Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '15

 
Kategori
Blog
 

Bu blog'larda, meşhur olunur mu?

Bu blog'larda, meşhur olunur mu?
 

Bartın'ın sayfiyeliği: " İnkumu"


         O şarkıdaki gibi: “ Nerden başlasam, nasıl anlatsam”  Culduz arkadaşımız, bir zamanlar  “hatıralarını yaz” diyordu. Tuttuk sözüne uyduk, iki tane kitap sahibi olduk. Üçüncüsü yolda. Bir de kendisine baktık, hep “Blog” kategorisinden seslendiği için, isyan ediyor. Yönetmenimize açık mektup yazmış: “Bundan sonra tutmayın beni, ben makas değiştireceğim” diyor.

         Hımmmm! Arayışlara girdi demek. Kendileri, BLOG Kategorisinin epey ekmeğini yediydi. Halbuki, bu kategoriden ünlenmişti. Yönetmenimiz n’apsın şimdi? Kendisini tutan yok.

         Dostumuz, “Hep ev ekmeği yiye yiye bıkmış, şimdi de çarşı ekmeği aramağa çıkmış.”  ”Cukka’ları” hep bu kategoriden kazandı. Blog’daki maaşı “Euro”  cinsinden alıyorum diye de  şişiniyordu. Katiyen rakam vermeyip, insanın ağzının suyunu akıtıyordu.Yurtdışındakilere fazla mı ödeniyordu ne!

         “Hatıralar”, insanları birbirine bağlıyor. "Hatıralar" dedik, devam edelim. Herkes, ortak noktalar arıyor. İlk kitabım çıkınca, rahmetli Tarık Dursun K: “ Boyun uzamaz ” dediydi.. Hakikaten uzamadı. N’oldu? Belli bir çevrede, sanat muhitlerinde tanınmış olduk.

         Nasıl mı? Yolda gidiyorsunuz. İnsanlar size “ Hoş geldin” diyor. Yine bir kısmı, isminizle hitap ediyor. İçinizden, “ Allah Allah, nerden biliyor” derken, kendisi giriyor lafa “ Devamlı sizin takipçinizim” diyor.

         Bartın’ın namlı fotoğrafçısı ile tanışmıştım geçen yıl. Foto Yüksel. Müfit Beymiş adı. Dükkanının önünden geçerken beni durdurdu. Stüdyo’da flaşlar çaktı çaktı söndü, şemsiyeler, dekorlar  derken bir resimler çekti ve koltuğumun arasına bir dolu albüm sıkıştırdı. “Borcumuz” bile dedirtmedi. “Siz bizlere lazımsınız” dedi. Resimleri şahane. Saygılı bir insan.

         Aynı  fotoğrafçı Müfit Bey, bu sefer de, “şap şapköfteli bir restorana davet etti bu sefer gittiğimde.  Orada iş teklif etti. “Anılarla piyanolu geceler” le program yapmamı istiyorlar. Daha neler neler. “İlham Gence” usulü. “Çatı” gibi bir mekan.

         Geçen hafta kitap fuarına gittim Bartın’a. Ortadaki hallerden bahsediyorum. Oranın 92 yıllık Bartın Gazetesinde de yazılarım yayınlanıyor. Diyorum ki içimden “Her halde oradan tanıyorlar” diye geçiriyorum ki, blog yazarlığımızı da ortaya koyuyorlar. İnsan bir hoş oluyor.

         Kitaptan para kazanmasak da, bu serpintileri yetiyor insana. Bartın’daki bürokratlarla yazılarımda muhatap olduğum için, onların talepleri oluyor benden. Son yazdığımız “ Lav kayalıkları Güzelcehisar Festivali” nin plan ve programlarını çıkarıyorlar önüme.

