Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
422
 

Blog ve Adrenalin...

Blog ve Adrenalin...
 

Bu aralar... Nedendir bilmem, yazılarım geç veriliyor yayına...

Yazıyorum... Gönderiyorum... Bekle ki çıksın.

Çıkmaya çıkıyor da... Bakıyorum birkaç yazı altta. Yani gönderme saatim geçerli, bekletmeler geçersiz.

Düşünüyorum bu arada tabii... Neden olabilir ki acaba?

Sanırım bazı yazılarımın içeriği yüzünden.

Gözümün önünde canlandırabiliyorum... Editörler dikmişler gözlerini yazıma, bakıyorlar "Şimdi hangi kategoriye koymalı bunu" diyerek, saçlarını başlarını yoluyorlar.

Doğrusu ben de bulamıyorum bazı yazılarıma kategori... Sorumluluğu editörlere atıyorum. Onlar bilir nasıl olsa "o şaheser (!)"in nereye yakışacağını. Ama onlar da yanılıyor bazı bazı. Bakıyorum hiç ilgisiz bir yazım "psikoloji" kategorisinde. "Hmmm " Diyorum. "Onlardan iyi mi bileceğim. Demek ki beeennn, farkında olmadan... Psikoloji konusunda yazmışım."

Yazı yazmak çok kolay... Resim seçmek de. Ama ondan sonrası gerçekten işkence (değil aslında abartıyorum).

Yazının kabul edilme süreci sancılı. Resmin çıkma olasılığı... Belirsiz. Ööööyle bekliyorsunuz.

Bundan şikayetçi miyim? Aslaaaa. O heyecanı (!) seviyorum. Hani bilirsiniz ya... Adrenalin meselesi.

Şimdi bazıları böyle bir konuda, "adrenalin yükselmesi"ni abartılı bulacaklar... Bulsunlar.

Herkes duygularını farklı yaşar. Bazıları günün moda deyimi ile "cool" takılırlar.

Bazıları da işte benim gibi... En küçük bir olayda bile... Az da olsa "heyecan" ararlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ama çok fazla bekliyoruz adrenalin çok fazla oluyor. Doktor arkadaşlara sormak lazım fazlası kalbe zararlı olabilir:) Peki yorumların ve cevapların çok beklemesine, hatta bazı cevaplarımızın kaybolmasına nasıl yorum getirebiliriz:( Bazen diyorumki herhalde insanlar yorumlarına cevap yazmadığımı düşünecekler artık. Yinede burada olmak çok keyifli tabiki. Haklarını yememek lazım bir çok yere göre çok düzgün çalışıyor editörler. Bu kadar kusur kadı kızında da olur değilmi:) Sevgiler

Haşim Arıkan 
 18.06.2007 16:34
Cevap :
Merhaba, Benimki sadece şımarıklık ve naz:)) Şaka tabii ki. Evet, aslında mutluyum Milliyet Blog'da olmaktan:)) Ve... Şikayet değildi yazım aslında. Hoşuma da gidiyor o bekleme süreci (her ne kadar çok sık başıma gelmese de). Blogdaki bazı arkadaşların şikayetidir bana o yazıyı yazdıran aslını sorarsanız. Bu arada... Mesleğimden dolayı bilirim, merak etmeyin... Bunlar cesaretlendirici ve teşvik edici stres türü (eustress). Yani iyi stress:))) Mutlukalın:)  19.06.2007 13:14
 

gerçekten de Madamex, iyi bilirim:) Ama heyecanı da güzedir doğrusu hele de arz-ı endam edip yayına çıkınca!:) Bir de yorumlar gelmeye başladı mı, 'Değmeyin keyfime!, diyor insan. Sevgilerimle.

nilgun 
 18.06.2007 15:49
Cevap :
Merhaba, Emek veriyoruz kendimizce... Ve bunun sonucunda da yazdıklarımızı yayında görmek, olumlu veya olumsuz (ama mutlaka saygı çerçevesinde ve kişiselleştirilmemiş) yorumlardan yola çıkarak "hangi noktada olduğumuzu görmek... Diğer pencerelerden de yaşama bakabilmek değil mi amacımız? Teşekkür ediyorum içten yorumunuza. Mutlukalın:)  19.06.2007 13:17
 

sevgili madamex malesefki sadece senin yazıların bekletilmiyor,bir çok arkadaşımız aynı sıkıntıyı yaşıyor,bunlara bende dahilim.benim siyasi yazılarım genelde bekletiliyor.belden aşagı yazdığımda anında yayında.hatta bir dönem bekletilmekten sıkılıp sık sık belden aşagı konular yazmaya başladım.ama bu bende değildim.kısaca ya bu deveyi gütmeliydim,ya da bu diyardan gitmeliydim.ben tercihimi deveyi gütmekten yana buldum.saygılarımla

Adem ÇALIŞKAN 
 18.06.2007 15:49
Cevap :
Merhaba, Aslında itiraf etmeliyim ki... Çok da başıma gelmiyor benim. Ama okuduğum bloglardan bazılarındaki şikayetleri gördüğümde (bir veya iki yazımda da olsa aynı şeyleri yaşadığımdan olsa gerek) parmaklarım kendiliğinden yazdı bu yazıyı. Ama böyle bir nedenle de değiştirmeyin tarzınızı desem:)) Mutlukalın:)  19.06.2007 13:15
 

"paranoyakça korkular ve yaşamı kendine zehit etme" adında algıladığım yazınızı "seçkilerine" koymuşlar, daha ne yapsınlar sizin için. içini doldurun bir çekirdeğin ve sizi şöyle keyifle bir okuyayım. ok? cool olmadı pek ama idare ediverin. sağlıcakla kalın. not: kimse kimse için saçını başını yolmaz siz merak etmeyin burada. birimiz gider diğeri gelir onlar için. siz yazılarınıza bakın. baktınız olmuyor, kategori bulamadınız, gündelik yaşam deyin geçin. belki bir ay seyehatinizi yazarsınız. soran olursa da gittim kardeşim dersiniz. o gündelik yaşamınız. ister sıradan ister sıradışı; kime ki ne..

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 18.06.2007 15:46
Cevap :
Merhaba, Gözünüzden kaçmış olmalı, içi dolu o çekirdeklerin. Ama bilirsiniz yazılar, "dikte etmek" şeklinde yazılabileceği gibi (Ki hiç tercihim olmayan bir tarz)... Bilimsel yolun seçildiği bir yolla da anlatılabilir istenilen. Bazan da bir örgünün içinde "anlaşılmaya" bırakılır gözlemler. Kimi kez mizah yaparak, kimileyin de bir hikâye kurgulayarak dile getiririz satır aralarında "asıl söylemek istediklerimizi." Bu arada ilginç (!) önerilerinize teşekkürler:)) Mutlukalın:)  19.06.2007 13:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1910
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster