Bu yol doğru değil / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Türkiyeyi Etkileyen iç ve dış politika sorunları

http://blog.milliyet.com.tr/sakin02

06 Temmuz '11

 
Kategori
Siyaset
 

Bu yol doğru değil

Bu yol doğru değil
 

Etik olarak ve de yasal olarak, sürmekte olan bir davanın lehinde veya aleyhinde hiç yazı yazmadım.Dostlarım sık sık bana nedenini sordular. Hatta bazıları, doğrudan veya dolaylı korkmamam gerektiğini bile söylediler. Bilmedikleri veya anlayamadıkları nokta durumun korku ile alakalı olmadığı, pek çok kez ölüme değen birinin korkmasının mümkün olmadığı idi. Tekrar altını çizmek isterim, suskunluğum, birgün herkese lazım olacak hukuka saygıdan başka birşey değil. Elbetteki davalar sonuçlandıktan sonra benimde söyleyecek bazı şeylerim olacak... 

Ancak gerçekten bunca zamandır benim ve pek çok kişinin sinir uçlarıyla oynanmasının sonucu en azından birşeyler söylemenin, yazmanın doğru olacağını zannediyorum. 

Herşeyden önce, Basının bir bölümünün yasalara aykırı olarak, Ergenekon, balyoz vs. adını taktığı davalar, bazı hukukçuların görüşüne göre, yürürlükteki yürürlükteki Anayasaya ve pek çok yasaya aykırı. Özellikle Anayasaya göre öncelik alması gereken Uluslararası Mahkeme Kararlarına da aykırı. Başka bir gurup hukukçuya göre ise yapılan her uygulama sanıklar hakkında ciddi suç şüphesi bulunması , delillerin tam toplanamaması ve delillerin karartılması endişesiyle tümüyle yasal ve hiç bir şeye aykırı değil. Bana , ilk gurup hukukçunun savundukları daha yakın duruyor. Öncelikle bu durum hukukun hoyrat uygulamasından başka birşey değil. Delillerin toplanmasındaki basına yansıyan problemleri, acele hoyratlıkla ve de yasal olarak yapılmayan telefon dinlemelerini, göz ardı edemezsisiniz , ve benim inandığım hukuk mutlaka kendi mekanizmaları içerisinde bunu düzeltir. Uzun gözaltı sürelerinin yargılamadan cezalandırmaya dönüşmesi ise tümüyle ayrı bir konu ve tüm sistemin Anayasal olarak uyması gerekli Uluslararası Mahkeme kararlarına aykırı gözüküyor. 

En önemlisi bunlardan hiçbiri değil. Uzun gözaltı süreleri hukuk fakültelerinin birinci sınıflarında öğretilen masumiyet karinesine de açıkça aykırı. Herhangi bir nedenle ve işlendiği iddia oluna bir suça ilişkin göz altına alınanların suçlu değil masum olduğunu peşinen kabul etmek zorundasınız ve savcıların görevide bu insanların suçlu olduklarını iddia etmek ve ispatlamaktır. 

Yargı üzerindeki siyasi baskılar, yargının hükümet görüşlerine paralel olarak örgütlenmesi, hukuka saygımdan ötürü, bu gün değineceğim konular arasında yok. 

Bununla birlikte, sözkonusu davaların, TSK nın emir komuta sisteminde ciddi sorunlara yol açtığı ve bu durumun basında çok az yer bulduğu, anlaşılamaz ve kabul edilemez bir durum. Önce rakamlara bakalım ; 

Balyoz adı takılan davada, hepsi emekli, ikisi kuvvet komutanı 5 emekli orgeneral, 3 korgeneral, 2 koramiral, 4 tümgeneral, 3 tümamiral 6 tuğgeneral 2 tuğamiral gözaltında tutulmaktadır. Bu insanlar suçlu veya suçsuz olabilirler ancak TSK nın emir komuta yapısı üzerinde etkileri teorik olarak yoktur. 

Ayni davada gözaltında olan görevli generaller ise, 1 Orgeneral, 3 Korgeneral, 2 koramiral, 9 tümgeneral, 2 tümamiral, 5 tuğgeneral, 8 tuğamiral dir. 

Tutuklanan bu subaylar, örneğin deniz kuvvetlerinde 23 bin kişiye komuta etmektedirler . Deniz Kuvvetlerinin toplam mevcudu ise yaklaşık ellibin kişidir . 

Burada akla gelen ilk soru şu; sık askeri darbelere tanık olan ülkelerde yüzer birliklerinin tamamı denizde kara birliklerinin (Amfibi tugayı) başka iç güvenlik görevlerinde olan dolayısı ile rakamsal olarak görev alması mümkün olmayan bir deniz kuvvetlerinin darbe yapmaya kalkışması dünyanın hangi ülkesinde görülmüştür. 

Basına aksadığı kadarıyla balyoz davasına ilişkin hazırlanan iddaname, darbeye eksik teşebbüs ile suçlamaktadır ve bu durumun anlaşılması da olası değildir. 

Tekrar ve altını çizerek bir kez daha yazıyorum.Bu insanlar suçlu olabilirler ancak suçsuz da olabilirler. Delillerin tam toplanamaması, çok uzun süre göz altında tutulan bu insanların suçu değildir. Herkesin özellikle AKP nin savunduğu kuvvetli suç şüphesine eksik delillerle nasıl ulaşılmıştır. Bu arada Suriye ile yaşanan ciddi gerginlik , güneydoğuda hergün verilen en az iki şehit, bir türlü çözülemeyen kürt sorununa siyasi hiç bir çözüm bulamadığı gözlenen yürütme, bu kadar örselenmiş ve morali bozuk bir silahlı kuvvetler ile neye ve nasıl siyasi çözüm bulacaktır. 

Sonuç şu, sayın Başbakan lütfen olayları daha da germekten vazgeçin. Sizlerin ciddi siyasi meseleleri ne yapalım konu yargıda diyerek veya, Suriye örneğinde olduğu gibi ve özellikle ABD telkinleriyle el altından görüşmeler sürdürerek çözmeniz mümkün değildir. Başka bir deyişle bu yol doğru değildir. 

 
Toplam blog
: 89
: 321
Kayıt tarihi
: 27.07.09
 
 

ODTÜ 1970 Kimya Bölümü mezunuyum. Çalışma hayatımın bir bölümü kamuda bir bölümü ise özel sektörd..