- Kategori
- İlişkiler
Bu acı fazla gerçek!

Güçlü olduğum yalanına inanmak, inanmak zorunda kılınmak, inanmaya mecbur olmak…
Bir başka çaresi yok çünkü. Çek, yaşa ve lanet hayatın getirilerini gör. Karanlığın seni sığ kuyulara terk edişini en derin hıçkırıklarında gör ve bir kez daha lanet et. Sonra aslında pek de inançlı olmasan da umut arayışı içersinde git tanrına ibadet et ‘belki bir gün’ diye…
Onun sana cevabı birkaç damla gözyaşıyla gelsin. Sen yine yine yine dök içini hıçkırıklarınla…
Boş vermişliği kaldıramayacak kadar aciz, hayatı yok sayamayacak kadar zayıf bir karakteri oluştur gözünün önünde. Her paramparça oluşunda eğil yerden topla tek tek… Ve sanat eserine enjekte et!
Sen istediğin şekli oluşturup, bitti diye durduğunda anla ki, sanat eserine asıl zararı veren içinden, yakınından biri, sığındığın insan…
Tekrar eğil ve toplamaya koyul parçalarını her parçada içinin ‘cız’ edişini duy ve tembihle; şu hayata dayan!
Sonra tekrar dön ve bağır:
“Nerdesin?”
hani görecektin beni? Tüm varlığımla inanıyorum, bulacağım çıkışı….
Ah…
Uzaklarda bir yerlerde sesimi duyan birisi var mı?