- Kategori
- Gündelik Yaşam
Boş konuşuyorum
Az önce hevesle mutfağa gidip ketıla su koydum. Foş foş foş sesleri eşliğinde ısınan su, ketılın düğmesinin çıt diye atmasıyla sonuçlandı. Isınan suyu, üzerinde kalpler olan havalı bardağıma koydum. Ucunda markası bulunan sallama çayın markası koptu. Sadece ip ve poşet olarak kaldılar. Bir hüzün çökmüş olmalıydı o an içlerine. İpin artık dışarıda kalmasının bir anlamı yoktu benim için. Onu da bardağın içine ittim. Çayın rengi yavaş yavaş suda dağılırken, karıştırma kaşığımla poşetin üstüne iyice bastırdım. Böyle yapınca demli bir çay içiyormuş gibi hissediyorum kendimi. Keyif alıyorum. Bardağımı sapından tuttuğum gibi odama gitme zamanıydı şimdi.
Ders kalp çay ikilisini tamamlamıştım artık. Çalışmam için hiç bir engel yoktu. Fosforlu kalemlerim de tamamdı. Fışt fışt sesleri eşliğinde önemli bulduğum yerlerin üstünü çizebilecektim bu sayede. Bardağımı masaya koydum. Algı psikolojisi sınavının notlarını bulmak üzere kütüphaneme yöneldim. Bu hoş muydu yani şimdi. Notlarım yoktu ama sınav vardı. Sinirli sinirli sandalyeme oturdum. Çayımdan bir yudum aldım. Notlarımı nerede unutmuş olabileceğimi düşündüm. Evet son zamanlarda hep böyleydim. Hemen 1 hafta öncesine döndüm ve inciraltına kumpir yemeğe gittim o günü hatırladım. Karnımın doymasının verdiği hazla, aramda duygusal bağ kurduğum beyaz, üstünde siyah puantiyeler ve kenarında 3 küçük domuzcuk olan şemsiyemi unutmuştum. Bu benim için korkunç bir şeydi. Kaloriferle oturduğum koltuk arasında kalmıştı. Belki de yere düşecekti ve orada kimse onu farketmeden sessizce varlığını sürdürmeye devam edecekti. Belki de benim oturduğum yere başkası oturup şemsiyemi görecekti ve benim onu ilk gördüğümde hissettiğim duyguları hissedip evine götürecekti. Hayır buna katlanamazdım!!! Hemen gittiğim yerin numarasını internetten buldum. Telefona çıkan sese en kibar ses tonumu takınıp şemsiyemi ve yerini özenle tarif ettim. Ya anlamadıysa diye "kaloriferle koltuk arasında demiştim diymi diymi. İlk bakışta göremeyebilirsiniz ama aramaktan vazgeçmeyin" gibi gereksiz cümleler kurup yerini 3747386 defa tekrarladım. Kibar ses tonumun adam için sinir bozucu olmaya başlamasına fırsat vermeden kapattım telefonu sonra da. "Dayan" dedim içimden şemsiyeme, "dayaan!!" .. Ertesi gün şemsiyeme kavuşmuştum. Kasada, telefonu açan şahsın yanında duruyordu. Şemsiyeme özlemle baktım ve onu yuvasına geri götürdüm. Peki ya notlarım nerede ve kimleydi. Nasıl ulaşıcaktım onlara. Sınava hep 1 gün öncesinden çalışan öğrenci modeli olmak istemiyordum ama ben bu sefer. 3 gün öncesinden başlamış olacaktım. Sınavdan da 100 alacaktım. Hiç hoş değildi o an hissettiklerim. Sonra bir anda aklıma bir fikir geldi. İnternetten kaynak bulup, ordan çalışmaya başlıycaktım. Evet çok zekiydim. Peki sonra ne mi oldu? Her zamanki döngü gerçek oldu. Önce bi feysbukuma bakiyim de sonra araştırmaya başlarım dedim. Sonra > deviantart > milliyet, hürriyet ve o bu şu gibi gazetelerin siteleri son olarak da > bloğum ve bu yazı bana eşlik ettiler. Arkadaşıma mesaj attım yarın getiricek notları. Napalım artık. Yarın çalışmaya başlarım.