- Kategori
- Blog
Blog Baştan Kokar...

Hanidir blog nehrine inmişliğim, nehrin serin sularında yunmuşluğum yoktu ya; meğer nehrin suları ne kadar da soğukmuş (*) birader. Kıvrıla kıvrıla akan ama bir türlü deryaya kavuşamayan bahtsız (**) bir nehir olsa da “hiç yoktan iyidir, köysüz olanın köyüdür” hesabınca hasbelkader nehre inenlerden eyledik kendimizi. Eyledik eylemesine de nehrin aktığı yönü bir türlü tayin edemediğimizden midir yoksa “orla burla hep bizim oluyo” diyen ahalinin gölgesinde kaldığımızdan mıdır bilinmez ne suyundan istifade edebildik doğru dürüst ne de balığından. Hoş, balıkların ekseriyetiyle münasebetimiz iç güveysinden hallice idi, idi ama arada bir kılçığı sert olanı da var idi.
Lafı uzatmayalım, işte günlerden bir gün, saatlerden bir saat, anlardan bir an blog nehrinde yunacağım tuttu ya, palas pandıras nehir kıyısına inmemizle suya girmemiz bir oldu. Hani cevval delikanlılar suya atlarken etraftaki güzel hanım kızlara hava atmak isterler de; koşa koşa gelip evvela havaya uçup sonra da suya artistik bir hareketle dalarlar ya.. aynen ona benzer bir niyetle bu fakir kulcaaz da evvela gerindi, sonra yürüdü yürüdü, derken koşmaya başladı, zıplama noktasına varır varmaz zıplayıp havada planör misali süzüldükten sonra fevkaladenin fevkinde bir artistik inişle nehre daldı. Daldı dalmasına ama dalmasıyla damarlarında akan asil kanın donması bir oldu.
Tabi bu da bir nevi şans sayılır aslında. Ya nehrin dibindeki bir kaya parçasıyla kafa kafaya verseydim de kafamın tası atsaydı! Ya havadaki o muhteşem süzülüş neticesinde dalışımızı iyi ayarlayamasaydık da nehir kenarına çakılıp kalsaydık! Maazallah! Ama bunlardan iyi olan fakat genele matuf nahoş olan bir durum hâsıl oldu da donduk kaldık vesselam. Bir kulaç attık, iki kulaç attık derken soğuktan mosmor kesildik. Arada bir nehir başında devriye gezen bekçilerden yardım istediysek de donan iliklerimize bir fâidesi dokunmadı bu yardım çağrısının. Lakin nehirdeki balıklar el birlik bir şeyler yapmaya çalışmışlar tabi..
Kimin aklına geldiyse bir tanesi sık sık nefes alıp verelim ki solungaçlarımızdan geçen su yavaş yavaş da olsa ısınır, “bir balığın nesi var çok balığın nefesi var” sloganıyla solungaca kuvvet demişler.. Keza zaman zaman nehrin ılıklaştığı ve içimizi tatlı bir sıcaklığın kapladığı da oldu. Oldu olmasına da arada bir sıcaklığı yaran sert ve soğuk akımlar da fakiri huzursuz etti.
“E atladık bir kere, madem ıslandık, dona dona da olsa, yana yana da olsa nehrin sonuna kadar gidelim, belki deryaya kavuşuruz, ılık ve tuzlu sularda ruhumuzu da dinlendiririz” diyerek sabrettik tabi. Bir sabrettik, iki sabrettik. Kimi nehir sakinleri kendilerini can havliyle nehrin dışına atarken kimileri sıcak su kaynaklarını bulmak üzere başak akıntılara kapıldılar. Kimisi de “ya herru ya merru” diyerek daha da soğuk kısımlara doğru gitti..
Elhak su hayattır. Suda hayat vardır. Hayat su ile kaimdir. Lakin sudan suya da fark vardır. Tıpkı balıktan balığa olduğu gibi.. İşte bu akış gidiş içerisinde yer yer sığlıklarda debelendik, zaman zaman derinliklerde kaybolduk, kimi an oksijensiz kimi zaman yiyeceksiz kaldık. Ha bir de balık ahalisi de bir alem olmuş; eski balıklar yeni balıklar diye istiflenmişler, hadi nehrin hallerine az çok akıl erdirebildik de, bu balık istifini hiç aklım almadı doğrusu.
Binaenaleyh fakir kul için bu bloğu yazmak elzem oldu. Fikirlerine değer verdiğim bir büyüğümün “ya herru ya merru diyerek yola çık, hakkını al” deyişini müteakip kendimce bir hareket planı oluşturdum. Ancak bu plan öncesinde yukarıdaki analitik serüveni yazmamız da icab etti.
Biz elimizden geleni yapacağız yapmasına da blog baştan kokarmış(***), onu da anladık.
Sevgi ve muhabbetle..
Murat HACIOĞLU
11.11.2012, Denizli
(*) Burada soğuk olan sadece sudur. Suyun içindeki balıkları bundan tenzih ederim.
(**) Burada da bahtsızlık genele has bir tabirdir. Mutlu azınlık yahut seçilmiş olanlar hariçtir.
(***) Burada efradını cami bir izahımız olmayacak, anlayan anlasın
(**) Burada da bahtsızlık genele has bir tabirdir. Mutlu azınlık yahut seçilmiş olanlar hariçtir.
(***) Burada efradını cami bir izahımız olmayacak, anlayan anlasın