​ Bozdağlar'ın arasında saklı kalmış bir hazine: Birgi... / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '13

     
    Kategori
    Kültür - Sanat
     

    Bozdağlar'ın arasında saklı kalmış bir hazine: Birgi...

    Bozdağlar'ın arasında saklı kalmış bir hazine: Birgi...
     

    Birgi


    Yeşil doğası, tarihi dokusu, sayısız tescilli eseri ve Osmanlı evleri ile son yıllarda adından sıkça söz ettiren Birgi, fotoğraf meraklıları, sanat severler ve  alternatif turizm güzergahları arayanların mutlaka gelip görmesi gereken özel bir kasaba.

    Tarihi

    Kent, ilkçağlardaki adı Tmolos olan ve pek çok mitolojik öyküde bahsi geçen Bozdağlar’ın güney yamacında kurulmuş. Tam ortasından akan Sarıyar Deresi Bozdağ’ın zirvelerinden gelen kar suyunu Küçük Menderes Nehrin’e ulaştırıyor. Yerleşim yeri bu derenin iki yakası boyunca uzanmakta.

    Birgi, günümüzde İzmir’in Ödemiş İlçesine bağlı yaklaşık 3000 nüfuslu küçük bir belde. Ancak tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve Persliler’den Osmanlılara pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan bu belde özellikle orta çağda Anadolu’nun en önemli yerleşim yerlerinden biriydi.

    Birgi’nin tarihteki ilk adı “Zeus’un Şehri” veya “Zeus’a adanmış şehir” anlamına gelen “Dios Hieron”dur. Bu ad M.Ö. 7. Yüzyılda Romalılar tarafından verilmiş. Romalılar M.S. 4. Yüzyılda Hıristiyanlık’ı benimsedikten sonra paganist dinlerin bütün kalıntılarını silmek isteyen din adamları bu sefer de şehrin adını “İsa’nın Şehri” anlamına gelen “Christo Polis” olarak değiştirmiş.

    Bizans Döneminde de kutsal bir yer olmayı sürdüren kent 5. Yüzyılda piskoposluk 7. Yüzyılda ise başpiskoposluk merkezi olmuş.

    Birgi tarihteki altın çağını 14. Yüzyılda Aydınoğlu Beyliği’nin hakimiyeti altındayken yaşadı. Bölgeyi 1307 yılında fetheden Türkmen Beyi Aydınoğlu Mehmet Bey, şehri beyliğinin başkenti yaptı. Mehmet Bey fetihten 5 yıl sonra Beylikler döneminin ilk camilerinden biri olan ünlü Ulu Cami’yi yaptırdı.

    Mehmet Bey 1334 yılında bir av esnasında atından düşerek öldü ve Ulu Caminin yanındaki kendi ismini taşıyan türbeye gömüldü. Yerine oğlu Gazi Umur Bey geçti. Umur Bey denizciliğe büyük önem verdi ve İzmir’de ilk Türk donanmasını kurdu. Kurduğu donanmayla Haçlıları büyük bozgunlara uğrattı ve bütün Ege Denizi’ne hakim oldu. Umur Bey henüz 39 yaşında iken İzmir kuşatması sırasında askerlerinin moralini yüksek tutmak için ön saflarda savaşırken şehit oldu ve babasının yanına gömüldü.

    Birgi 1426 yılında Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına girdi ve Aydın sancağına bağlandı. Kent artık bir başkent değildi ama önemli bir ilim ve din merkezi olmayı sürdürdü. Osmanlılar burayı hiçbir zaman ihmal etmedi.

