- Kategori
- Futbol
Bu Milli Takım Aziz Yıldırım'ın eseridir!

kaynak: internet
Lafı hiç dolandırmadık ve en sonunda söyleyebileceğimiz şeyi başlığa yazarak en başta söyledik. Şimdi sırası mı diyeceksiz ama yoğunluktan bugüne kısmet oldu. Hem fena mı, biraz derbiden ve Rijkaard’tan uzaklaşmış oluruz.
Son iki milli maçtan sonra çoğu futbolsever Milli Takımımızı tartışıyor, üzülüyor ve başarısızlığın sebepleri üzerine fikirler ortaya atıyor. Bu tartışmalar; Milli Takımımızın Amerika'daki yaz kampında iyi hazırlanmadığından tutun, Hiddink'in yanlış seçim olduğuna kadar giden çok çeşitli bir yelpazede devam ediyor. Bu iki sebep dışında, TFF'nin yanlış kararlarının buna sebep olduğu, Milli Takımın başında mutlaka bir Türk teknik direktör olması gerektiği, altyapıların iyi yönetilemediği, takımın yanlış kurulduğu, kendi takımında oynatılmayan futbolcuların oynatıldığı, futbolcuların ruhsuz olduğu ve yeterince koşmadığı gibi sebepler de revaçta. Gelin bunları biraz inceleyelim:
Milli Takımımızın Amerika'daki yaz kampında iyi hazırlanmadığından mı yenildik? Ne yani, kendinizden bir kaç sıklet düşük bir takıma yenilginin bahanesi bu olabilir mi? Böyle saçma neden olur mu? Örneğin Beşiktaş hazırlık kampını iyi geçirmemiş olsa ve bundan 5 ay sonra örneğin 2. ligde yer alan Gebzespor'a yenilse sebebinin hazırlık kampı olduğunu söyleyebilir misiniz? Milli takım o hazırlık döneminden sonra 2 maç daha yaptı Almanya önüne çıkana kadar.
Hiddink'in yanlış seçim olduğunu mu düşünüyorsunuz? Getirtebilmek için 50 takla attığımız ve anlaşma sağlandığında hemen herkesin en çok istenen isim olarak üzerinde fikir birliğine vardığı adam değil miydi bu? Özellikle Milli takımlardaki başarısı sebebiyle hemen her ülkenin takımının başında görmeyi istediği teknik adam değil miydi? Peki, şimdi takımın başına onun getirtilmesini yanlış bir tercih olarak nasıl söyleyebilirsiniz?
Milli takımın başında mutlaka bir Türk teknik direktör mü olması gerekir? Azerbaycan maçının gecesinde -ismi lazım değil, çokbilmiş yeni yetme- bir yorumcu Hiddink takımı motive edemediği için başarısız olduğumuzu söylüyordu. Demek bu Hiddink Türkler dışında herkesi motive ediyor, bize gelince edemiyor?! Biz ruhuyla oynayan bir takımmışız, sanki diğer ülkelerde ruhuyla oynayan kimse yok, yapmayın ya geçin artık bunları. Madem ruhumuzla oynuyoruz, dünyada hiçbir ülkenin kendi Milli takımına vermediği yüklü primler de neyin nesi?
Altyapılar, takımında oynatılmayan oyuncular, TFF'nin yanlış kararları.. bunun gibi diğer konuları aynı başlık altında yazacağımız için ayrı başlık açmadan devam edelim. Bunların hepsi görünen sebeplerdir ama “ana sorun” değildir. Tüm bunların sebebi, aysbergin altta kalan kısmı başkadır.
Spor basının bir kısmı gerçek sebebi görmezden gelmekte, bazen cümlenin sonu o şekilde bitecekken son anda kıvrılmakta, bazıları da –daha önce meslektaşlarının başına gelenlerden dolayı- korktuklarından seslendirmemektedirler.
Seslendirilmeyeni seslendirelim:
Bu Milli Takım Aziz Yıldırım'ın ve onun şakşakçılarının eseridir! Milli Takımımızın bugünkü duruma gelmesinde en büyük pay ona aittir. O, bir “spor” adamı değil, mücadele adamıdır! Çünkü spordan önce kazanmayı (kazanmayı tabi ki herkes ister ama sporu linç etmeden), Milli Takımından önce fenerbahçeyi, onun başarısı üzerinden adına pay çıkarmak suretiyle kendi şahsi çıkarlarını düşünmüştür. Bu hırsı nedeniyle TFF’ye sürekli bir şekilde baskı yapmış ve TFF’nin biat etmesiyle yolun sonuna gelinmiş, deniz bitmiştir.
