Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '13

 
Kategori
Çocuk Kitapları
Okunma Sayısı
1828
 

Bu Masalı çocuğunuza okur muydunuz ?

Bu Masalı çocuğunuza okur muydunuz ?
 

TIRTILIN DEĞİŞİMİ


Kokarca çok çirkin bir hayvandı. Üstelik çok da kötü kokuyordu. Çirkin ve kötü kokulu olduğunu bildiğinden olsa gerek kendinden küçük ne kadar hayvan varsa, onlara eziyet ediyor, kötü davranıyordu. O gün yine bir kaplumbağayı ters çevirmiş, bir solucanı da deliğinden çıkarmış eğleniyordu. Tüm küçük canlıları hiç uslanmıyor, hep yeni kötülükler yapıyordu.Aslında çok kötü biri değildi. Onu böyle hırçın yapan, kara rengi ve kötü kokusu yüzünden hiçbir güzel hayvanın onunla arkadaşlık yapmak istemeyişiydi. Rengarenk kuşlar, ceylanlar, hiçbir güzel hayvan onu arkadaş olarak görmüyor, “sen git kendin gibi çirkinlerle arkadaş ol diyorlardı. O da hırsını savunmasız küçük hayvanlardan alıyordu.

Bir gün yine canı çok sıkılıyor ve uğraşacak birilerini arıyordu. Derken bir yaprağın üzerinde tırtılı gördü. Tırtıl o kadar küçüktü ki, bir dala ulaşması bile uzun zaman alıyordu.” Tam bana göre bir eğlence” diyerek tırtılın üzerinde durduğu durduğu yaprağı sallamaya başladı. Zavallı tırtıl düşmemek için çabalıyordu. Ama sonunda dayanamadı ve hızlı yere düştü.

Kokarca kahkahalarla gülüyordu. Zavallı tırtıl ise o minicik gövdesini doğrultmaya çalışıyordu. Ağlamaya başladı. Tırtılın ağladığını gören kokarcanın kahkahaları durdu. Yere eğilip baktı.

Tırtıl o kadar küçük ve çaresizdiki, birden ona çok acıdığını hissetti. Bu duyguya kendi de çok şaşırmıştı. Tırtılı yavaşça yerden aldı ve tekrar yaprağın üzerine koydu.

O günden sonra tırtıl ile arkadaş oldular. Kokarca artık diğer küçük hayvanlara da iyi davranıyordu. Minik tırtıl, kokarcanın içindeki iyiliği ortaya çıkarmıştı. Kokarca aslında iyi biriydi.

Ormandaki güzel  hayvanlar, kokarca kendisi gibi çirkin bir arkadaş bulmuş.. diye alay ediyorlardı. Ama kokarca onlara aldırmıyor, tırtıl ile arkadaşlığını sürdürüyordu.

O sabah yine doğruca tırtılın yanına gitti. Bir de ne görsün! Yaprağın üzerindeki tırtılın rengi solmuş, neredeyse kurumak üzere. Kokarcayı bir telaştır aldı. Neyin var hasta mısın ? diye sordu

“Telaşlanma dedi tırtıl. Yeniden doğuyorum. Kokarca hiçbir şey anlamıyordu. Bu arada tırtılın sırtı çatlamaya başladı. Çatlaktan dışarıya bir şey çıkıyordu. Bunlar bir çift kanattı.Kokarcanın şaşkın bakışları altında, tırtılın gövdesinden önce bir çift rengarenk kanat  çıktı. Ardından da güzel bir gövde. Tırtıl artık kuru bir dal gibiydi. İçinden çıkansa rengarenk bir kelebek.

“Merhaba” dedi kelebek. O kadar renkli ve güzeldi ki kokarca  gözlerine inanamıyordu. Kelebeği gören tüm hayvanlar etrafına toplandılar. Onlar da bu güzelliğe hayran kalmışlardı.Kokarcanın da şimdi güzel bir arkadaşı vardı. Diğer güzel hayvanlar da kokarca ile arkadaşlık etmeye başlamışlardı. Artık iyi kalpli biri olan kokarcanın çirkinliğine ve kokusuna aldırmıyorlardı. Kokarca çok ama çok mutluydu.

Merak ediyorum; ne hissettiniz bu masalı okuduktan sonra? Eminim ufkunuz bayağı açılmıştır. Mesela , bir canlının başka bir canlıya iyi davranmasının  tek yolu diğer canlının daha zor durumda olmasıdır.

Ya da hayvanları ikiye ayırabiliriz: güzel ve çirkin diye. Ya da kabul edilebilir olmak için, hayranlık uyandıracak derecede güzel biriyle arkadaşlık yapmanız şart.