    Osmanlı sultanlarından Kanuni Sultan Süleyman Han’ın oğlu Şehzade II. Selim’in hocalarından Ataullah Efendi 16. Yüzyılda Birgi’de bir medrese yaptırdı ve  bu medreseye müderris olarak yaşadığı dönemin en meşhur alimlerinden biri olan ve halk tarafından çok sevilen İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi’yi gönderdi. Mehmet Efendi hayatının sonuna dek Birgi’de yaşadı ve Altmışa yakın kitap yazdı. En önemli eserleri arasında olan Tarikat-ı Muhammediye ve Vasiyetname-i Birgivi yüz yıllar boyunca her zümreden kişiler için baş ucu kitabı olmuştur. Hayatı boyunca dinin bütün bidatlardan ve hurafelerden arındırılmasını gerektiğini savunan Birgivi Hazretleri kendisinden sonraki pek çok kişi ve akımı etkilemiştir.

    Birgi Evleri

    Çoğu iki katlı ve cumbalı olan evler yöreye özgü mimari bir üslupla inşa edilmiştir. Temel yapı elemanları bölgede bolca bulunan moloz taş, tuğla yapımında kullanılan killi toprak ve ahşaptır. Zemin katları taş üst katları ve çatısı ise ahşap olan bu evler aynı zamanda içerdeki yaşantıyı gizleyen yüksek bahçe duvarlarıyla çevrilidir. Evlerin üstünü geniş bir saçak dolanır. Tuvalet, kiler, mutfak gibi odaların bulunduğu zemin kattan üst kata ahşap bir merdivenle çıkılır. Bu katta geniş ve açık bir çardak bulunur. Odaların kapıları bu çardağa açılır.

    Birgi Evlerinin en önemli özelliği duvarlarındaki süslemelerde gizlidir. Bu süslemelerde 19. Yüzyıldan itibaren etkisinde kalınan Avrupai Barok üslubunun izleri görülmektedir. Dışarıdan bakıldığında tamamen geleneksel bir Türk evi görünümünde olan Sandıkoğlu Konağı bunun en güzel göstergesidir. Bu konağın üst katında yer alan baş odasındaki süslemeler ve şehir panoramaları mimari yapının aksine bütünüyle barok sanatı üslubundadır.

    Çakırağa Konağı

    Kasabadaki evlerin en meşhuru şüphesiz zengin bir deri tüccarı olan Şerif Ali Ağa tarafından 18. Yüzyılda yaptırılan Çakırağa Konağı’dır. Rivayete göre Şerif Ali Ağa işi gereği zamanının çoğunu yurt dışında geçirir. Özellikle Paris ve Venedik gibi ünlü şehirlerde  gördüğü görkemli yapılardan çok etkilenir ve memleketi Birgi’de bunlara benzeyen bir konak yaptırmaya karar verir. Beş yıllık çalışmanın ardından ortaya çıkan yapı tam bir mimarlık şaheseridir.

    Çakırağa Konağı U planlı ve 3 katlıdır. Tıpkı diğer Birgi evleri gibi zemin kat, taş üst katlar ise ahşaptır. Ahşap malzemeler Venedik’ten getirtilmiştir. Az pencereli ve basık tavanlı orta kat kış, bol pencereli, yüksek tavanlı  üst kat ise yaz aylarında kullanılmak üzere tasarlanmış. Her iki katta da güzel bir Bozdağ manzarasına sahip taht bölümleri bulunur.

    Konağın iç ve dış duvarlarında barok tarzında yapılmış pek çok göz alıcı süslemelerle bezelidir. Ayrıca tavanlardaki ahşap işçiliği mükemmeldir.

    Şerif Ali Ağa’nın hanımlarının sıla hasretini dindirmek için yaptırdığı İzmir ve İstanbul odaları konağın en özel odalarıdır. Bu odalarda bulunan hayali İstanbul ve İzmir resimleri bir hayli ilgi çekicidir.

    Ulu Cami

    Beldenin Camikebir Mahallesinde Aydınoğulları Meydanı adında, kesme taş döşeli bir meydan bulunuyor. Birkaç yıl önce Türkiye’nin en güzel 10 meydanından biri seçilen bu meydan dört bir taraftan tarihi eserlerle kuşatılmış durumda. Batısında yer alan 700 yıllık Ümmü Sultan Türbesi Anadolu’daki altıgen planlı türbelerin ilk örneği. Doğudaki açık revaklı 7 hücreli medrese İmam-ı Birgivi’nin yıllarca ders verdiği medresedir. Kuzeyde bulunan yaklaşık 400 yıllık Osmanlı hamamı günümüzde kullanılmıyor.

