- Kategori
- Bebek - Çocuk
Hem ateşli, hem ağzı yara...
Hayatımda bir ilki daha yaşadım!
Oğlum, minik bebeğim, aynı zamanda aslan parçam ateşli hastalığa yakalandı. Bir yandan çıkardığı dişler, bir yandan da ağzındaki yaralar pazar gününden bu yana perişan etti bizi.
Sen nasıl doktorsun demeyin! Oluyor, bizim de hastalığımız, yakınlarımızın hastalığı. Her şey defter kitapta yazdığı gibi olmadığından ne kadar dikkat etsek de mikroplara teslim olabiliyoruz! İşte benim için hayatın anlamı olan, yemeden yedireceğim, giymeden giydereceğim yavrum da ben hasta olmadan hasta oldu! Minik kuş süzüldü, eridi! Anam nazar değdi dedi, ateşi var. Dedim ne nazarı, atlatır. Mikroptur altı üstü, antibiyotiğe bile gerek yok! Demeden bir gün gece ateş çıkınca 39, 5 dereceye bir telaş aldı bizi. Bulabildiğim ilaçı tıkıverdim kavga dövüş. Ne hali varsa kavgaya? Gece uyandı durdu, soğuk uyguladık. Gecenin ortasında yatağından çıkar çıkmaz içine düştüğün buz parçalarını hayal et. Sabahı bir kurtuluş gibi beklerken, gelen sabahın aslında bir hiç olduğunu, zamanla sesin majörden minöre dönerek bir kedi miyavlaması hali aldığını görürsünüz! Ye oğlum, yemez. Boğazlar kıpkırmızı. Pamuk deyse sanarsın zımpara, o derece hasas. Bir de dil yara olmuş. Değdikçe ağrıyor. İnanır mısınız, suyu bile içemiyor. Biz sadece bu kadar sanıyorduk salyalar akınca farkettik: azı dişi de çıkıyor! Haydiii...
Atlattık şükür. Ateş kontrol altında, dili kısmen yara. Diş çıkıcak, salyalar hala akıyor. Elime daha zayıf, narin geliyor vücudu. Yemek istemiyor ama zorla bir şeyler kandırıp yediriyoruz. Bugün daha rahat.
Kötü bir tecrübe atlattık ama bu da her ana babanın yaşayacağı şeyler. Allah daha beterini yaşamasın! Kimseye yaşatmasın. Çocuklar hasta olmasın, sakat kalmasın, ölmesin, şehit olmasın. Dahası sapmasın, sapıtmasın, erimesin, karşı gelmesin, unutmasın. Sevsin, sevilsin, saysın sayılsın, koşsun oynasın. Büyük adamlar olsun!