- Kategori
- Güncel
Bu bir felakettir...

hürriyet.com.tr
Dünden beri elim ayağım hiçbir şey tutmak istemiyor. Bütün gönlüm, gözüm, o Maden Ocağının kapısında babasını, kardeşini bekleyen insanlarla beraber. Onlarla birlikte ağlıyorum, onlarla birlikte perişan oluyorum. İnanıyorum ki, Büyük Türk milletinin acısı da ortak. Onlar da annelerin, kardeşlerin, çocukların hallerine ağlıyorlar; onlarla birlikte perişan oluyorlar.
Yapacak başka bir şey yok mu? Mutlaka yapacak bir şeyler vardır.
Böyle donup oturmak; feryat figan etmek bize yakışmaz.
Her şeyden önce “Bu bir Felakettir”, bunu bilelim. Sel gibi, deprem gibi, büyük kazalar gibi.. Ne derseniz deyiniz. Ani olarak gelir, bir ahaliyi, bir milleti perişan eder.
Ama donup kalmamalıyız. Her felakette olduğu gibi hemen gerekli önlemleri almalıyız. Mesela neler?
Her şeyden önce felaketten arta kalan çocukları saptamalıyız.
Kaç yaşında, kaç tane çocuk kaldı, bunlara dedeleri, nineleri gerekli özeni gösterebilirler mi? Eğer göstermezlerse bunlara mutlaka Devlet el atmalıdır. Uygun kreşlere, okullara yerleştirmelidir. Ondan önce, tümüne psikolojik destekte bulunmalıdır. Buraya, Soma’ya en çok psikologlar gerekir. Ailelere, çocuklara destek olabilmek için. İnsanlar burada yıkımdalar. Ben burada üzüntüden kendi kendimi yerken, oradaki insanların ne halde olduklarını anlayabiliyorum. Siyasetçilere karşı tavırlarını anlayabiliyorum.
Onlara anlayışlı davranın. Yapılması gerekenleri yapın. Uygun evler, yuvalar, yerler bulun ayırın… Bu insanların her şeyden önce morale ihtiyaçları var; psikolojik desteğe ihtiyaçları var ve tabii maddi desteğe ihtiyaçları var. Çoğu evin ekmek getiren kişisi gitti. O evlere ekmek götürmek gerekir. Çoğu muhtaç durumda. Muhtaç durumda olmasalar bile desteğe ihtiyaçları var. Devletin ve insanların onların yanlarında olmalarını bilmelerine ihtiyaçları var.
Ne olur onları yalnız bırakmayalım. Bu ocaklar özel sektörün, bana ne! Demeyelim. Bu bir felakettir … Hadi diyelim öngörülmeyen bir felakettir. Bu durumda devletin ve herkesin, insanlara destek olması şarttır. Bu gariban insanlar birbirine destek olur. Yine de devletin ve milletin yanlarında olduğunu bilmelerine ihtiyaçları var.
Bir bina, bir ilkokul … bu insanlara ayrılmalı. Hayatları düzene girene kadar bir kısmının, isteyenin buralarda barınmaları temin edilmelidir. İsteyenlere parasal destek hemen sağlanmalıdır.
Her şeyden önce bir Büro kurulmalı ve bu insanların dertleri, sorunları, ihtiyaçları öğrenilmeli ve en kısa zamanda bu ihtiyaçlar giderilmelidir. Devlet bu insanlara onların yanında olduğunu göstermelidir.
Bu olayda herkes hatalıdır. Ölenlerden başka. Onların hataları, bu Ocaklarda çalışmalarıydı. Başka yolu yoktu ve hatalarını hayatlarıyla ödediler. Daha başka ne yapsınlar? Memlekette işsizlik diz boyu. Herkes birbirinin yerini kapmak için sıraya girmiş. 15 yaşındaki delikanlılar çalışmak için gönüllüler. Ne yapsınlardı. Ve bu insanlar fena halde kullanıldılar.
Hiç olmazsa şimdi onları ve kalanlarını düşünelim.
Bu bir ulusal felakettir diyelim ve hep birlikte bu insanları birazcık feraha çıkarmak için elimizden gelen yardımı yapalım.
Maden Ocağı, defalarca denetlenmiş, bir hataları görülmemiş! Demek ki bakanların gözleri körmüş; yoksa bu kaza denen olay olmazdı. Yüzlerce insan ölmezdi. Çünkü diğer ülkelerde artık bu yüzden insanlar ölmüyor. Hala bizim ülkemizde sudan sebeplerden insanlarımız ölüyorsa bu bizim ne denli “Alaturka” yönetildiğimizin işaretidir. Bizim ülkemiz iyi biliniyor ki iş kazalarında Avrupa’da Birinci dünyada Çin’den sonra İkinci durumda. Ayıptır. Neyin inkarındayız ki!
Herkes hataları, özürleri görmemekte serbest. “Her şey kontrol altında” Her şey kontrol altında da bu önemli kaza nasıl oluyor; yüzlerce insan nasıl ölüyor?
Arıtk bu işin sonu mahkemelerde sürer gider. Yıllarca taraflar mahkeme koridorlarında boy gösterirler. Sonra Allahın takdiri buymuş, denir ve uzlaşılır. Ve Türkiye’de kazalar sürer gider. Çünkü neden. Çünkü “Bakarız fakat Görmeyiz.” Önemli hataları görmemezlikten geliriz. Sonuç işte böyle bir yerde patlak verir.
Bu işin soruşturulması Meclis’e gelmiş mi, gelmiş.. Soruşturalım denmiş mi, denmiş. Sonra ne olmuş? “Boşver..” denmiş ve işin ucu bırakılmış.
Yine öyle mi olacak. Onu ben bilmem. Bilsem bile söylemem. Bilecek olan büyük Türk Milleti. Bu iş böyle sürüp gidecek mi, yoksa kurdun gözleri açılacak mı?
Bazen bazı musibetler de insanlara ders verebilir.
Umarız bu kez öyle olsun.