- Kategori
- Blog
Habur'un kapısı taştan, o kapı çıkardı beni baştan!

Ne de güzel türküler söyledik blog üzerine. "Habur sevdası" üzerine, kına yakar gibi türküler yaktık. Şaka yapalım dedik. Kaka olduk. Bizi koydular kapının dışına. Şimdi Habur Sınır Kapısından, gelen geçen tır’ları seyredip, teselli buluyoruz.
Arkadaşımız Beran Uzer, Blog kategorisi üzerine bir araştırma sayfası açtı. Rağbet gördü. “BLOG kategorisinin kaldırılmasını öneriyorum” diye. Herkes fikrini söylüyor.
"Blog kalsın mı kalksın mı?" diye ortaya atılan konu, cazip. Ama, unutulmamalı ki, Blog idaresi, bu blog kategorisinden nefes alıyor ve de hayat buluyor. Ucundan da şöhret olma, tık alma savaşlarıyle geçinenler var.
Sevgili arkadaşımız Beran, cevabında, bana diyor ki. “siz zaten şöhretsiniz. Sizin tık’a ihtiyacınız mı var?” diyor ve ekliyor: “ Son yazınızın Blog kategorisi ile ilgisi yok. Dilimin ucunda kalmasın. Aklımdan geçeni söyleyeyim dedim” diye cevaben yanıt vermiş bana.
İdaremiz, işi sıkı takip ediyor anlaşılan. Beran Hanım benim için böyle teşhis koydu ve yazdı ya, hemen harekete geçti idare. Kategorimi, üzerinden sekiz saat geçtikten sonra, ossaat değiştiriverdiler. Beran Hanıma da , sevgili idaremize de söylüyorum buradan, o son yazımın kategorisi doğrudur. Neden doğrudur? Mevzubahis yazıda fotoğraf karelerinin doluluğundan, yapılması gerekenlerden bahsedip, sizler de fotoğraf makinesi kullanıyorsunuz blogcu olarak. Kareleri siz de doldurun” demeğe getiriyordum. Kime? “Blogcu” arkadaşlarıma. Ama, sağlık olsun. Her halde, editör arkadaşlarımızdan birinin hassasiyetine takılmış olabilir diye düşünüyorum.
Yoksa, sınır muhafızları dolduruşa mı geldi. Ne dersiniz? Yahut biz mi tahrik ettik onları. Şaka yollu takılmıştık Beran Hanıma yaptığımız yorumda.
Blog kategorisinin, esasında “DNA' sı bozuldu” zamanla. Sınırda nöbetçilerini, çiftleseniz de düzeleceği yok. Hepten de kaldırılamaz. Sadece, müeyyideler getirilir. O kadar!
İdare, bu sefer kararlı. Beran Hanıma gelen cevaplardan yola çıkarak idaremiz bir karara varacak. Ya Habur Sınır Kapısında bekleşmekten temelli kurtulacağız ya da belli müeyyidelerle bu kategoriye yazılar yazacağız.
Ha, nerde kalmıştık? Ne demiştik biz Beran Hanıma yaptığımız yorumda? Ki, Sevgili İdaremiz alınmış oldu? Şöyle demiştik: “Habur Sınır Kapısından kaçak geçmeğe çalışan bir tır’da, yapılan aramada, ön tarafta göstermelik “blog meteryali”nin istiflendiği, arka taraflarda yapılan aramalarda da, çuval dolusu kaçak “lay-lay-lom’lu CD’ler yakalandı” demişiz. Ve de eklemişiz “ Daha arka bölümlerde “ editöre selam, lay-lay-lom’lara devam isimli CD’lerin yanı sıra ‘Ben aklımı peynir ekmekle ve blog’la yemedim”, “blog’da meşhur olmanın yöntemleri”, “ Ah başım, vah başım. Blogla çıktı canım”, “Bloğunu sevsinler, dilini sevsinler senin”, isimli yapıtlara el konulmuştur. “ dedikti. Maksadımız şaka yollu espri yapmaktı.
İdare dediğiniz, şakadan anlar, diye düşündük. Ki, kendimizi haksız yere bilerek ve acımasızca helak ederek, itham da ederek, misal de göstererek “blog harici yazı yazıyorum ha, haberiniz ola!” demeğe getirmiştik. Kendimizi “ele” vermiştik. Kendi kendimizi sobeledik!
Hikmetinden sual olunmaz. İdare ne düşündü, bilemiyoruz. Bizi Blog kategorisinden çıkarıp, kapının önüne koydu.
Şimdi Beran Hanım’ın anketi bitsin. Neticeyi bekleyeceğiz ve göreceğiz. İnşallah düzelir işler de bu BLOG kategorisinden ya temelli kurtuluruz ya da refaha çıkarız.
Ört ki, ölem!
N O T : Blog kategorisinden azledilen yazımızın link’i

