Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ismail hakkı özsarı

http://blog.milliyet.com.tr/ihozsari

10 Eylül '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
186
 

Bu yaştan sonra mı?

Bu yaştan sonra mı?
 

alıntıdır


 

“Yaşlandık artık”

“Bizden geçti”

“Yolun sonu göründü”

“Yaş kırk bilmem neresi dırt”

Yaş yetmiş, iş bitmiş”

Yukarıdaki söylemleri çok sık duyarız. Toplum olarak yaşlanmaya ve her şeyden elini eteğini çekmeye pek meraklıyızdır. Daha düne kadar insanları otuzsekiz yaşında emekli ediyorduk. Eh böyle olunca da, kırk yaşındaki insan kendini yaşlı zannediyor.

Oysa Batı toplumlarında yaş ve yaşlılığa yüklenen anlamlar bizdekinden farklıdır.

William Gladstone yeni bir dil öğrenmeye karar verdiğinde yaşı 70’i geçmişti.

Çevresinden bir hayretle:” İhtiyarlık kaç yaşında başlar?” diye sorduğunda Gladstone şöyle yanıtlamış: “Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.”

Aynı Gladstone dördüncü kez İngiltere Başbakanlığına seçildiğinde 83 yaşındaydı.

Ressam Titian “LEPANTO SAVAŞI” adlı ünlü tablosunu yaptığında 98 yaşında idi.

Goethe, en büyük eseri FAUST’u 82 yaşındayken tamamlamıştır.

Bizim toplumumuzda ise bu yaştaki insanlar “hala yaşıyor musun” diye sorguya çekilirler. Belirli bir yaştan sonra çalışmak ayıp sayılır.

Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. Şahsen ben otuzlu yaşlarında ihtiyarlamış, çökmüş, bezgin, bıkkın çok insan tanıdım.

Samuel Ullman adında 80 yaşındaki bir adam yazdığı kitabın “Gençliğin Felsefesi” adlı bölümünde şunları söylüyor:

“Gençlik hayatın belli bir zaman dilimi ile ilgili bir bölüm değildir. İnsan kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır. Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır. Ümitleri derecesinde genç ve ümitsizliği derecesinde yaşlıdır. Hiç kimse yalnız birkaç yıl fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir. Seneler cildi buruşturabilir fakat heyecanların feda edilmesi ruhu buruşturur.”

Sonuçta özet olarak şöyle diyebiliriz:

“DAMIN KARLA ÖRTÜLÜ OLMASI EVİN İÇİNDE SOBA YANMADIĞI ANLAMINA GELMEZ.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1078
Kayıt tarihi
: 12.07.12
 
 

Emekli öğretmenim. Kitap okumayı ve düşüncelerimi paylaşmayı çok severim. Tarih özel ilgi alanımd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster