Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Bu yolun sonu kötü

Bu yolun sonu kötü
 

Bir gazeteden alıntıdır.


Bu yolun sonu kötü

Üst üste okuduğum iki haber. Hem de yansız olduğuna inanmadığım iki ayrı gazeteden. Birincisi, ''Ankara’da zabıtalar bir büfeciyi çivili sopa ile dövdüler.'' Gazetede resmi de vardı. İkincisi, ''İstanbul’da zabıtalar bir işportacıyı dövdüler. Bir vatandaşı dövüp bisikletini yaya yoluna fırlattılar, insanlar tepki gösterince gittiler, otobüslerle gelip millete sopa ve biber gazı ile saldırdılar.''

Aklıma birkaç soru geldi. Bilenler cevaplarsa sevinirim.

Zabıtanın insan dövme yetkisi var mı? Eğer varsa bu ne ile olacak? Örneklerde sopa kullanılmış. Eğer sopa ise sopanın cinsi, çivilimi, uzunluğu, kalınlığı ne kadar olmalı? Bibergazı kullanırken nelere dikkat edilecek? Bu konuda belediye krallığının, pardon başkanlığının yayınlanmış bir kanunu veya kanun hükmünde kararnamesi var mı?Varsa bu karar tellallar pardon basın yolu ile halka duyuruldu mu?

Bu bölüm konumuzun kara mizah bölümü idi.

50 yıl öncesi İstanbul’unu bilenler hatırlayacaklardır.İstanbul gerçekten dünyanın en güzel şehirlerinden biri idi. Bu sadece tarihi önemi, coğrafi güzelliği, sarayları, köşkleri, çiçekli bahçeleri ile değil, aynı zamanda, kibar temiz insanları, birbirine saygılı hanımefendileri ve beyefendileri ileidi. O yıllarda göçler başladı. Bir ülke içinde insanların bir yerden bir yere göç etmesi tabii ki son derece normaldir. Ancak burada devlet kurumlarına, özellikle belediyelere düşen görev gelen kişilere iş, aş, ev, okul gibi yaşam için gerekli koşulları sağlayıp, onların en kısa sürede yeni ortama entegre olmalarına yardımcı olmaktır. Bizde olanlar ise tamamen farklıdır.

Göçen kişi hemen devlete ait bir arazinin üzerine gecekondusunu kurmuş, Karnını doyurmak adına işportacılık, seyyar manavlık, boyacılık türü işlere atılmış, bir anlamda hayata tutunmuştur. Dikkat edilirse bu yapılanların hiç biri yasal değildir. Ancak kendi yükümlülüğünü yerine getiremeyen devlet ve belediye, bütün bu yasal olmayan durumları görmezden gelmiş, ilavetende seçimlerde oy almak için buralara yol, su, elektrik sağlamıştır. Tabii olarak bu davranış, göçü hızlandırmış, oy avcıları bir de tapu dağıtınca İstanbul un etrafı plansız-programsız birbirinin içine girmiş yüzlerce köy ile kuşatılmıştır. Evet kurnaz şark politikacıları kolay yoldan iktidarda kalmanın yolunu buldu ama İstanbul, yerli halkının çoktan azınlığa düştüğü, denetlenmesi çok zor, karmakarışık bir şehirhaline geldi. İş ve eğitim olanaklarının hızla artan nüfusa yetmemesi, bu sefer oy avcılarını kömür, gıda yardımı gibi yeni oy alma taktiklerine yönltti.

Sanırım bu ortaçağ zihniyeti ''evini verdim, vergi almıyorum, gıdanı kömürünü veriyorum, istersem dövebilirim'' diye mi düşünüyor acaba? Yoksa İran da gördüğümüz bir nevi ''ahlak polisi '' görevimi veriliyor zabıtaya? Hani hukuk, kanun, demokrasi, veya yüce dinimizin emrettiği hak, hoşgörü?

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..