok şeyleri yitirdik ki. Hepsini yazacağım merak etmeyin. Arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın. Arada durun gözlerinizi kapatın ve düşünün sadece düşünün. Doğrumu diye?
Saygı; yitirdiğimiz değerler arasında. Veli, öğretmene saygı duymuyor. Bunu nasıl dile getiriyor? Eğer özel okul ise, para ödüyorum işiniz bu diyerek. Devlet okulu ise, asla çocuğunun eksiklerini kabul etmeyerek. Saygı büyüklerimize gösterdiğimiz hürmet değil midir? Bizden daha bilgili olan kişilere, gazilere, yaşça büyük olan insanlara. Peki nerede ve ne zaman yitirdik bizler bu güzel erdemi. Yitirdik ve maalesef çocuklarımıza da öğretmiyoruz. Artık parası, gücü, menfaatimiz olana saygı duyuyor ve çocuklarımıza da ne yazık ki bunu öğretiyoruz. Şimdi bundan dolayı mutlu muyuz?
Paylaşma; bu da kaybettiklerimizden. Dostumuzun, arkadaşımızın, komşumuzun, yakınımızdaki kişilerin acısını - sevincini, derdini, yeri geldi mi soframızı, yemeğimizi paylaşma. Yalandan paylaşmalar yaşıyoruz. Üzüntüsünü dinliyor, üzülüyor gibi yapıyor içten içe mutlu oluyoruz. Ya da başarısızlığını, dibe vuruşunu. Artık başkalarının kederleriyle beslenir olmuşuz. Egomuzu tatmin ederek kendimizi mutlu ediyor, takdir ediyoruz. Başkalarının başarısızlığı bizim başarımız olmuş. Peki bundan mutlu muyuz gerçekten? Ne kadar süreli tatmin ediyor bizi? Ya birinin sevincini, başarısını dinlediğimizde mutlu olabiliyor muyuz? Yoksa içten içe kıskanıyor ve öfkeye mi kapılıyoruz?
Sevgi; hep şairler, yazarlar, filozoflar yazmışlardır. Dünya sevgi üzerine kurulmuş olsaydı hiç problem kalmazdı diye. "Büyüklerimizi sayıp, küçüklerimizi sevelim" kaldı mı sizce. Çocuklarımıza katlanamaz hale geldik. Onlarla vakit geçiremez olduk. Sevgimizi de parayla değerlendirir olduk. "Bak seni kursa, özel okula, aktifitelere yolluyorum. Bir dünya para döküyorum. Her istediğini yapıyorum, alıyorum." demiyor muyuz? Ama çocuk sizin harcadığınız paraya bakmaz. O daha saf ve temizdir. Onun ilgilendiği, ne kadar vakit geçiriyorsunuz, dinliyormusunuz, başını kaç kere okşadığınız veya sırtını sıvazlayıp sıvazlamadığınızdır.
Aslında daha es geçtiğimiz bir dünya değer var. Bugün sadece bunları yazmak istedim. Kiminle konuşsam mutsuz, tatminsiz, bezgin, bitkin. Mutlu olmak için farklı yollar deniyorlar. Kimi; meditasyona, spora, çeşitli şifa yollarını deniyor. Kimi ise; aldatıyor. Parası olmayanda "Para var Huzur var" diyor. Oysa bizler özümüze dönsek, bizi biz yapan değerlerimize sarılsak, tekrardan saygı duymayı, sevmeyi ve paylaşmayı öğrensek; aslında öğrenmekte değil, bu duygularımızı gün yüzüne çıkarsak. Hayatımızın nasıl renklendiğini, aradığımız eksikliğin hayatımıza girdiğini göreceğiz.
Diyeceksiniz ki dünya değişiyor. Evet değişiyor. Değişime karşı olmak değil bu. Kendimizi eğitelim, okuyalım, sosyalleşelim, teknolojiyle ilgilenelim, çevremizde ki gelişmeleri takip edelim. Ama bunları yaparken de bizi biz yapan değerleri yıkmayalım, unutmayalım, silmeyelim. Çünkü gerek yok. Onlara sahip olarak da gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurabiliriz.
Velhasıl kelam güzel olan hiçbir şey kaybolmasın........
Su EREM - Yaşam Koçu
Mail : erem73@hotmail.com