Bu Gün 16 Mart! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '10

 
Kategori
Siyaset
 

Bu Gün 16 Mart!

Bu Gün 16 Mart!
 

Henüz 9 yaşındaydım ve aradan geçmiş tamı tamına koca bir 32 yıl ve yaşım olmuş 41, bir kızım var 8 yaşında. Katliamın olduğu gün ben 9 yaşındaydım. Tanıdığım birçok insanın cenaze törenine katıldığını dün gibi hatırlıyorum. Görkemli bir cenaze töreni olmuş 16 Mart katliamında ölenlerin toprağa verilişi. Ve yıllar sonra bir videodan ve teknolojinin büyülü dünyasından ilüzyon misali gözüme takıldı katliamın görüntüleri. 16 Mart katliamına atıfta bulunarak, o günü kamuoyuna duyurma çabası içerisinde olan bir “Hatırla Sevgili” diziside izlemiştik. Katliamda 7 kişi yaşamını yitirmiş ve kırktan fazla insan yaralanmış. Bu topraklarda yaşanan en korkunç katliamlardan birisiydi 16 Mart katliamı.

Küçük yaştaki çocukların ellerine silah ve bomba vererek, vatan ve millet edebiyatı ile insanların üzerine salmaları bize açıkça göstermişti bu ülkede alengirli bir takım hadislerin döndüğünü.

Bu gün 16 Mart 2010.

Aradan geçmiş koca bir 32 yıl.

16 Mart 1978 tarihi tüm zamanların en feci katliamlarından birisine tanıklık etmiş bir gündü.

Oysa katliamın öncesinde Emniyet arşivlerine, katliamın yapılacağına dair bilgi notu düşmüştü ve 07 Mart 1978 tarih, 1.D.2.12780 koduyla bu bilgi notu resmiyet kazanmıştı. Bu bilgi notu soruşturma sürerken ve yargılama sürecinde hiçbir şekilde ortaya çıkmamış. Taaki soruşturma tekrar açılıncaya kadar ve aradan geçen 22 yılın sonunda bu bilgi notu ortaya çıkıyor.

Gelinen noktada 16 Mart 1978 katliamı ile ilgili tek bildiğimiz davanın zaman aşımı sonrasında kapatıldığı.

Sonrası mı?

Yahya Gergin bir polis memurudur ve 16 Mart 1978 günü üniversitenin önünde görevlidir. Kendi anlatımına göre, o günün bir hayli tuhaf başladığından bahsediyor Yahya Gergin. Yahya Gergin o gün göreve geldiklerinde kendi dokuz kişilik gruplarının dışında, başka polis memurlarının bağlı oldukları grupların bulunmadığını görüyor ve bu durumu bir hayli garip olarak niteliyor. Kısa bir süre sonra öğrencilerin üzerine bomba atılıyor ve görevli polis memurlarından birisi “bomba” diyerek bağırıyor. İnsanlar kendilerini yerlere atıyor ama bombanın patlamasının hemen ardından insanlar otomatik silahlarla taranmaya başlıyor.

Polisler bombayı atanların arkasından kovalamaya başlayınca, arkalarından bir ses “durun, arkalarından gitmeyin” diye bir uyarıda bulunuyor ve Yahya Gergin bunun nedenini sorduğunda, Komiser Muavini Reşat Altay’ın emrinin böyle olduğu kendisine iletiliyor.

Bilanço korkunç. Yedi ölü, kırktan fazla yaralı ve ellerini kollarını sallayarak giden katiller. Reşat Altay isminin sonraki süreçte Ülkü Ocakları ikinci başkanı olan Abdullah Çatlı ile ilişkisi tespit ediliyor.

Ve bir isim daha “Zülküf İsot”.

Zülküf İsot 16 Mart katliamının tetikçisi. Tetikçiliğini yaptığı katliamı ablası Remziye Akyol’a anlatıyor ve bombayı nasıl attığını, polislerin kendisine nasıl yardım ettiğini bir bir itiraf ediyor Zülküf İsot.

16 Mart katliamında ölenlerin cenaze törenleri, o güne kadarki en görkemli cenaze törenlerinden birisi oluyor. İlginçtir, 20 yıl sonraki kamera görüntülerinden tespit edildiği hali ile Zülküf İsot’ta cenaze törenine katılmış ama katliamdan çok kısa bir süre sonra kendisi gibi ülkücü olan Latif Akdı tarafından öldürülmüştü.

İstanbul’da yaşadığım dönemlerde zaman zaman Beyazıt’taki Milli Kütüphaneye gider ve 1970’li yılların ciltli halde gazetelerini alıp okurdum. Bir dönem Aydınlık Gazetesini okumaya başladım ve 11 Eylül gününe kadarki bütün sayılarına göz attım. Gazetenin en ilgi çekici yanı Ülkücü Ali Yurtaslan’ın itirafları olmuştu. Ali Yurtaslan itiraflarında 16 Mart katliamına değiniyor ve katliamda kullanılan TNT kalıplarını emekli komando Yüzbaşı Ali Çevikel tarafından sağlandığını söylüyordu. Ali Çevikel’in evinde 16 Şubat 1978 tarihinde aramalar yapılmış ve bu aramalarda ordu mühimmatı bulunmuş. Daha ilginç olanı ise Ali Çevikel’de yakalanan mühimmatın MHP’ye ait olan yerlerde ele geçirilenlerle aynı olduğu tespit edilmiş.

16 Mart 1978 katliamını gerçekleştirenler sonraki yıllarda bir bir ortaya çıkmış pek tabiki ama zaman aşımından dolayı ceza alan olmamış. Katliamı birinci elden gerçekleştirenlerin Polis memuru Mustafa Doğan, Ülkücü Zülküf İsot ve Ülkücü Latif Aktı olmasına rağmen işin bizatihi palnlayıcılarının dönemin Ülkü Ocakları İkinci Başkanı Abdullah Çatlı ve Ülkü Ocakları İstanbul Şube Başkanı olan Mehmet Gül olduğu ortaya çıkmış.

16 Mart 1978 katliamının açıkça bir kontrgerilla eylemi olduğu ortadadır. Bizatihi kontrgerilla merkezlerinde planlanmış bir katliamdır ve sistematik bir görev paylaşımı içerisinde katliam gerçekleştirilmiştir.

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..