- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Bizim medyayı anlamak..!

Anlamak tabiri pek doğru oldu mu bilemiyorum. Çünkü kişi olarak ben tam olarak anladığımı söyleyemiyorum. Bugün ana haber bültenlerine şöyle bir göz attım. Hemen hemen hepsinde kumarhane patronları arasında yaşanan bir hesaplaşma en önemli günden maddelerinden biriydi. Sunucular güvenlik kameralarının kaydettiği görüntüleri binbir heyecanla anlatırken yüzlerinde de anlamsız bir "Neden, niye..!" sorusu vardı. Kimse bu kadar kısa bir zaman dilimi içerisinde şiddetin giderek yükseldiği bu denli bir topluma nasıl dönüştüğümüzün cevabını veremiyor gibiydi.
Aslında bu tür bir dönüşüm de en önemli katkılardan biri de yine medyadan geliyordu. Şiddetin gün her saatinde standart olarak insanlara sunulduğu, hemen hemen hiçbir dizide silahın, şiddetin eksik olmadığı yayınlar arasında bireylerin de standartlarının değişmesi en doğal eylem olacaktı. Ben hatırlıyorum çocukluğumda bu tür sahneler bu denli yoğun görülmezdi. Çünkü o zamanlarda sadece ve sadece bir TRT' miz vardı ve onun da kendine göre bazı kuralları vardı. Çocukluğumuz şu anki şansız nesiller gibi bu denli kanla ve şiddetle yoğrulmuş değildi.
Ateş etmeyi, adam vurmayı, boğaz kesmeyi sürekli gören, bu tür sahnelere alışık bir kuşaktan nasıl olur da siz şiddetten uzak durmasını ve sonuna kadar BARIŞ yanlısı olmasını ve insanlara ve onun üstünde CANA değer vermesini beklersiniz. Bunu aileler, okullar ve basın-medya organları yapamazken bunun beklentisine girmek yapılabilecek en haksız davranışlardan biri olsa gerek. Sonrası liseli gençlerin kavgaları, lise cinayetleri, öğretmenini bıcaklayan, arkadaşını döven, kendini Memati veya Polat zanneden...Bir sinema çıkışında gördüğüm babasıyla Testere filmine gitmek için kavga eden en fazla 5 yaşındaki çocukta mıdır günah???
Öyle ekranın köşesine koyacağınız -ki bunu da RTÜK kural olarak getirdi- bir sembolle genç beyinleri korumak genelde mümkün olmayacaktır. Belki ben yanlış düşünüyorumdur (keşke) kaç aile bu sembollere bakarak çocuklarını TV başından uzak tutuyordur veya kaç çocuk gördüğü bu sembollere göre hangi programı izleyeceğinin bilincine sahip hale getirilmiştir.
Hadi bunlar zararlı yayınlarda uyulması gereken seçicilikle ilgili tespitler. Peki ya içeriğiyle izleyen herkese birşeyler katacak, hoş vakit geçirmekle kalmayıp izleyicisine de birşeyler verecek programlar. Söyleyeyim neredeler, varsa da muhtemelen gece yarısı 03:00 civarlarına konmuştur.:(( Çünkü bu tür yapımların rating' i düşükmüş. Çok merak ediyorum bu rating' leri ölçtükleri bu aileleri kim nasıl seçiyor ve hatta bu aileler gerçekten var mı?
Bakalım el birliğiyle toplumumuzu bir yerlere taşıyoruz veya birileri bunu bizim elimizle yaptırıyor. Sonucun nereye gideceği herkesce malum.
Hoşcakalın..!