​ Bizi sömürenler / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bizi sömürenler

Bizi sömürenler
 

Dikkat edin başımızda sürekli birileri var. Aklımız sürekli meşgul ediliyor ve yönlendiriliyoruz. Aslında normal görünen çoğu olaylar bizi içine çeken bir hortum. Şizofren olduğumu düşünmeyin. Bazen "profesyonellik" bazen de "çağdaşlık" olarak itelenmeye çalışılan fikirler beyin yıkama araçları olmasın. Dikkat edin!
Diziler peşpeşe girdi hayatımıza. Oğlu uğruna bir gecelik aşk yaşayan kadın salladı gündemi. Töre uğruna istemediğine verilen oldu. Babası oğlunu ellere teslim etti. Magazin dünyası aldatılan, aldanan ve aldatan dizileri konu etti. Bazı diziler içinde geçen üstü kapalı, ama insanlarımızı özendiren sahnelerle dolu. Mesela bayramları yurtdışında geçirmek tatil oluyor. Dekolte giyinmek güzel olmak manasına geliyor. Akşam yemeğinde şarap içmek. Daha gerçekçi bir örneği dikkat ederseniz siz de önümüzdeki ay birebir canlı tanığı olacaksınız. Her sene olduğu gibi diziler, reklamlar ve gazeteler "Noel"den bahsedip, pahalı markalardan hediye almaya zorlayacak. Bu nasıl olacak? İzleme oranı yüksek olan dizilerin baş karakterleri dizide ellerinde markaları belli olan karton poşetlerle birbirlerine hediyeler alacak, bunu gören izleyenler ekran başında bir hediye heyecanına girerek aklına (kaliteli) hediye alma fikri işlenecektir. Çünkü sevdikleri, aynı dizideki kahramanları gibi en iyisine layıktırlar!

Dizileri geçelim, reklamları izleyelim. Haydi televizyonu açıp, reklam gösteren bir kanalı ayarlayın. sayalım bakalım reklamların kaç tanesi bir Türk firmasına ait? Ben çok denedim. %80-90 yabancı kökenli reklamlar. Yani ne demek, seyrettiğim her on firmanın belki bir ikisi Türk! Piyasa kimin elinde sorusu geliyor aklıma.
Bankaların ve televizyon kanallarının yabancı ortaklı gruplara satılması, 1920 Osmanlı dönemindeki teslimiyetini sadece bana mı çağırıştırıyor? Dikkat edin; Serv Antlaşması'ndan sonra hangi ülke hangi toprakları alamadıysa, şimdi parasını bastırıp çatır çatır aldığı rüya mı? İkinci dil tercih sebebi. Bilmiyorsan işe alınmıyorsun! Dili kültürümüzü yaymaktansa, başka kültürlere kaymaya boyun eğmek için mi öğreniyoruz?

Hadi geçtik sosyal hayata; tarım ne durumda? Ege'nin uçsuz bucaksız veremli topraklarında en güzel meyve ve sebzeleri üreten çiftçi emeğinin karşılığını alıyor ki daha fazla üretsin. Kota dostu filmler gibi kısıtlı yükleniyor mallar kamyonlara.
Doğu kaçakçılık sevdasına tembelleşmeye terk edilmiş. Sürekli hayır yardımları o çiçekleri sularken, hayırsızların çoğu kandırılıp dağlara çıkarılıyor. Yaptırılan okullardaki öğretmene, hizmet götüren doktora kurşun yağdırıyor. Sonra da "özerklik" bahane ediyor. Benim okuyamadığım kadar güzel okullar varken köyünde, adamların derdi oradaki refah düzeyiymiş. Ne farkın kaldı, bacağıma yapışmış dilenciden?

Kampanyalar düzenleyen organizasyonlar, biraz da bu devlet için çalışanlara bakın. Şu anda doğru düzün oku(ya)mamış vasıfsız gibi görünüp cebinde en kral telefonla gezen züppelere bu devlet gözünü budakdan sakınmadan yeşil kart veriyor. Okuyamayan çocuğunun, defterini kitabını karşılıyor, aşılarının tamamını köy köy gezip yaptırıyor, her gün yardım akıyor. Ramazan diyorlar, şeçim diyorlar, kar kış diyorlar koli koli erzakları gidiyor. Onun doğan çocuğu başına 50 ytl verirken, devlet memurunun çocuğu 10-20 ytl ile yetiniyor.

Ya bu ülkenin okumuş insanları? (Aydınları kastedmiyorum, onlar başka bir yağın hamuru!) ÖSS illetinden kolunu koparanlar, 4-5 sene üniversite köşelerinde dirsek çürütüp mezun olduklarında okuduklarının karşılığını alabiliyorlar mı? Sorun bakalım Kardelen Ayşe'ye ve diğer öğretmenlere kursaklarını çocuklarından arttırdıkları doyurabiliyor mu? Polise sorun, hakkettiği gibi yaşıyor mu? Ya canını dişine takmış TSK personeli? Açın gözlerinizi merak edin! O dağda hergün haber olan kahramanlar, gözü arkada ailelerine ne fayda sağlayabiliyorlar? Utanırsınız bilseniz!

Sahip çıkalım bu ülkeye, parçalanmayalım, parçalatmayalım! Bir birimize sahip çıkalım. Bize dost yok bizden başka. Değerlerimize, öğretilerimize, büyüklerimize, küçüklerimize... Ellere kanmayalım. Sadece seyredip alkışlamayalım. Yanlışı düzeltelim, doğruyu paylaşalım. Tarihimizi okuyalım, küçüklere kendimiz gerçekleriyle anlatalım. İşimizi yapabileceğimiz en güzel şekilde yapalım. "Bir ben mi?" demeyelim. Okuduğumuzu, izlediğimizi körü körüne değil "neden" sorusunu sorarak anlamaya çalışalım. Yoksa hayat ucuz bir film değil! Özellikle Türkiye gibi ateşten çember içinde olan bir ülke için...

 
Toplam blog
: 68
: 4699
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

Tıp doktoru ve iki senedir online sağlık danışma hizmeti veren  sitesinin yöneticisiyim. Sık ka..