Bu dünyanın ahireti adalet merciidir / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bu dünyanın ahireti adalet merciidir

Bu dünyanın ahireti adalet merciidir
 

Adalete güvenmek...


Dünyevi olayların izahında maneviyatın ve dahi inanç değerlerinin kullanılması kaçınılmaz olabiliyor.

İslam’da imanın şartları vardır. Biri de ahiret gününe inanmaktır. Fani bildiğimiz dünyadaki yapılanların hesap kitap zamanıdır. Yüce Yaradan’ın adaleti tecelli edecektir. Zerrece sapması olmayacaktır. Ve kaçışı da yoktur.

Ya bu dünyanın adaleti!

Hakkı arama ve hak tesliminde yetkili mercii. Adaleti hakkaniyetle dağıtması gereken yer. Yani bu dünyanın ahireti.

Konuyu nereye getireceğime gelince…

Tokat’taki dedikodulara getireceğim. Daha da ötesi fısıltılarla şehirde kafa bulandıranlara… Aslı var mıdır? Yok mudur? Gerçek midir? İftira mıdır? Yalanı yok yanlışı var türü bir şey midir? Bilemeyiz o an. Araştırmak, soruşturmak gerekir. Kalben, vicdanen inandıklarımız olur da, ispatı gerekir. Bu dünyada yaşıyorsak, ispatı da bu dünyanın ahiretinde olmalı. Adalet önünde ispatı gerekir. Adalet önündeki ispat da somut verilere, delillere dayanır. İş bu raddeye gelince ya da meseleyi o raddeye doğru götürmeye kalkışınca güç de, yiğitlik de, cesaret de, bilgi de, dürüstlük de, kahpelik de orada ortaya çıkar.

Gazeteci için olayları takip etmek, araştırmak, soruşturmak; sınırlarını belirlemek zordur. Araştırdığın, soruşturduğun bir konu için İdari ya da adli merciin yürüttüğü bir araştırma ya da soruşturma var mıdır? Bilemeyiz.

Tokat’ta şeffaflıktan bahsediyoruz ya… Her şey şeffaf olsun diyoruz ya… Adli soruşturmalar, kanun gereği gizli yürütülür. Soruşturmanın gizliliğini ihlal hukuki yaptırım gerektirir. Bunu bile bile, soruşturmalara dair bilgi vermek, varlığı yokluğu üzerine inisiyatif üstlenip araştırmak ve soruşturmak gazeteciliğin en netameli konusudur. Türkiye ölçeğinde bakılıp da değerlendirildiğinde, daha savcının makam odasına girip de ifadesi alınmaya başlanan şahsın söyledikleri, daha o ifadesini bitirmeden basın camiasında çarşaf çarşaf verilebilirken, soruşturma talep edildiğinden daha onay verecek makam dahi haberdar olmamışken, kamuoyuna basın aracılığıyla sızdırılabiliyorken, Tokat’ımızda böylesi hassasiyet gösterilmesi tezat bulunabilir. Ya da daha da kötüsü, Tokat basınının acziyeti olarak değerlendirilebilir. Ve açıkçası, netameli işlere girmede çekingenliğimiz olduğu da aşikardır.

Ama gün geliyor, dedikodular, fısıltılar, şaibe iddiaları şehri sarıyor. Hep bir söylenti… Adam gibi çıkıp da iddiacı olan yok. Basın mensuplarını kullanarak, basını dedikodunun aracısı ve takipçisi yaparak bir sonuç almaya teşebbüs vs… derken iğrenilecek ve lanet olsun denilebilecek bir ortam çıkıyor.

Peki bu ortamı düzeltmek ya da böylesi ortamları temizlemek kimim görevi?

Basının görevi diyecekseniz… Basın içinde şayiayı yayanla karşı karşıya gelip, atışmak, hesaplaşmak gerekiyor ki… Bu da çatışma çıkarıyor. Varlığı ve eylemleri ile basın mesleğini değersizleştirenlerle, sorumluluk ilkesini gözetmeyenlerle mücadele deveye hendek atlatmaktan daha zor.

En sağlıklısı ve sığınılacak yer olarak yine ilk önce akla Adalet mercii geliyor.

Tokat’taki duyumlar yazılsa buradan Adliyeye yol olur. Bunca söylenti varken, gizli kalması gerekenler yine gizli kalsın da, bu şehirde dedikoduların, iddiaların araştırılmakta olduğuna dair bir işareti vermek ve basının işini kolaylaştırmak da bu basına ve topluma çok görülmesin. Basını değerli bilen varsa, bu değeri de basına versin.

Basını değersizleştirmek ve değerlerimizi kıymetsizleştirmek yine bu şehre zarar verir.

Dünyevi adalete güvenmekten öte yapabileceğimiz ahiretteki adalete inanmaktır. Ve şimdi bu dünyadayız. Bu dünyadaki adalete güvenmeliyiz.

 
Toplam blog
: 30
: 982
Kayıt tarihi
: 01.03.08
 
 

Tokat ilinde 1978 yılında doğdum. Tokat Anadolu Lisesi mezunuyum. Tokat ilinde, günlük, yerel süreli..