- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bizi biz yapan değerler

Sevgili okurlar, ilk yazımda yazmanın güzelliğinden bahsetmiş, neden blog'a üye olduğumu açıklamıştım. Evet, iyi kötü hepimiz birşeyler karalıyoruz şu sanal aleme. Yazmak kimine kolay gelir, kimine zor. Gerçi Türkiye'de gündem o kadar canlı ki, yazmak hiç de zor olmuyor çoğu zaman. Milliyet Blog dünyasında en aktif ilk kişi bunun en iyi örneği. Bana kalırsa, yazmak için ( özellikle gündem dışı ) okumak çok önemli. Konu zenginliği, duyguları iyi ifade edebilme, okuyanı yakalama hüneri bence iyi okumadan geçiyor. Bırakın yazmayı, toplumda etkili ve akıcı konuşma için bile okuma birinci sırada gelir.
Babam toplumdaki ciddi okuyanlardandır. Hatırı sayılır kütübhanesi vardır. Küçük yaşlardan beri bizi okumaya teşvik etmiştir. O zamanki baskı bende ne yazık ki ters etki yapmış, üniversite çağlarına kadar çok az kitap okumuşumdur. Üniversite yıllarında çevrenin etkisiyle kitap okumaya başladım. Ne yazık ki yeterli derecede kitap okuyamadım. Mütevazi bir kitaplığım var. Bu aralar ağırlık verdim, okumaya. Neden, dedim ya yazmanın en önemli koşullarından biri okumak. Yaşadığımız toplumda bilinçli olmanın koşulu da okumak. Bu işler etki tepki işi. Aslında bizi biz yapan değerler, okumakla biçimleniyor ve zenginleşiyor. Her evde zengin ve güzel bir kitaplık olmalı. Çocuklarımıza örnek olmalıyız. Kitaplarımıza saygıdır, onları evimizin en güzel yerinde tutmalıyız. Salonlarımızdaki bibloların, tabak çanakların, saksıların yerinde ( veya yanında ) kitaplarımızın olması daha güzel olmaz mı? Birçok kişi sanki utanılacak birşeymiş gibi saklar kitaplarını, göstermek istemez sanki, evin en uzak köşesinde yığar kitaplarını.
Denir ki, TV kitabın en büyük düşmanı. Doğrudur. Yoğun dizi tufanına kaptırmışız kendimizi, kitap okumaya zaman yok. Ben hiç bir zaman TV in esiri olmadım. İşim yoksa TV yi seyretmem, bizim evde TV gece yatana kadar açık ( eskiden İstiklal Marşına kadar derlerdi ) değildir. Odadan çıkarken ışığı nasıl kapatırsak, seyrettiğimiz her ne ise bitince TV yi de kapatırız. Okumak için ( özellikle hafta arası ) yatağa bir saat önce giriyorum, iyi oluyor. Uykusuzluk çekmemiş de oluyorum. İlk zamanlar çabuk uykusu geliyor insanın ama sonraları alışıyorsunuz, tavsiye ederim. Erken yatması gereken kızıma da örnek olmuş oluyorum.
Evet sevgili okurlar, yazmaya devam ediyoruz. Konularımızın zenginliği için ya gezeceğiz, ya da okuyacağız. Tecrübeler bunu söylüyor.
İstanbul'a kar geliyormuş. Bu kış, soğuk dışında pek yağış göreceğimizi zannetmiyorum. Meteorolojiden anlıyan biri olarak ciddi bir kar beklemiyorum. Seneler öncesi İstanbul'dan karlı bir görüntüyü ekledim köşeye.
Sevgi ile kalın....
Babam toplumdaki ciddi okuyanlardandır. Hatırı sayılır kütübhanesi vardır. Küçük yaşlardan beri bizi okumaya teşvik etmiştir. O zamanki baskı bende ne yazık ki ters etki yapmış, üniversite çağlarına kadar çok az kitap okumuşumdur. Üniversite yıllarında çevrenin etkisiyle kitap okumaya başladım. Ne yazık ki yeterli derecede kitap okuyamadım. Mütevazi bir kitaplığım var. Bu aralar ağırlık verdim, okumaya. Neden, dedim ya yazmanın en önemli koşullarından biri okumak. Yaşadığımız toplumda bilinçli olmanın koşulu da okumak. Bu işler etki tepki işi. Aslında bizi biz yapan değerler, okumakla biçimleniyor ve zenginleşiyor. Her evde zengin ve güzel bir kitaplık olmalı. Çocuklarımıza örnek olmalıyız. Kitaplarımıza saygıdır, onları evimizin en güzel yerinde tutmalıyız. Salonlarımızdaki bibloların, tabak çanakların, saksıların yerinde ( veya yanında ) kitaplarımızın olması daha güzel olmaz mı? Birçok kişi sanki utanılacak birşeymiş gibi saklar kitaplarını, göstermek istemez sanki, evin en uzak köşesinde yığar kitaplarını.
Denir ki, TV kitabın en büyük düşmanı. Doğrudur. Yoğun dizi tufanına kaptırmışız kendimizi, kitap okumaya zaman yok. Ben hiç bir zaman TV in esiri olmadım. İşim yoksa TV yi seyretmem, bizim evde TV gece yatana kadar açık ( eskiden İstiklal Marşına kadar derlerdi ) değildir. Odadan çıkarken ışığı nasıl kapatırsak, seyrettiğimiz her ne ise bitince TV yi de kapatırız. Okumak için ( özellikle hafta arası ) yatağa bir saat önce giriyorum, iyi oluyor. Uykusuzluk çekmemiş de oluyorum. İlk zamanlar çabuk uykusu geliyor insanın ama sonraları alışıyorsunuz, tavsiye ederim. Erken yatması gereken kızıma da örnek olmuş oluyorum.
Evet sevgili okurlar, yazmaya devam ediyoruz. Konularımızın zenginliği için ya gezeceğiz, ya da okuyacağız. Tecrübeler bunu söylüyor.
İstanbul'a kar geliyormuş. Bu kış, soğuk dışında pek yağış göreceğimizi zannetmiyorum. Meteorolojiden anlıyan biri olarak ciddi bir kar beklemiyorum. Seneler öncesi İstanbul'dan karlı bir görüntüyü ekledim köşeye.
Sevgi ile kalın....


