​ Suriye / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Türkiyeyi Etkileyen iç ve dış politika sorunları

http://blog.milliyet.com.tr/sakin02

30 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
 

Suriye

Suriye
 

Türkiye ile Suriye arasındaki ipler hergün biraz daha geriliyor. Aklı başında olup da okur yazar olan kimse Suriye'deki Oğul Esad rejiminin doğru yolda olduğunu savunamaz. Sebebi ne olursa olsun sivil itaatsizliğin sınırlarında dolaşan halk hareketleri bu denli orantısız güç kullanarak, kimi zaman katliam sınırlarını zorlayarak bastıramazsınız. Başer Esad da bastıramayacak, ve sonunda BM Güvenlik Konseyi toplanarak yaptırım kararlarını askeri müdahale aşamasına taşıyacaktır. Bu sefer durum petrolün büyük bölümünü Avrupaya satan Libya'daki gibi olmayabilir. ABD nin bölgedeki kendine göre vazgeçilemez çıkarları, bu Ülkenin olası bir askeri müdahalede daha aktif rol almasına sebep olabilir. Bu arada tübünlere oynamaya aşırı meraklı Başkan Sarkozy nin önünde seçimler olduğunu ve bu nedenle gittikçe yok olan güvenilirliğini bir miktar onaracak birşeyler yapması gerektiğinide göz önünde tutmak gerek. 

Hepsi iyi de bu kayıkçı kavgasında acaba Türkiye doğru yolda mı ? Buna evet diyebilmek mümkün değil. Dış politikayı, Bakan Davutoğlunun Stratejik Derinlik kitabı üzerine temellendiren Başbakan Erdoğan bir türlü uluslararası ilişkilerdeki hassas dengelerde, dostlukların değil çıkarların önemli olduğunu, en kibar deyimle içine sindiremiyor. ABD etkisi ile yapıldığını çocukların dahi anlayacağı bir üslupla sadece beşer Esadı uyarmakla bu işin çözüleceğini umuyor. Ancak bana göre dikkate alınması gerekli konu Başer Esad değil yönetimdeki Babası döneminden kalan Baas Partisi yöneticilerinin akıl almaz dayatmaları. Söz verdiği reformların yapılmasına gelince, bu mümkün değil. Böyle bir hamleye Baas ın kemikleşmiş yapısı asla onay vermeyecektir. Bizde ki bazı köşe yazarlarının tipik bir ABD propoganda makinesi ürünü olan Arap Baharı kavramına hala neden dört elle sarıldıklarını ise anlamak o kadar zor değil... 

Türkiyenin doğru bir politika izlemediği açık olduğuna göre, artık ne yapmalının cevabını aramak gerek. Önce Suriye ve Türkiyenin tehlıkeli biçimde neredeyse karşı karşıya gelmiş silahlı kuvvetleri birbirinden uzaklaştırılmalı, bulundukları bölgeden en az 20 kilometre geriye çekilmelidir. Elinde dolu silahla karşı karşıya duran iki ordunun bu durumu korumasının ve bunu birbirine siyasi baskı unsuru olarak kullanmasının bir örneği dünyada yoktur. Mutlaka çatışma çıkacaktır. Özellikle taraflardan biri katliamlara girişmiş bir güçse kendini her zaman aşırı güçlü ve kana alışkın hissedecektir. Başer Esad anlayamasa bile çevresinde babasının zamanında özenle seçilmiş generalleri Türkiye ile girecekleri bir çatışmayı kazanamayacaklarını bilirler. Ancak güvendikleri nokta, olası bir harekatta büyük görev düşecek olan Hava ve Deniz kuvvetleri nin komuta yapısının basının adına muhtelif isimler taktığı bazı davalar yüzünden zorluklar yaşadığı ve güneydoğudaki hareketlenmenin fazlalaşması olabilir. Burada temel sorun bunların hiçbiri değildir. Siyasi kararların yanlış ve geç alınması herşeyi zorlaştırıp Esad ın generallerinin hayallerini bir miktar ve sadece başlangıçta haklı çıkarabilir. 

Bu arada bir de kabus senaryosu var ki bunu yazmaya elim bile gitmiyor. Türkiye ABD nin baskılarıyla münferiden veya Nato koalisyon güçleri komutasında Suriye'ye girebilir. Doğal olarak bunun siyasi alt yapısı BM de ve Nato da daha önceden hazırlanacaktır ve bu da Başbakan Erdoğan' a ne yapalım belirli ittifaklar içerisinde alınan karar bu ve bizde uymak zorundayız deme fırsatı verecektir. Eğer bu oyuna gelinirse Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyindeki zayıf kontrolü dışında bir kazancı olmayacaktır. ABD ve kendi tanımına göre özgür dünya Lazkiye limanına kavuşacak, Irak petrolleri kısa yoldan pazarlara ulaşacak dolayısıyla herkes mutlu olacaktır ama bu sadece görüntüdür ve diplomaside hiç birşey görüldüğü gibi değildir... 

 
Toplam blog
: 89
: 321
Kayıt tarihi
: 27.07.09
 
 

ODTÜ 1970 Kimya Bölümü mezunuyum. Çalışma hayatımın bir bölümü kamuda bir bölümü ise özel sektörd..