Çocukların en çok ilgisini çeken masallar, içinde hayvanların konu olduğu hikayelerdir. Çocukların hayvanlara olan sevgisi  ve ilgisi dikkate alınırken hiçbir hayvan küçümsenmemeli , alay konusu olmamalıdır.

Çocuk masallarında biçimsel, dil, ve resimleme ile ilgili olması gereken bir takım özellikler vardır. Şimdilik bunları bir kenara bırakıyorum.”İÇERİK” bence hepsinden çok daha önemli. Çünkü çocuğun ilgisi, merakı, verilmek istenen değerler, mizah duygusu, yaşama sevinci, kültürel zenginlğimiz gibi pek çok etken “içerik” kısmına dahildir.

Aşırı mesaj kaygısı taşıyan ya da gözünün içine soka soka ders veren hikayeler çok rahatsız edicidir.Biz yetişkinlerde bu tarz tiayatrolardan ya da filmlerden hoşlanmayız aslında..

Şahsen ben bir Fransız yazarı olan La Fantoine masallarından pek hoşlanmıyorum. Sürekli bir ahlak dersi vermek istemesi ve bunu hayvanlara bir karekter kazandırarak yapması bana çok sevimli gelmiyor. Çünkü mutlaka iyi bir hayvanın yanında kötü bir hayvan olmak zorunda. Tilki akıllı, ise karga aptal konumuna düşüyor. Oysa ki cesaret, erdem, iyilik gibi pek çok değer hayvanlar  küçümsenmeden yapılabilir. Çocuklar dinledikleri, ya da okudukları masallardaki kahramanların yerine kendilerini mutlaka koyarlar. Kitapdaki karekterlerle ilgili hayaller kurarlar. Her kitap çocuğunuza açılan yeni bir kapıdır. Yeni bir penceredir. Siz siz olun  kitapçıda masal kitabını okumadan eve sokmayın. Yazımın başında yazdığım masal kitabını sınıfımdaki hikaye kitaplarının içİn de buldum. Kitaba göz gezdirirken geçen yıl da bu sınıfa gelen öğrencim “ ayyyy kokarcayı mı okucaksınız ama  o çok pis kokar” dedi. Çocuklar  asla unutmaz. Unutmayın.

   

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ana karmnından itibaren eğitimin başladığını biliriz.En zeki canlı olan insan yavrusu birçok şeyi merak ederek büyür.Anne-baba en önemli rol -modeldir.Evinde kitap-gazete-dergi okumayan ebeveynler çocuklarına okuma zevkini veremezler.Bu durumda,öğremnelere önemli misyon yüklenir.Ya öğretmen de boşsa yandı gülüm keten helva...Sev.Öğretmenim,verdiğiniz hikaye örneği gerçekten -kötü-bir örnek .Son yıllarda tesadüfen gördüğü çok kötü okuma örneklerine tanık oluyorum.Dayağı özendiren öykülr var şu anda ilk okul kaynaklarında Ömer Seyfettini,Sait faiki tanımayan;Gogol okumamış; Andre Gide tanımamış sürüsüne bereket öğretmen adı altında memur yetişti..Lafontainenin de Beydeba ve Ezoptan aşırmalarıdır o öyküler.Homeros...Pança Tantra öyküleri üzerine yenileri yazılamamış maalesef...Bu konuda geniş bir blog yazacağım.İzmir-Aliağa toplantımızda sizi de görmek isterdik.Tanışmak ve beyin fırtınalarında serinlemek amacıyla yeni toplantmızda mutlaka aramızda olunuz.Teşekkürler,sevgiler,saygılar...

Mesut Selek 
 01.11.2013 12:33
 

Sevgili Filiz Hanım, sizin işiniz bir ülkedeki en önemli kategoride ve en üst düzeydedir, bu hikaye kitabını öneren öğretmenler olabileceğinin yanında sizin gibi sorgulayarak cocuğun algisi ve biliş dunyası, ruh hali ile ilişkilendiren kaç tane öğretmen vardır acaba MEBde? Dolayısı ile sizi kutluyorum, geçmiş yüzyılımızın dehası Albert Einstein, sizin mesleğinizin önemini ifade eden şu sözleri söylemiştir " Hayatımda öğrendiğim her şeyi ana okulunda öğrendim." selam ve sevgi ile.

Nizamettin BİBER 
 26.10.2013 22:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1221
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

1975 doğumluyum. Selçuk Üniversitesi Okul Öncesi Eğitim bölümü mezunuyum. İzmir'de yaşıyorum. İlg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster