Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

25 Kasım '15

 
Kategori
Güncel
 

Bu oyunda kimse ebe olmak istemiyor

Olmadı!... Toplumsal barış ya da Kürt sorunun çözümünde yine başa döndük. Bir yandan hendekler, mayınlı tuzaklar; öte yandan kuşatmalar, tanımlanamayan, tanımlanmak istemeyen ölümler. “Nedeni nedir?” sorusunu sorma isteği hepimizin gırtlağından denetimsiz olarak fışkırma eğilimde. Her birimiz kendimizce farklı gerekçelerle bastırıyoruz bunu… Bu arada yaşananlar kimi bedenleri kanatıyor oluk oluk, vicdanı olan kimilerinin de yüreğini!

Nedendir sahiden ülkemizde bu olup bitenler? Barışın bin bir kokulu çiçek bahçesine kavuşulması umudundayken neden yeniden kan gölünde boğulmaya başladık. Pek çok nedenin olduğu kuşkusuz... Ama iktidar (yönetim gücünün) paylaşımı en belirgin sorun olarak gün yüzüne çıkmış gibi görünüyor. Buna etki eden temel sebep de devletti yönetecek gücün Ankara merkezli olarak kalıp kalmayacağıyla ilgili olarak düğümlenmiş sanki. Özyönetim arayışları, Kürtlerin kendi yerel iktidarlarını oluşturmaları olarak algılanıp, bunun bağımsızlığa uzanan sınır ötesi arayışlarla entegre olarak ülkeyi bölünmeye götüreceği korkusu Türk tarafını şiddetli bir karşı koyuşa yönlendirmiş durumda…

Ankara’daki yönetim kadrosu, özyönetim arayışlarına verilen tepkiyi; zaman zaman Kürtleri diğer Kürtlerin zulmünden kurtarmak(!) biçiminde soslayarak sunmaya çalışılsa da temelde iktidarı hiçbir şekilde paylaşmak ya da devretmekten yana olmadığı biçiminde anlamak gerekir. Bunun İslam kardeşliği üzerinden hareketle daha büyük topraklara hükmetme isteğinin ana düşüncesinden ilham aldığı açık. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca ilk kez bu kadar üst perdeden dile getirilen Türk interlandı (Osmanlı mirası…) fikri bu büyüme en azından etki alanını genişletme arzusunu net bir şekilde ortaya koymakta.

Kürt (pkk) talepleri bu arzuya indirilmiş bir kılıç darbesi görünümü veriyor. Kendi içinde kavgalı, hadi daha açık söyleyelim halkın bir kesimini haklarından yoksun bırakan bir yönetim imajı ideolojik anlamda dışarıya ne söyleyebilir ki… Bu talepler büyüme arzusunu kamçılamak yerine küçülmeye davetiye çıkarıyor gibi görünüyorsa daha büyük bir baş ağrısına davetiye çıkarıyor demektir.

Şu anda gelişmeler aynı köprüde karşılaşan ve geçiş üstünlüğü talep eden iki inatçı keçinin durumu çağrıştırıyor. Taraflarda gücün üstünlüğünü kutsama ve yeniden yapılanma yolunda belirleyici olanın güç olduğuna dair kanı çok kesin gibi görünüyor. Başka gerekçeleri olsa da Suriye ve Irak’taki gelişmelerin Kürt kesiminin taleplerini yükselttiği ve onları Türk tarafının düşündüğünün çok ilerisindeki bir noktaya taşıdığı gerçeği ortada. Bu durumda Dolmabahçe’de kurulan masanın devrilme olayının  “Kürt kesiminin taleplerini aşağıya çekerek yeniden hizaya getirme” düşüncesine dayandığı var sayılabilir. Karşı taraf da durumu fark edip rest çekmiş durumda...

Şimdilik çatışmalar bazı bölgelerle sınırlı kaldığı için hükümet pek sıkışmış görünmüyor. Ancak gelecekte işin batıya doğru yayılmayacağının garantisi yok. Üstelik İşid nedeniyle hükümetin içte ve dışta durumu bir hayli sıkıntılı olacak gibi görünüyor. Dün gerçekleşen Paris katliamı (13.11.2015) oyunun kurallarının yeniden belirlenmesi sonucunu doğurması kaçınılmaz. Durumun Fransa tarafından kendisine karşı yapılan bir “savaş ilanı” olduğu deklere edildi bile… Ortadoğu her zamankinden daha fazla kaynayan bir cehennem kazanı olmaya aday. Bölge halkı olarak az zararla atlatabilme becerisi gösterebilirsek ne mutlu bize!

 
Toplam blog
: 23
: 113
Kayıt tarihi
: 14.08.15
 
 

1959 yılında Siverek'te doğdum. yüksek öğrenimimi Konya'da tamamladım. 1982 yılından beri ülkenin..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara