​ Quo Vadis / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Türkiyeyi Etkileyen iç ve dış politika sorunları

http://blog.milliyet.com.tr/sakin02

22 Nisan '11

 
Kategori
Siyaset
 

Quo Vadis

Quo Vadis
 

Bu gün, hiç bir şeyin görüldüğü gibi olmadığını anlatmaya devam edecek, Bazılarına göre Arap baharı, bazılarına göre ise halkın demokrasi taleplerinin karşılanma isteği hakkındaki yazıyı tamamlamaya çalışacaktım. Ancak, son bir kaç günde Türkiyede öyle tuhaf şeyler oldu ki bu konu ikinci plana kaldı. Önce, YSK 12 bağımsız adayın adaylıklarını, eksik belgeleri olduğu gerekçesiyle ve de tamamlanması kaydıyla iptal etti, sonra da kıyamet koptu. Dün eksik evraklarını, her platformda herşeye itiraz eden sonrada kuzu kuzu tamamlayan BDP lilerin itiraz taleplerini dikkate alan YSK, bazıları için veto kararını kaldırdı. Karar açıklanana kadar Ülkenin doğusunda BDP lilerin adına inatla sivil itaaatsizlik dedikler şey artık kalkışmaya dönüştü. Seçim şenliği yerini ölümcül gösterilere bıraktı.

Protestolar sırasında , Bismil’de tuhaf bir şekilde ölen gencin cenazesinde sinirler iyice gerildi.Taş, sopa, gaz, molotof kokteyli, kepçe, panzer derken ortalık savaş alanına döndü. YSK kararı açıklandıktan sonra köşe yazarları, her zaman olduğu gibi bir suçlu aramaya başladılar. En kolayı YSK üzerine atmaktı , öylede yaptılar. Çoğuna göre, Anayasal bir kurum olan, YSK daki on iki adam demokrasi önündeki tek engeldi. Anayasa mutlaka değişmeli, demokrasi önündeki engeller kaldırılmalydı. Bazı yazarlar ise bu önemli gündem maddesi yerine gazetelerinin satışından duydukları burukluğu dile getirdiler... yapılan yorumlardan en ilginci, Radikalden E. Can' a aitti. ona göre, YSK yaptığı vahim hatadan eklenen yeni belgelerle döndü. Geriye hepimize yedirdiği b.k kaldı diyor ve biz bu b.k yı neden yedik diye soruyordu. 

Hepsi iyide YSK tek suçlu muydu? Evraklarınız eksik tamamlayın gelin kararının demokrasiyle ilgisi neydi. Buldukları her fırsatı güney doğudaki insanları yasa dışı eylemlere sürükleyen, kendilerini engellemeye çalışan güvenlik kuvvetlerine taşlar, sopalar ve molotof kokteylleri ile saldırtan, BDP yöneticilerinin tansiyonu düşürmek için hiç mi çaba harcamaları gerekmiyordu . 

BDP nin bağımsız Genel Başkanı S. Demirtaş; Sivil itaatsizliğin devlet şiddetiyle bastırılmaya çalışıldığı belirtilen açıklamada, “Hükümetin emrindeki güvenlik güçleri, YSK’nın vetosunu protesto eden halkın üzerine hedef gözeterek ateş açmış ve İbrahim Oruç adlı gencimizi katletmiştir”şeklinde açıklama yapıyordu. 

Türkiye adeta bir konsensüsle Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, medyası ve siyasetin büyük bir bölümüyle BDP’ye sahip çıktı ve ne olursa olsun TBMM tekrar girmek, aykırı tutumlarını ve maksimalist taleplerini duyurmak isteyen, aldığı oy oranı ise bir türlü % 6.5 i geçemeyen BDP yöneticileri bundan da bir ders çıkarmadılar. 

Bu arada ilginç bir şekilde ve hangi tuhaf politika sonucudur bilinmez, dinde bu işe alet edilmeye başladı. Diyarbakırda, devletin tayin ettiği imamın arkasında saf tutmayız gerekçesiyle, 5000 den fazla kürt, kerameti kendinden menkul birinin, Tanrının bize verdiği anadilini konuşma hakkının hiç kimse inkar edemez, bunu yapmak Allaha ve Kurana karşı gelmektir, diye haykırıyordu. Böyle bir söylemin bölgedeki BDP yöneticilerinin bilgisi olmadan yapılması mümkünmüydü ? 

Siyasi tuhaflıkların en büyüğü, Başbakan Erdoğanın söyledikleriydi. Başbakan Erdoğan, toplanan birkaç bin kişinin karşısına bizde onbinkişi çıkarırsak ne olur diye sordu. Şimdiye kadar hiç bir seçim propogandasında, toplumu kamplara bölmeyi bu kadar kışkırtan bir laf, hiç bir siyasetçi tarafından edilmemişti. Tabi diğer partilerin Genel Başkanları hemen buna da bir cevap yetiştirdiler ancak bu daha çok AKP nin faaliyetlerini engellemeye çalışan klasik söylemlerdi. 

Artık, G. Civaoğlunun sorduğu soruyu tekrar sormak zamanı. Büyük bir hırs ve ihtirasla yeniden seçilmek için, neyin neyi tetiklediğini hesaplayamayan ağızlarına gelen herşeyi söyleyen siyasetçi hanımlar beyler ne yapmaya çalışıyorsunuz ve NEREYE GİDİYORSUNUZ ? 

QUO VADİS... 

 
Toplam blog
: 89
: 321
Kayıt tarihi
: 27.07.09
 
 

ODTÜ 1970 Kimya Bölümü mezunuyum. Çalışma hayatımın bir bölümü kamuda bir bölümü ise özel sektörd..