- Kategori
- Siyaset
Sivil-Asker ilişkileri

Son günlerde basının bir bölümünün Ergenekon adını taktığı dava ve eklentilerindeki faaliyet arttı ve Cumhuriyet tarihinde üçüncü kez bir orgeneral tutuklandı üstelik görevde olan bir orgeneralin tutuklanması ilk kez oluyordu. Sürmekte olan bir dava hakkında hiç bir şey yazmama ilkemi saklı tutuyorum.Her ne kadar birileri bunun korku olduğunu düşünüyorsada gerçek bu değil. Sadece hukuka olan saygımdan davanın sonuçlanmasını bekliyorum. Sonra elbette benimde söyleyeceğim şeyler olacak... Bir şeyi şimdiden net olarak söyleyebilirim. Sergilenen tavır, hukukun hoyrat yüzüdür. Ancak bilinmeliki hukuk bir gün herkese lazım olacaktır.
Sivil asker ilişkilerine genel olarak baktığımızda, bu iki gurup arasında güç odaklarının neden oluştuğu ve bu odaklar neden ve hangi şartlarda çatışmaya başladığı, en önemlisi bunun bize özgü bir durum olup olmadığı, bazı akademik çalışmalar hariç hemen hiç incelenmemiş konudur.
Türkiyede Hükümet, istisnalar dışında, liberal politikalar uygulamaya çalışır. Bu uygulama basında destek görür. Bunun nedeni, halka satılan, daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi, özellikle insan haklarına saygılı olunmasıdır. Nedeni bilinmez, bazı köşe yazarları durumu toplumun bu fikirlerle yıkama aracı olarak kullanırlar. Aslında tek bahsettikleri ve inatla hemen hergün yazdıkları, ülkenin askeri vesayet altında olduğudur.Bu arada bir türlü tanımlayamadıkları demokrasi taleplerini de sıkça gündeme getirirler. Askeri vesayet altında yönetilmek doğal olarak, bunu engelleyici önlemleride beraberinde getirmiştir. Basının bir bölümünün, yasalara aykırı olarak, ergenekon adını taktığı davalar ortaya çıkar ve kendilerini liberal olarak adlandıran bu insanlar davanın gönülden destekçisi olurlar. Bu durum ve bu tutumlar askerin gelenekçi politikalarında herhangi bir değişikliğe sebep olmaz ve görüşlerini değiştirmez. Sadece önceki yıllarda da örnekleri görüldüğü gibi daha çok içine dönmesine sebep olur. Artık sıkıntılar ve tabandan gelen baskılar sadece Genelkurmay Başkanı tarafından, Başbakana iletilir ve bu kendilerince bu duruma baş koymuş olanları çok memnun eder. Onlara göre asker kışlasına çekilmiş, halkın dediği olmuştur. Ancak gerçek bu değildir. Ne asker kışlasına çekilmiş, nede halkın dediği olmuştur. En sevilen kurumlar sıralamasına bakıldığında bu durum kendini açıkça ortaya koyar.
Sivil asker ilişkilerinde, taraflar zaman zaman güç mücadelesine girişirler. Dikkati çeken ilk nokta düşünce ve hareket tarzları arasındaki farklardır. Askeri etik tanımlarına, somut kalıcı ve evrensel iken, sivil etik, değişik anlayışları ve ideolojileri içerir. Asker ve siviller arasındaki ilişkilerde, fikirler sistemi olarak algılanması gereken ideolojiler, kimi zaman uyumlu olur kimi zamanda düşmanlaşır.
Daha ayrıntıya girip Liberalizmi ele alırsak ;
Liberalizmin kalbi bireyciliktir. Bireysel özgürlüğe, konulan siyasi, ekonomikve toplumsal sınırlamalara karşı çıkar. Askerler ise insanlar arasındaki ilişkinin doğasında çatışma olduğunu düşünür. Onlara göre insanlar zayıf ve irrasyoneldir. En temel konudaki bu çatışma önce güç odaklarının oluşmasına, sonrada bunların çatışmasına sebep olur. 2011 Türkiyesinde, liberal olduğunu savunan ve tüm uygulamalarını buna göre yaptığı iddasında olanlar ile askerler arasındaki en temel çatışma aslında bu görüş ayrılığından kaynaklanmaktadır.
Liberaller açısından bir girişimin başarısı, bireysel enerjinin azami seviyede ortaya konmasına bağlıdır. askerler ise böyle düşünmezler. Onlara göre başarı önce uzmanlaşmaya sonrada doğru planlamaya ve uygulamada adına disiplinde denilen itaate bağlıdır. Liberaller siyasi meselelerin tecrübeye dayanarak değil, akla danışılarak çözüleceğine , askerler ise ayni konuda sadece güce inanırlar.
Liberal düşünce geniş ölçüde, ekonomi ve refahla ilgilenir. Doğal olarak, büyük silahlı kuvvetler oluşturulmasına, güç dengesi diplomasisine, karşı çıkar ulusal güvenliği ise bir ön kabul olarak algılar. Onlara göre, ülkelerin dünyanın herhangi bir yerindeki vazgeçilemez stratejik çıkarları dışında, özellikle yakın çevredeki komşu ülkelerle olan ilişkilerde bir güç odağı oluşturmaya , başka deyişle büyük askeri birliklere gerek yoktur.Konular sıfır sorun baz alınarak müzakereler yoluyla çözülebilir.
Hergün başka bir dalgayla üst düzey askerlerin tutuklanmasının sebebini , liseden itibaren farklı şekilde düşünmesi ve davranması öğretilen askerlerin, liberal yapılanmaya karşı çıkmak amacıyla, güç dengesini germeye başlamaları, olarak anlamak gerekir.
Bu gün Türkiyede yaygın olarak tartışılan askerlerin siyasete etkileri, veya bazıları tarafından konulmuş adıyla askeri vesayet, hiçte bu ülkeye has olay değildir.Bu türden davranışların Atatürkün cumhuriyeti ilanından itibaren başladığını ve seksen yıldır sürdüğünü idda etmek ise büyük hadsizliktir. Ayni sorunlar elli yıl önce ABD de de yaşanmış ve ve büyük etkileri olmuştur. Halen de bu ülkede tüm farklı görüşlere rağmen düşük yoğunlukta da olsa devam etmektedir.
Son söz olarak bu görüşlerin bana ait olmadığını, sadece Türkiye ile ilgili olanlarının bir kısmının şahsi fikirlerim olduğunu söylemek isterim.Görüşlerin tamamına yakını, S.P Huntington'un Asker ve Devlet Kitabından ayrıntısıyla anlatılmıştır. Umarım, tuğla kalınlığındaki bu kitap, hergün, demokrasi, insan hakları özgürlükler yazıları yazanlar ve bunu adeta çığlığa dönüştürenler tarafından okunmuştur ve ona göre yazılmıştır...