- Kategori
- Spor
Bu yazıda basketbol yazısı değildir-son-
Sn. Tanjevic 5. maçta son 25 saniyede skor berabereyken ve topu oyuna Efes Pilsen sokacakken faul yaptırmadı. Savunmayı seçti. Olasılıkla düşündüğü daha büyük faul problemi yaşayan Efes Pilsen ile uzatmayı oynamaktı bence. Eğer yanlış duymadıysam yorumcu Sn. Çetin Yılmaz' da "savunmayı seçti bende savunmayı seçerdim" dedi. İşte benim de genelden ayrıldığım ve bu yazının da bir basketbol yazısı olmamasına yol açan durum bu. Olayları nasıl analiz ettiğimiz -edemediğimiz bence- ve pasiflikle veya bekleyelim bakalım ile sorunlara çözüm bulma anlayışımız.
Kural: Basketbolda 8 saniyede kendi yarı sahanızı geçip toplamda da 24 saniyede topu çembere değdirmek zorundasınız. Aksi halde top rakip takıma geçer. Açık ve net. Bu kuralın yorumu yok.
1. Fiili durum : Top Efes pilsen' e geçtiğinde % 99.00 doğru hatırlıyorum maçın bitimine 25 saniye vardı. Maç berabereydi.
2. fiili durum tercih : FB-Ülker' in 25 saniye savunma tercihi.
FB Ülker için 1. Olasılık : FB-Ülker 25 saniye savunma yapıp sayı yememeyi en kötü olasılık, topu bir şekilde kapıp sayı atmayı en iyi olasılık diye düşündü. Ve bu savunma öyle bir savunma olacaktı ki faul yapılmayacaktı. Şut pozisyonu verilmeyecekti. Çünkü atış halinde bir faul 3 hatta 4 sayıya malolabilirdi.
2.olasılık (devam halinde geçerli) : 1. olasılıktaki FB-ülker açısından kendilerince! en kötü seçenek gerçekleşirse uzatmada maçı kazanmak. Varsayım, hep biz faul yapmadan savunuruz.
Şimdi Analiz dizini: FB-Ülker' in en kötü olasılık olarak düşündüğü seçenek zaten fiilen Efes Pilsen' in elindeydi. 25 saniye al gülüm ver gülüm yapsalar maç berabere biterdi. Efes Pilsen' in ne kadar faul problemi olsada oyundaki fiili oyuncu kalitesi FB-Ülker' den düşük değildi. Yani FB-Ülker cephesi fiili durumu ve kuralı analiz edemeden üst
üstü iki olasılığın gerçekleşmesine oynamayı tercih etti. Üstelik de zor ve çok riskli olasılıklara. Tutmaması halinde telafi etmeniz için süre olmayan olasılıklara oynadı FB-Ülker. (Öyle de oldu zaten.)
Oysa ben ve benim gibi düşünen çok küçük bir azınlık Efes Pilsen topu oyuna sokup süre 1 saniye geçtikten sonra atışsız alanda faul yaptırırdı takımına. Bu durumda en kötü olasılık FB-Ülker için Efes Pilsen' li oyuncuların iki atışıda baskete çevirmesi olurdu. Ama kesin olan bir şey daha vardı. Maçın bitimine 20 saniyeden fazla zaman kalmışken top FB-Ülker' e geçerdi. İşte o anda da eğer siz iyi bir koçsanız o hücumu doğru oynatır yine en azından beraberliği alırdınız. (Ki zaten beraberliğe razıydılar. Tercihleri buydu.) Ama benim dediğimi yapıp son topu ellerine alsalardı maç uzatmaya gitmeden kazanma olasılığı vardı FB-Ülker' in. Çünkü atılacak bir fazla sayıyı telafi için asıl o zaman Efes Pilsen' zaman kalmayacaktı.
FB-Ülker bu analizi yapamadı, hangi riski alması gerektiğini bence doğru analiz edemedi. Yani bir başka deyişle liderlere yakışır analizi yapamadı. Edilgen kalarak hele bir iş uzasın çözerim dedi. Ama uzatmayı başaramadı. (Ki zaten çok zordu.) Üstüne üstlük yapmaktan kaçındığı faulu misliyle yaptı. (Bir önceki yazımda anlatılan olaylar.)
Peki sayın okurlar bunun güncel hayatımızla ilgisi ne? Biz Kıbrıs' ta yıllarca asıl fiili durumu analiz edemeden görünür fiili duruma oynamadık mı? Anımsayın eğer bugün razı olduğumuz toprak oranına yaklaşık 30 yıl önce razı olsaydık bu konu bu şekliyle hala var olacakmıydı? İsteyenle arşivleri açar okuruz. Bu zaman o yıllara dönmek çok kolay. Üstelik de şu anda razı olduğumuz (ki artık o da kabul edilmez oldu) oran nasıl girintili çıkıntılı bir harita ile önümüze dayatıldı anımsıyormusunuz ? AB konusunda aslında yıllar önce bizde dahil olabilecekken hangi siyasi tercihler nedeni ile bugünlere geldiğimizi tartışalım mı?
Sayın okurlar, liderler, liderce düşünebilen toplumlardan çıkarlar. Kendisi edilgen olan bir toplum, koç olarak da yorumcu olarak da, siyasetçi olarak da edilgeni seçer. Bu nedenle Efes Pilsen final serisi için nasıl en az hatalı olan Sn. Tanjeviç ise ülkemizin bugünkü hali içinde en az hatalı olanlar gelmiş geçmiş siyasilerdir. Yaptıkları her tercih birebir bizim tercihimizdir. Etkin olmak sokaklara çıkıp standart olarak halay çekip, aynı ritimde slogan atmak veya siyasileri konuşuyorsak eğer toplumuda ateşleyecek şekilde birbirimize ağır! sözler etmek değildir. Etkin olmak yasal ve etik kurallar içerisinde, sakin ama kararlı bir şekilde yeni fikirler, projeler ortaya koyup bunların arkasında tek oy bile alamama pahasına durabilmektir. Etkin olmak genelden ayrılıp (ör: oto yol yapma sevdasından) tek başına nasıl başka ulaşım alternatifleri yaratacağını düşünebilmek ve söyleyebilmektir.
Artık basketbol üzerinden toplumsal analiz bitti. (Bu arada final serisinde uzatmaya giden bir maç dışında normal sürede bir kez 79 sayı atıldı. Diğer maçların skorları ile her iki takımda önümüzdeki yıl dörtlü finale gidemezler. Ki o skorlar bile son dakikada maç koptuktan sonra yapılmayan savunmalar veya taktik fauller ile geldi.) Önümüzdeki yazılar nükleer enerji ve İzmit geçişi için olacak.