- Kategori
- Ankara
Boynu bükük Ankara ve şanlı İstanbul
Seçimlerin de yaklaşmasıyla İstanbul için çılgın olan ve olmayan proje tasarıları gündeme gelmeye başladı. Zaten İstanbul için Kültür Başkenti projesi vardı. Bu projelerin pırıltısı biz Ankaralıları kıskandırıyor. Ankara için bizi heyecanlandıracak bir proje ufukta gözükmüyor. Başlatılan metro çalışmaları bile yarım kalmış, sahiplenilmeyi bekliyor. Dünyada başkent olup bu kadar ihmal edilen ve dünyada da bu kadar tanınmayan başka bir şehir yoktur herhalde. Türkiye’ye turist olarak gelmiş bir yabancıya hangi şehirleri bildiğini sorun. Büyük ihtimalle Ankara hatırlanan ilk beş şehir arasına giremeyecektir. Ankara’nın ihmale uğramışlığı ortadayken, bir de bankaların genel müdürlüklerinin İstanbul’a taşınma projesi Ankara’yı iyice ekonomik açıdan zaafa uğratacak ve belki de Ankara’yı çoğu Anadolu şehrinden farksız hale getirecektir. Halihazırda Ankara’nın başkent oluşu her yıl coşkuyla kutlanmazken, zaten denizinin olmaması, iklimi Ankara’yı sevmemek için bir bahaneyken, önemli merkezlerini İstanbul’a kaptırması cabası olacaktır. Ankara, zaten griyken daha da grileşecektir. Burada İstanbul’u geleceğin başkenti fikrine hazırlanması çabası var gibi görünüyor. Tabii buna ilkönce stratejik sebepler dayanak olarak gösterilecektir. Tehdidin Doğu’dan geldiği, Avrupa’ya açılmak için İstanbul’un başkent olması gerektiği düşüncesi gibi. Anlaşılan iktidarın aklında, Ankara’nın, Cumhuriyet Türkiyesi’nin, İstanbul’un ise, saltanatın sembolü olduğu düşüncesi var. Öyleyse, eski Osmanlı’nın itibarına ulaşmak için, İstanbul başkent yapılmalıdır (!!!) Oysa tarihçiler bilir ki, Osmanlı döneminde bile başkentin İstanbul’dan Anadolu’ya taşınması düşüncesi vardı ancak, İstanbul’daki dükalıkların karşı çıkması nedeniyle bir türlü hayata geçirilememişti. Günümüzde ise, İstanbul’u Vatikan benzeri özerk bir statüye kavuşturma çabası vardır. Öğrencisi olmayan Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma çabası ve Fener Patrikliğine “ekümeniklik” sıfatının verilmesi gerektiği tartışmaları da bunun göstergesidir. Ankara, suyu çekilmiş bir Anadolu kasabası olarak kalacak, onun yerine Batı’nın denetimi altındaki İstanbul geçecektir. Oysa, Atatürk İstanbul’a düşman değildi, olamazdı. Stratejik açıdan, Türkiye’nin merkezi olan Ankara’nın başkent olması gerektiği düşünüldü ve yapıldı. Atatürk, İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etti. Onun karşı olduğu İstanbul değil, kendi eliyle Osmanlı Devleti’ni Avrupalılara bölüşmeleri için veren padişahlık idaresiydi. Bu kadar İstanbul için yapılan yatırımlardan, projelerden bahsettik. Peki İstanbul halkı bu durumdan memnun mu? Memnun olanlar vardır. Ancak, projelerin işe yarar bir sonuç vermeyeceğine inananlar da var. Çünkü en önemli derdi geçim ve hayat gailesi olan önemli bir kesim de yaşıyor İstanbul’da. Başkent’in İstanbul’a taşınması, pahalılığı, kalabalıklığı, trafiği de artıracağı için, bunu istemeyenler de çoktur. Çünkü İstanbul, mevcut yükünü bile taşımakta zorlanmaktadır. Benim önerim, İstanbul’u daha da çok parlatma çabalarıyla birlikte, Ankara’da da başkentin şanına yakışacak projeler uygulanmalı ki, Ankara İstanbul’u kıskanmasın, şanlı İstanbul’un yanında boynu bükük kalmasın.