​ Bizi kuşatan zamana karşı bir başkaldırı / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '10

 
Kategori
Sosyoloji
 

Bizi kuşatan zamana karşı bir başkaldırı

Bizi kuşatan zamana karşı bir başkaldırı
 

Hekim Şerafettin SABUNCUOĞLU(Amasya1386-1470)


Geçenler bir arkadaşım yaşadığı nice olumsuzluklara bir tepki olarak: Zamanı hükümsüz saydım, diye yazmış bana. ''Her şeyi zamana havale etmek'', sonra da yan gelip yatarak; bize uygun bir karar verebileceğini beklemek, boşluğu gözetlemek gibi bir durum olsa gerek. Hukuk konusunda bilgili olan arkadaşıma ne diyeceğimiz şaşırmıştım o an.

Anladım ki yıllar sonra ''zaman'' ile barışık olamamış, ona yabancılaşarak ''herkes kendi yoluna'' demek istemişti. Oysa bildiğimiz gibi ''zaman'' yer yer iyi bir ilaç olsa da, yeri geldiğinde en acımasız bir biçimde gösterirdi dişlerini. Birden bire ''kurtla kuzu'' ya da ''aslanla tilki'' durumuna düşüverirdik. Güçlü ile güçsüz ya da saldırganlık ile kurnazlık arasında salınıp durmuyor muyuz her an?

Bükemediğin kolu dostça sıkacaksın Barış, diye yazdım. Bütün çabana rağmen yenemediğin bir güç karşısında ya gerileyecek ya yenilerek eriyecek ya da geri geri çekilerek son vurucu bir darbe ile öcünü alacaksın, dedim. Ne ki zaman böyle bir varlık değil Barış, diye de ekledim. İçtiğimiz su ya da yediğimiz yoğurt gibi değil zaman. Dokunamaz, konuşamaz, paylaşamaz, alamaz veremezsin zamanı, dedim. Gücü de buradan geliyor olsa gerek Sevgili Barış, dedim. Bence kendisi için vereceğimiz hiçbir hüküm geçerli olamaz. Bizi anlamayan, bizi dinlemeyen, her şeyi hallaç pamuğu gibi attıran bir Deli Dumrul karşısında ne yapabilir ki!

O ‘’zaman’’ ki kendi kararını dayatacak kadar güçlüdür. Kimine göre zalim olan zaman, kimine göre bir fırsat, bir zenginlik ya da saltanat demektir. Okuduğumuz nice yazıtlara göre her türlü egemenlik biçimi de zaman adlı süreçte olup bitmemiş mi Barış. Sen dertlenerek demiş olsan da zamanın hükmüne göre davranmayacaksın biliyorum. Yeri geldiğinde karşı koyarsın aklına yatmayan bir şey olursa. Bunaldığını ve tek başına olduğunu ve anlatan bir başkaldırı bu bence. Bir düş gibi de olsa zamana karşı, sık sık başkaldırmalıyız ki kendisine karşı direnen taşlar ile yıldızlar kadar dirençli olabileceğimizi anlasın. Yalnız olduğumuz, dayanışmadan yoksun olduğumuz, hukukun güçlülere göre ayarlanabildiği bir süreçte zaman ne yapabilir, ben de şimdi onu gözlüyorum.

Güneş ile ay dedenin arkadaşı olduğunu öğretmişti, babam bana zamanın. Kurtlar, kuşlar, ağaçlar ile bütün canlı cansız her şey zaman adlı uçsuz bucaksız birer yolculuğun parçaları olarak; doğarlar, büyürler, günü geldiğinde de yok olurlardı. Bu yüzden, diye eklemişti gökyüzündeki takımyıldızları tek tek saydıktan sonra: Ne geleceğimiz ne de gideceğimiz günü biliriz. Zaman söz dinlemez oğlum, demişti. Kördür, sağırdır. Kendi bildiğini okur zaman. Güneş ile ay nasıl birbirini kovalıyor ise biz de zaman ile birbirimizi kovalar dururuz. Az da olsa bazen biz kovalarız onu, bunu unutma, demişti uyku beni sarıp sarmalarken.

 
Toplam blog
: 570
: 1034
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..