- Kategori
- Siyaset
Bu yetkiler, ancak totaliter rejimlerde olur…

Yıllar öncesinde, günün başbakanı rahmetli Turgut Özal “Kürt realitesini tartışalım” demişti de o zaman karşı çıkmıştık ve nedenlerini de o günden bu yana yaşadıklarımızı ve nedenlerini de “Yaşarız” diye anlatmıştık.
Olmadı, anlatamadık ve bu günlere geldik.
AKP iktidara geldiği günden beri, zaman içerisinde “Olmayacak” şeyleri çok tartıştık. Bazıları olmadı ama birçoğu da zaman içerisinde “Sindirerek” rejim değişiklikleri hayata geçirilmeye başladı.
Son tartışma “Başkanlık” rejimi…
AKP iktidarı, genel başkanının “emirleri” doğrultunda çalıştı. Sonra da “Başkanın Görev ve Yetkileri”ni tek tek sıralandı.
Şimdi, önerilen bu yetkilere dikkatinizi çekelim.
- Yürütmenin başı olarak iç ve dış siyaseti yönetir. Meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verir. (Meclis’i fesh etme yetkisi) Bakanları atayabilir ayrıca görevlerine son verebilir.
- Başkomutanlığı temsil edecek olan başkan, rektörleri de atayabilir. Ayrıca kamu yöneticilerini atamak, görevlerine son vermek gibi yetkilere sahip olur.
- Başkanın yetkileri arasında ‘sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek ve sıkıyönetim veya olağanüstü hal kararnamesi çıkarmak’ da yer alıyor.
- Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını, Danıştay üyelerinin yarısını, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı ve HSYK üyelerinin yarısını seçecek.
- Başkan, genel siyasetin yürütülmesinde ihtiyaç duyduğu konularda Başkanlık kararnamesi çıkarabilir. Kanunların uygulanmasını sağlamak için yönetmelik çıkarabilir.
- Hakkındaki, kişisel ya da göreviyle ilgili bir suç işlediği iddiasıyla TBMM’de üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir.
- Başkan Yardımcısı, Başkan’a vekâlet eder, yetkilerini kullanır. Milletvekili statüsünde ve dokunulmazlığı var.
- Göreve başlarken şu yemini eder: “İnsan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı kalacağıma; devletin bağımsızlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma and içerim.”
Yani, tek başına ülkenin kaderini çizebilir…
Bütün bunları anlayabilirim…
Ülkede “Başkan” sıfatını taşıyacak kişi, tüm sorumlulukları üzerine alıp bu icraatları yapsın da, aklımın almadığı şey, “Başkan” sıfatını taşıyan kişinin, bütün sıralanan ve daha da eklenebilecek işleri yaparken kim, hangi makam tarafından denetleneceğidir.
“…Hakkındaki, kişisel ya da göreviyle ilgili bir suç işlediği iddiasıyla TBMM’de üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir” de “Milletvekili dokunulmazlığı” nedeniyle acaba bugünkü gibi dosyası rafta bekler mi?
Sonra “…ihtiyaç duyduğu…” her türlü konularda “…Kararname…” çıkarma yetkisi ile meclisin görevini de üzerine almış olmuyor mu?
Değerli okurlar…
Hani bir söz vardır, “adam olana çok bile…” diye.
Aslına bakarsanız, hukuk düzeni içerisinde görev yapmak isteyen için ortada bir engel yoktur. Ancak “Kafasına göre” gitmek isteyenler için ise “Engel” çoktur.
Sayın Başbakan, belediye başkanlığından gelen alışkanlık ile “Kafasına göre” gidememekte, yasalar hep önünü kesmektedir.
O'nun istediği ise bu değildir…
Derdini anlatmaya çalışan vatandaşa “ananı da al git” diyecektir. Bir/birçok davada “Savcı” olacaktır, beğenmediği diziler için savcılara emir verebilecektir. Sözleri ve davranışları hakkında yorum yapanların icabına bakacaktır.
İstediği de budur…
Özetle “Padişah” yetkilerini tek başına elinde bulundurup “Saltanatını” ilan etmek istemektedir
Biz de buna karşı çıkıyor, kendisine “İstediğin saltanatı size vermeyeceğiz” diye yazıyoruz, çiziyoruz.
Artık bu saatten sonra da takdir, yüce milletindir, isterse bu millet “Hilafeti bile” geri getirebilir, sindire sindire…
Bugün de “O günlerdeki” gibi uyarıyoruz…
Duyulursa ne ala, duyulmazsa, işte o zaman biz zaten bu topraklar üzerinde de yaşıyor olmayız…
29 KASIM 2012 , İBRAHİM PEKBAY