    Meydanın batısında bulunan Aydınoğlu Mehmet Bey Camii ise Birgi denilince akla ilk gelen eserlerden birisidir. Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1307 yılında yaptırılmıştır. Kasabanın en önemli simgelerinden biri olan bu camii bir camide görmeye alışkın olmadığımız bazı sıra dışı mimari özelliklere sahip. Bunlardan ilk göze çarpan, yapının güney-doğu köşesinde iki buçuk metre yükseklikte yer alan antik aslan heykelidir. Muhtemelen antik bir yıkıntıdan getirtilmiş olan heykel beyliğin gücünü simgelemekteydi.

    Çoğu yerde minare caminin doğu veya batı duvarının kuzey ucunda bulunurken Birgi Ulu Camii’nde minare kıble yönündedir. Minarenin üzerinde sırlı ve sırsız tuğlalardan oluşturulmuş çok güzel baklava ve zigzag şekilleri vardır.

    İbadet yerinin üzerini örten ahşap kırma çatı toplam 15 devşirme sütun tarafından desteklenir. İç mekanı 5 şahına bölen bu sütunların 10 tanesi granit 5 tanesi ise mermerdir.

    Caminin en göz alıcı yeri Kundekari tekniğiyle yapılmış olan minberidir. Müzaferüddin usta isimli bir sanatkar tam 10 yılda tamamlamış bu minberi. 3000 parça ve 175 geometrik şekilden oluşuyor. İç içe geçmiş geometrik şekiller sonsuzluğu simgeliyor. Parçalar tutkal ve çivi kullanılmadan tamamen ağaç geçki sanatıyla birbirine tutturulmuş.

    Bu şahane eserin ilginç bir de hikayesi var. 1993 yılında minberin kapıları çalınır ve 2 yıl sonra İngiltere’de bir müzayede evinde ortaya çıkar. Daha önce önce Ulu Cami’yi ziyaret eden ve fotoğraflarını çeken bir turist açık arttırma esnasında kapıları fark eder ve yetkililere haber verir. Kültür Bakanlığı’nın çalışmalarıyla kapılar tekrar Türkiye’ye getirtilir.

    Birgi 1994 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası aday kenti oldu. 1996 yılında kentsel sit alanı ilan edilerek ülkemizde koruma altına alınan ilk belde oldu. Bu tarihten itibaren, çok uzun yıllar ihmal edilmiş kasabanın, kaderi değişmeye başladı. Birgi Belediyesi, Çekül Vakfı, Tarihi Kentler Birliği ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliğiyle başlayan restorasyon çalışmaları ile pek çok tarihi eser, sokak ve cadde bir bir restore edildi. Bu güzel çalışmalar sayesinde Birgi’nin çehresi değişti ve Türkiye çapında tanınmaya başladı. Pek çok yapımcı belgesel, film ve reklam çekmek için doğal bir plato görünümünde olan Birgi’yi seçti. Kısa bir süre önce beldede çekilmeye başlanan Tatar Ramazan Dizisi izleyicisiyle buluşmak için gün sayıyor.

    Birgi sahip olduğu pek çok kültürel ve tarihi değer ile mutlaka zaman ayırılması gereken bir yer. Eğer henüz görmediyseniz bu şirin kasabayı gezilecek yerler listenize kesinlikle ekleyin.

     
    Toplam blog
    : 1
    : 617
    Kayıt tarihi
    : 17.03.13
     
     

    1983 yılında İzmir'de  doğdum. 2006 yılında Kocaeli Üniversitesi İngilizce Öğretmeni Bülümünden m..