- Kategori
- Güncel
Bu son olsun

Ölüm bu toprakların kaderi mi?
Gösteriş ve çözümsüzlük yüzyıllardır bu topraklarda varlığını korumadı mı?
Daha ne kadar hayat, ne kadar oğul, ne kadar eş, ne kadar umut sönüp gidecek bu topraklarda, daha ne kadarına göz yumacağız?
Benim vicdanım sızlıyor. Kendimi koyabiliyorum herhangi bir şehit eşinin yerine, o acıyı hissetmeye çabalıyorum. Anlamak ve çözüm üretmek için tek çıkar yol bu çünkü. Bunu ben biliyorum; ama ne yazık ki benim bilmem bir şeyi değiştirmiyor. Milyonlar bilmeli bunu, milyonlar düşünmeli. Bu topraklarda yıllarca bir arada barış içinde yaşadıktan sonra, kardeş kavgasına nasıl düştüğümüzü milyonlar bilmeli, hangi sebeplerle bölündüğümüzü?
Dağda bir gerilla ölmüş, umrumda değil!
Dağda bir Türk Askeri ölmüş, umrumda değil!
Yürek olarak bölünmüşüz biz aslında, kimsenin acısı kimsenin umrunda değil! Daha neyin bölünmesinden bahsediyoruz, hangi toprakların kavgasını veriyoruz? İçten çürümüşüz biz!
Dağda ölen gerilla da, dağda ölen asker de insanın içini sızlatmalı. Orada bir yaşam bitiyor, umutlar yok oluyor. Kundaktaki bebekler babasız kalıyor, belki de bir baba tek evladını kaybediyor. Hangi yürek dayanabilir ki bu acıya? Ölenin bir gerilla ya da bir asker olması neyi değiştirir ki, ardında yüreği yanık insanlar bıraktıktan sonra?
Birbirimizin acısına üzülmeyi, saygı duymalı öğrenmeden bu kavga hiçbir zaman bitmeyecek. Birbirimizi anlamadan bir çözüm üretemeyeceğiz.
Olan kime olacak? Her iki tarafın da masum insanlarına.
Ve birileri bu durumdan çıkar sağlamış olacak, gövde gösterisi yapmış olacak. Her seferinde aynı yalanlar çıkacak ağızlardan, bu sefer bardak taştı diyecek pinokyolar. Ama hiçbir zaman bardağın taştığını göremeyeceğiz. Yıllardır aynı senaryo önümüze koyulmuyor mu ki, başka bir seçenek bekliyoruz. Barış bizim elimizde, barış iki halkın elinde! Asla yalancı liderlerin değil!
Gösteriş!
Bu toprakların kaderi bu kelime.
Osmanlı, yıkılmaya yüz tutmuşken, azınlık ayaklanmaları yaşarken sorun yokmuşçasına saraylarda eğlenceler düzenliyordu.
Bugün de aynı durumu yaşıyoruz. Aradan geçen zaman, çekilen acılar hiçbir şeyi değiştirmemiş.
Yine toprak kavgası yaşıyoruz, yine gösterişten vazgeçmiyoruz. Kendi acılarımıza melhem olamazken, Suriye’ye İsrail’e kafa tutmaya, akıl vermeye çalışıyoruz. Ne acı!
Sanırım artık televizyonu camdan atmalıyım.