 

         Kaldığım Varol Oteline gittim. Sabah kahvaltıda, oturduğum yerin karşı duvarında yukarıdan aşağı isimler alt alta  sıralı. Aaaa, benim adımı da, aralarında görmeyeyim mi?!  Geçen yıl bu otele gitmiştim, yine kitap fuarı  münasebetiyle.

         İsimlere baktım.” Nejat Uygur’dan İlhan Selçuk’a, Muzaffer İzgü’den Turgut Özakman’a kadar ünlü isimler arasında, benim de ismim 38  nci sıraya yazılmış. Otel sahibi sempatik adam  Diyor ki: ” Otelimizi ziyaret eden ünlü kişilere, bu panoda yer veriyoruz” diyor. Ben de “benim nerem ünlü ki?” dedim. Kolumdan yakaladı, lobideki camlı dolaptaki kitabımı gösterdi: “ Bu kitabın ağırlığı ve hatırası büyük. İşte ondan dolayı” demesin mi?

         Belediye, oy çokluğu ile bana “Bartın şehri Fahri Hemşerisi” payesi vermişti. Evvelsi gün, bir çırpıda  “asil hemşeri” oluverdim. Nasıl mı?  Gazeteciler Derneği Başkanı Yavuzaslan,  Başkan Cemal Akın’a, beni göstererek:   “Cellek’in fahri üyeliğini artık asile çevirin “ diye bir laf etti. Başkan da “ Tamam.  Bundan sonra asil oldu” diyerek devreye girdiydi. Eh…Bu kıyaklıktan sonra beni artık, kimse tutamaz.

         Gittiğim yerlerde, gazete idarehanelerine nezaket ziyareti yaparım. Bartın’ın namlı  gazetesi Bartın Halk’ın Yazı işleri müdürü Tolga Akıner, bir aralık sohbet esnasında beni, aralarına alarak resimledi. Benim bir takma adım da “ Bartın Yangunu” dur. Eski Vali İsa Küçük de, kitabını, “ Bartın Yangunu’na” diye imza edip vermişti. “ Yangun,”  sevdalı demek Bartın dilinde. Başlık atmışlar, ertesi günü gazetelerinde gördüm. “Bartın Yangununu ağırladık” diye. Eh, hoşuma gitti.

         Hele hele durun. İnsan, çocukluğunda at diye bindiği, söğüt dalından  yapılma, atını bağladığı çiviyi, arar mı? Ben aradım ve buldum. 60 yıl önce çaktığım çiviyi, evin dış duvarında  buldum. Bizimkisi, işte böylesi bir “Yangun’luk

         Son olarak  İskilip Kaymakamlığının açtığı hikaye yarışmasında.  müşterek kitabımız “ACIMADI Kİ” nin içindeki  “Benim Kağnılarım” öyküm, hem derece aldı, hem yayınlanmağa layık görüldü. Bu ayın 12 sinde ödül töreni var.

         Demek ki benim 2 kitabımdan ayrı olarak bir de “ara sıcak” bir kitabım daha var.

        Ama, kitap fuarı bahane. Bartın şahane.”

OTEL SAHİBİ VAROL,  ( sağda ) OTELİNDE KALAN MEŞHURLARI,  DUVARINDA LİSTELEMİŞ.

 

BARTIN' IN ÜNLÜ FOTOĞRAFÇISI  MÜFİT,  ( GÖZLÜKLÜ )  GEÇEN YIL, TANIMADIĞI BENİ, YOLDAN ÇEVİRMİŞ, STÜDYOSUNDA  RESİMLERİMİ ÇEKEREK, KOLTUĞUMUN ALTINA, FOTOĞRAFLI ALBÜM OLARAK SIKIŞTIRMIŞTI. ŞİMDİ YİNE KARŞILAŞTIK, AYNI NEZAKETİ BİR DAHA GÖSTERDİ. O GECE, BU BULUŞMANIN ŞEREFİNE  "ŞAPŞAP' LI  KÖFTE, MANDA YOĞURTLU  ZİYAFETİ VERDİ.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..