- Kategori
- Deneme
Bu Çocukların Suçu Ne?
Diz üstü yere çökmeler, tek taşlar, tebessümlerle evlilik teklifleri, mutluluk pozları...
Sonrasında beyaz gelinlik, papiyonlu damat yüksek sesle "evet" ve alkışlar...
Bunlar bilindik şeyler...
Esas bundan sonrası...
Bir bebekleri olunca...Ekonomi tokatını yediklerinde hayatın gerçeklerini hissediyorlar. Yetmiyor, bitmiyor, ihtiyaçlar art arda...Sihir bozuluyor ve münakaşalarla devam ederken hayat ikinci bebek kucaklarında...
Sihir düzelemiyor ve yaşamın böyle devam etmesinin imkansız olduğunu düşünen taraflardan cesur olanı soluğu mahkemede alıyor "boşanmak istiyorum" diye...
İki tarafın da rızasıyla evlilik birliği bozuluyor ama ya çocukların velayeti?
Annede, babada...Nafaka gündeme geliyor.
Zor koşullar, ekonomik sebepler...Zaten evlilikleri de bu yüzden sonlanmamış mıydı...
Sonraki yıllarda çocuklar bir annede, bir babada, voleybol topu gibi ordan oraya...Değişik öğreti tarzlarının çocuklarda oluşturduğu kimlik bunalımı içinde...
Başkasıyla evlenen babalarının yeni eşine yani üvey anneye "anne" demenin burukluğunu yaşarken;
Biyolojik annelerinin yeni eşine, üvey babaya zoraki "baba" diyebilmenin sıkıntısını yaşayacaklardır.
Çocuklar mutsuzdurlar...
Hangi suçun cezasını çekmektedirler?
Bu çocukların suçu ne?
***********
Yönetimlerine bağlı olarak sosyo-ekonomik bozukluklar sebebiyle yeterli beslenemeyen bu yüzden hastalıklarla boğuşan ve hatta tedavi imkanları bulamayan çocuklar...
Yaşıtları özel okullarda eğitim alırken okula dahi gönderilmeyen çocuklar...
Oyuncaksız, sokağa çıkmalarına bile izin verilmeyen yarı aç-yarı tok günlerini geçirmeye zorunlu bırakılan mutsuz çocuklar...
Bu çocuklar, mutsuz geçen çocukluk günleri için sonraki yaşlarda kimi sorgulayacaklar?
Onlar da "bir bez bebeğim dahi olmadı" diye hayıflanacaklar mı?
Mutsuz yaşama mecbur bırakılan;
Bu çocukların suçu ne?
********
Suçluyu siz aramayın,
Suçlu yönetim,
Suçlu eğitim yetersizliği,
Suçlu toplum,
Suçlu;
Yetinmeyen, ileriyi göremeyip fedakarlık yapmayan basiretsiz, sevgi yoksunu anne-babalar,
Selam ve saygılarımla,
Yurdagül Alkan.