​ Borçlusun Türkiye! / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '13

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Borçlusun Türkiye!

Borçlusun Türkiye!
 

Karlı İstanbul hüznü anlatır (Alıntı)


Hazine Müsteşarlığı 22 Nisan'da 2013/73 sayılı Basın Duyurusu ile 31 Mart 2013 tarihini dikkate alarak Türkiye'nin borcunu 537,2 milyar lira olarak açıkladı. Borcun 392,8 milyarlık kısmı "TL" cinsinden, 144,4 milyarlık kısmı da "Döviz" cinsinden.

Pekiyi bu ne anlama gelmektedir?

“Kusura bakma değerli kardeşim!” Düne kadar IMF sömürüyordu da şimdi diğerleri ne ediyor, diye sormazlar mı?

Bak çok yerinde bir şey soruyor Sevgili Suat, diyor ki 2002 de 136 milyar dolar borcu olan Türkiye ne gibi aşama kaydetti de bugün borcunu iki buçuğa katladı?

Melih Dönmez de diyor ki "Satılmadık devlet malının kalmadığını da dikkate alırsan bunun cevabı ne olmalı?"

*

Şimdi ihtiyatla anlamaya çalışalım; kamu kesimi borçlanma gereği (KKBG) kamu kesimini oluşturan tüm birimlerin toplam gelir ve gider durumları arasındaki farkı gösterir ve kamu kesiminin toplam borçlanma ihtiyacını hesaplamakta kullanılır. KKBG, toplam kamu kesimi açıklarının Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla'ya (GSYİH) oranlanmasıyla ölçülmektedir.

Türkiye'de toplam kamu kesimi finansman açığı; merkezi yönetim bütçe açığı, KİT'lerin bütçe açığı, mahalli idareler bütçe açığı, döner sermayeli işletmeler bütçe açıkları, sosyal güvenlik kuruluşları açıkları, işsizlik sigortası fonu açıkları ve fonların açıkları toplamından oluşmaktadır.

*

Devletin borçlanabilme yetkisine sahip olması, borçlanma konusunda sınırsız yetkilere sahip olduğu anlamına gelmemelidir. Yetki sınırları aşılarak gerçekleştirilen devlet borçlanmaları; “borçlanmayla sağlanması planlanan ekonomik yararların” gerçekleşmemesine ve hatta zararların ortaya çıkmasına neden olur.

Öyleyse sorun nedir?

Buradaki en büyük sorun borçların sürdürülemez hale gelmesidir.

Kamu borç stokunun sürdürülebilirliği genel olarak "Kamu borç stokunun milli gelire oranının uzun dönemde sabit kalması" olarak tanımlanabilir. Sürdürülebilir borç stoku oranı bir ekonominin borçlanmaya devam edip edemeyeceğini ya da vadesi gelen borçlarını yeniden borçlanarak ödeyip ödeyemeyeceğini ifade eder. Sürdürülebilir borç stoku oranı her ekonomi için ve üstelik dünyada oluşan ekonomik koşulların değişimine paralel olarak değişim gösteren bir kavramdır.

Sonuç olarak belirli bir düzeyi aşan borç, eğer milli ekonomi açısından ekonomik dengeyi bozucu etkilere sahip düzeye gelmişse, bunun sonu önce haysiyeti, sonra geleceği ve en sonunda da istiklali yitirmektir.

Toplam borç stokunun mili gelire oranı yüzde 69'dan yüzde 43'e gerilemiştir.

Bu haliyle Türkiye, AB ülkelerinden çok daha iyi bir konumdadır ama borç stokunun yüzde 14'ü yabancı yatırımcılar tarafından tutulmaktadır. Bankaların portföyü ise iç borç stokunun yüzde 82'sidir. Başka bir deyişle Hazine'nin en önemli müşterisi bankalardır.

*

İşte bu, Türkiye'yi "likidite tuzağı" olarak adlandırılan bir ölü noktaya götürmektedir.

Bu noktada piyasaya ne kadar para sürseniz de faiz en düşük seviyeye inse de, tahvil ve bono alımları felce uğramaktadır. Ekonomi, likidite tuzağına düşünce parasal tedbirlerle iş hayatını canlandırabilmek ve tekrar tam istihdam düzeyine yaklaşabilmek imkânı ortadan kalkmaktadır.

Türkiye'de piyasa, gizli kişisel likidite ile ayakta durma savaşı vermektedir. Gerçekte bütün göstergeler tepe takla durumdadır. Yalan dolan beyanlarla vatandaşın gözü boyanmamalıdır. Ülke ekonomisi “birilerine” kredi yaratma ve kullandırma derdindedir. Kullanılan bu krediler “gizli kişisel likidite” seyridir. Bu da bitecektir. Kaçınılmaz olarak ülkede “zam fırtınası” çok yakında başlayacaktır. Hükümette kamu ekonomisini bilen ve donanımlı olan kişiler elbette vardır.

Başka nasıl izah edilmeli bilemiyorum.

 
Toplam blog
: 276
: 1102
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..