2000 yılında Galatasaray'ın UEFA kupasını alması ülkemiz adına ileriye doğru bir milat olması gerekirken, geriye gidişin miladı olmuştur. Başarının altında yatan sebepleri araştırıp uzun vadeli planlarla buna ulaşmak gibi bir düşünceye sahip olunması gerekirken, kısa yoldan ve her ne şekilde olursa olsun en az aynısına ulaşmak hırsı ve kaybedilen itibarı geri kazanmak telaşı ile yanlış yapmış ve zorla yaptırmıştır. Bunun da en kolay yolu (adam yetiştirmek ve keşfetmek yerine) dışarıdan hazır oyuncu almaktır. Harcama kapasitesi en çok kendisinde olunca bundan daha mantıklı bir yol olabilir mi?
UEFA kupasını, hatta ŞL şampiyonluğunu kazanmak için yabancı oyuncu sayısının artırılmasını sürekli isteyen Aziz Yıldırım'dır. Bu uğurda TFF ile her dönemde polemiğe girilmiş ve yabancı oyuncu sayısı her sezon biraz daha artırılmıştır. Milli Takım Aziz Yıldırım’ın takımı değildir ve Milli Takım onun umurunda da değildir. Çünkü Milli Takımın başarısında kendisine bir pay çıkarılmayacak veya başarısızlıkta da kimse ona hesap sormayacaktır. "Galatasaray maçları milli maç değildir" derken, aynı ülkenin spor adamı olduğunu düşünemeyen zihniyetin Milli Takımı düşünmesi beklenebilir mi? Yurt içinde geçilmemek uğruna, yurt dışında rakibinin başarısız olmasını umursamayan bir zihniyettir Aziz Yıldırım. Yurt içinde itibar kaybetmemek uğruna, rakibinin yurt dışında başarılı olmasını istemeyen zihniyettir Aziz Yıldırım.
Hakkını yememek lazım, seçimlerde ve lobi faaliyetlerinde oldukça başarılı olan Aziz Yıldırım’ın her başarısızlıkta bu konuyu gündeme getirmesi ve medyayı da kullanarak baskı kurmasıyla artan yabancı sayısı Milli Takımın ve ligimizin bu hale gelmesine sebep olmuştur. Bu durum maalesef diğer büyüklerin de işine gelmiştir ki çok da itiraz etmemişlerdir.
Neden? Şimdi sistem 6+2+2’dir. (Son eklenen +2'lik kısım BJK'nin elinde kalan futbolculardan dolayıdır). Hal böyle olunca Türk futbolcuların takımda yer bulması güçleşmektedir. Üç büyüklerin yedekleri bile diğer takımların en iyi oyuncularından transfer edilenlerden oluşuyor çünkü 5 kişi sahada yer alabiliyor. Onlara oynayacak yer kalmayınca Milli takım nasıl “takımında oynayanlardan” seçilecek o halde? Bu 5 kişi içinde gençlere nasıl yer açacaksınız? FB bu sene yurt içinden transfer etmeye oyuncu bulamadı, neden? Tüm takımları yabancılar sarmışken kendi gençlerinize nerede yer bulacaksınız? İyi oyuncularımız ise yurt dışına gitmiyor çünkü orada aynı ücreti alamıyor, ülkemizde yedek oturmayı tercih ediyorlar. Yabancı oyuncular burada oynamaya geliyor çünkü burada vergi avantajı var, yoksa doğma büyüme cim bomlu olduklarından değil!
Örneklerle açalım:
Bakın takımların defansına; Lugano, Bilica, Yobo, Andre Dos Santos, Ferrari, Zapotocny, Sivok, Neill, Insua.. Üç büyük kulüp ve 9 yabancı defans oyuncusu. Geriye kaldı birer tane sürekli oynayan oyuncu. Bunlar da Sabri, Servet, Gökhan Gönül, hadi İsmail’i ve İ.Toraman’ı da koyalım. Bunların ikisi aynı mevkide zaten. Diğer takımlardan kimi koyacaksınız defansa? Diğer takımların en iyi oyuncuları zaten üç büyüklere transfer olmuş kulübede oturuyorlar. Avrupa’da oynayan takımlarımızın defansları neredeyse komple yabancı ise tecrübe nasıl kazanılacak?
Şimdi oynatacak adam yok. İyi oynayanlar daha büyük paralara büyükler de yedekliğe terfi ediyor. En iyi adamların büyük çoğunluğu 3 büyüklerde yedek. Sahaya çıkan Milli takım da haliyle takımında yeterli süre alamayanlardan oluşuyor.
Şimdi Aziz Yıldırım “Milli takımın başarısızlığının sebepleri üzerine hepimiz düşünmeliyiz” diyor. Birileri ona, her şeyi ithal edince üretimin durduğunu söylemeli, kral çıplak.
.....................
NOT: Milli takıma çağrılan oyuncular konusunda girişilen polemikte Galatasaray'ın (eski) teknik direktörünü de başkanını da haksız ve gayri ciddi buluyorum.