Bizi üzen haberler / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bizi üzen haberler

Bu sabah ısınmış yatağımda, eşimin telefonuna gelen mesaj seslerine uyandım. Gözlerim yarı açık, saatin kaç olduğuna baktığımda saat:5, 30’u gösteriyordu. Daha erkendi, yorganıma iyice sarıldım ve düşünmeye başladım.. Birazdan kalkacak, hayat gailesine düşecektik. Bir an, çalışmayan insanlara nasıl özendim bilemezsiniz. Şimdi, bu kapalı ve yağmurlu havada uyumak ne keyif verici olurdu ama!

Çaresizce ve içimden yakına yakına banyoya doğru yol aldım.
Eşim ve oğlum hala uyuyorlardı.Aynadan kendime baktım.Yorgunluğumu tam atamamış mıydım ne? Biraz soluk gibiydim.Neyse, elimi yüzümü yıkadım. ”Günaydın! Uyanın “ diye eşime ve oğluma seslendim.Uyanmaya hiç niyetleri yoktu.Alelacele mutfağa girdim, hızlı hareketlerle çay suyunu ve haşlamak için yumurtaları ocağa koydum.Kahvaltı sofrasını hazırladım.

Eşim uyandı ve ekmek almaya çıktı.O sırada ben oğlumun odasına girdim.Saçlarını okşadım, kulağına güzel şeyler fısıldadım.Hem uyanmasını söylüyor hem de uyanmasın diye sesizce öpüyordum.Kıyamıyordum, bir parça daha uyumasını kâr sayıyordum.O sırada zil çaldı. Eşim elinde mis kokulu sıcacık ekmekle içeri girdi.”Hava soğuk, üşüdüm” diyerek mutfağa geçti.Oğlumu uyandırdım.Hazırlandık. Hepimiz kahvaltı için sofradaydık.En sevdiğim öğün kahvaltı için.

Camlar buğulu buğulu..İnsanlar işe koşturuyorlar.Eşim gayet huzurlu, bir yandan çayını yudumluyor bir yandan da ekmeğine bal süren yavrumuza “yumurtanıda ye” diye söyleniyor.İçimden “Keşke söylemeseydi.Şimdi inadına yemez” diyorum.annelik duyguları ile.-Ergenlikteyiz de, bizim düşüncelerimiz ve duygularımız küçük prens tarafından şu anlık onaylanmıyor-Neyse, ben zevkle, tatsız bulduğum yumurtama tuz ekiyorum.Birden televizyondaki bir haber ilgimiz çekiyor ve hepimiz başlarımızı televizyona çeviriyoruz.Amerikalı’lar yeni silah icaat etmişler.İnsana yoğun bir acı veren derecesi yükseltildiğinde ise neredeyse insanı yok eden bir silah.Sinirlenerek “Çok marifetmiş gibi “ gibi diyorum.Sözlerim hala uykusu açılmamış oğlumun, aniden sesizliğini bozuyor ve “Anne söylermisin, kendilerini nasıl savunacaklar” diyor.”Silahla mı düzelecek herşey” diyorum sertçe ve üzülerek.Oğlum”Dünya bu haldeyken, neyi değiştireceksin”diyor.Geçmiş olsun dercesine.Anlatmak istediğim bütün dünyanın “Ağaç yaşken eğilir” atasözünü benimseyerek, yeni neslimizi bu şekilde yetiştirmeleri.Hala umutla ”Oğlum, bir bitkiyi beslemek için zehir verirsen diken olur , su verirsen çiçek açar. diye cevap veriyorum.Bunun için de ”Eğitim olmalı” derken eşim üniversite eğitimininde çözüm olmadığını dile getiriyor.”Hayır”diyorum ısrarla.Ben o eğitimden söz etmiyorum ki! Bir insan, kalbini, beynini ve ruhunu güzelliklere açmalıdır, kötülüklere değil.Nasibini buna göre alır” diyorum.

Ardından bir haber daha.Ve Bangladeş’li kardeşlerimiz.Kucaklarında yavruları ve yalvaran gözlerle gökyüzüne doğru bakıyorlar.Onlar ne güneşin doğuşunu izliyorlar ne de günbatımını.Onlar sadece bir yardım uçağının savuracağı yemek poşetine bağlamışlar bütün umutlarını.Paylarına düşüp düşmeyeceği belli olmayan bir parça ekmek için. Çok üzülerek;“Şükretmeliyiz” diyorum.Yüce rabbimizin verdiği bütün nimetler için.Sahip olduklarımız için.

Dilerim; Her yönden güçlü Amerika, silah yerine sevgiyle donansın.

Dilerim; Bangladeş’li kardeşlerimiz, gökyüzüne yalvaran değil, gülen gözlerle baksınlar.

 
Toplam blog
: 62
: 554
Kayıt tarihi
: 11.08.07
 
 

05.09.1969 İstanbul doğumluyum. Halkla İlişkiler mezunuyum. Evliyim. 19 yaşında Cemre adında bir ..