​ Önce Demokrasi / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
 

Önce Demokrasi

Önce Demokrasi
 

Bazen zordur dönüp arkaya bakmak. Acıları, hayal kırıklıklarını, hüsranları hatırlamak çok zordur. Her zaman kalbinde, en derin yerde dursa da o acılar, dönüp bakmazsan geçmiş günlere sanki hiç yaşanmamış gibi kabul edersin o acıları. Saçma gelebilir, anlamsız gelebilir ve hatta amaçsız gelebilir bu durum; ama gerçek budur. Bu durumu kabullenmekte zordur üstelik, yürek ister. 

Bazen düşünüyorum, kendimizle yüzleşmeyi başarabildiğimiz gün her şey farklı olacak diye. Yalansız, kaygısız, hiçbir şeyi düşünmeden kendimizle yüzleşmeyi başarabilecek miyiz bir gün? Bilmiyorum. Bunu sadece umut ediyorum ve şiddetli bir şekilde istiyorum. 

Biri neden diye sorsa, cevap veremem. Sadece istiyorum. 

Neden, nasıl ve daha birçok (anlamsız) sorunun ne önemi var ki hayatımızda? Bu soruların ve başka insanların önemi falan yok hayatımızda, olmamalı. Beni benden daha iyi kim tanıyabilir ki, kim anlayabilir ki? 

Başkaları normal olan insanları sever, normal insanlardan hoşlanır. Ben normal olmak zorunda değilim ki başkaları için, kimse normal olmak zorunda değil. Normal olmak demek, başkalarının kriterlerine uymak demek, sıradan bir insan olmak demektir. 

“Ne kadar çok kişi benimle aynı fikirdeyse, o kadar çok yanıldığımı düşünürüm.” 

Ne kadar da doğru söylemiş Oscar Wilde. 

Topluluk, toplum ya da adı her neyse, bir fikri doğru olduğu için sahiplenmez, çoğunluk tarafından kabul gördüğü için sahiplenir, yanlış olsa dahi! 

Ah Paulo Coelho, ne de güzel anlatmış o ünlü eserinde ( Veronika Ölmek İstiyor) bu durumu. Durup dururken okuyasım geliyor, hiç ama hiç sıkılmadan. 

Her neyse. 

Şimdi asıl anlatmak istediğim konuya gelmek istiyorum, tutuklu gazetecilere ve onların çok özel gazetelerine. Soner Yalçın, Mustafa Balbay, Ahmet Şık, Tuncay Özkan, Nedim Şener, Füsun Erdoğan ve nicesi… 

Neden içerideler? Kimse bilmiyor. Sadece iddialar üzerine gerçekleştirilmiş bir sürü tutuklama. Açıklama yok, inandırıcılık yok, hiçbir şey yok! Ama Silivri’de, bir sürü hayat var bir sürü değer var. Bir kere Soner Yalçın gibi yıllarını bu mesleğe adamış ve çok kaliteli işler yapmış olan bir adam var. Basılmamış kitap olayından ve Milletvekili olduğu halde, onca insanın oyunu almış olduğu halde kaçma şüphesi(!) bulunan Sayın Balbay’dan bahsetmiyorum bile. 

Neden içerideler? Bu soru cevaplanmalı artık. 

Neden İçerideler? Çünkü, normal değiller, çoğunluğun kabullendiği fikirleri kabullenmediler. Farklı düşündüler, farklı düşünmeyi öğretmeye çalıştılar, çoğunluğun içinde değil azınlığın içinde yer aldılar. Bu sebepledir ki, bugün birçoğu Silivri denen Zulüm hanededir. 

Ama onlar yine de pes etmediler ve Tutuklu Gazete adıyla çok hoş bir gazete çıkardılar. Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. Yılmadıklarının, yılmayacaklarının en büyük göstergesidir bu gazete. 

Peki nerde kaldı ileri demokrasi? 

Demokrasi, çoğunluğun karşısında azınlığın haklarının korunması demektir. 

Demokrasi, iktidarı dengeleyecek bir muhalefetin bulunması demektir. 

Daha demokrasinin şartları yerine getirilmeden, ileri demokrasiye zıplamakta neyin nesi? 

İleri demokrasiyi ve ustalık dönemini yaşıyoruz malum. 

İleri demokrasi, insanların hayatını karartanları halaylar eşliğinde serbest bırakmak! 

Ustalık Dönemi, bu milletin yetiştirdiği değerleri Silivri’de toplamak! 

Bu ülkede ne böyle bir ileri demokrasiye, ne de ustalık dönemine daha fazla ihtiyaç olduğuna inanmıyorum. Mustafa Kemal’in yerleştirmiş olduğu demokrasi bilinci benim için yeterlidir, bu şekildeki bir ileri demokrasiye hiç ama hiç gerek yoktur. 

Beni en çok güldüren( ve tabi ki üzen) şeyi de sizinle paylaşmak istiyorum. Siz kalkın, onlarca insanı vahşice öldürmüş olan bir örgütü, Hizbullah’ı halaylar eşliğinde serbest bırakın, kaçma şüphesi bulunmasın hiç birinin; ama milletin vekilinin kaçma şüphesi olsun. Gülmemek elde değil bu duruma. 

Artık dönüp arkamıza bakmamız ve gerçekleri görmemiz lazım. İnsanların haksız yere hayatlarından ayların, yılların çalındığını fark etmemiz ve onlar için bir şeyler yapmamız lazım. Susmak yerine konuşmayı tercih etmek zorundayız artık. Bu sefer zalimin değil, haklının yanında yer almalıyız. 

 
Toplam blog
: 3
: 263
Kayıt tarihi
: 14.08.11
 
 

Lisans öğrencisiyim. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyorum ve oldukça ilgiliyim bu alana..