- Kategori
- Basketbol
Bu zamanda basketbol
Sayın okurlar ne zamandır yazmıyordum. Sizde yazılarıma hasrettiniz. Bu hasreti son günlerde yaşanan olaylar üzerine gidermeye karar verdim.
Eser sayıda okuyanım bilir ki ben asosyal bir insanım. Aşırı derecede sistematik takıntılıyım. Hiç bir olayda iktidar ve / veya siyasileri suçlamam. Tüm sorunların kaynağı olarak başta kendim olmak üzere bizi görürüm. Ve en sonunda siyaset / ekonomi gibi iç içe geçmiş ve tartışmaya çok açık konuları değerlendirmeden önce, daha basit, daha somut olaylara nasıl yaklaştığımıza ve tartıştığımıza bakmak isterim.
Şimdi sayın okurlar bıraktım son yıllardaki, son günlerdeki olayları, gelişmeleri. Biliyorsunuz hepsini. Ve ben gelin size fiilen olmuş bir basketbol hikayesini (tanıkları var ve isterlerse isimlerini açıklarım) anlatayım. Sonra siz karar verin bakalım, biz bu olayı böyle yaşadıysak ki -yineliyorum yaşandı- özellikle siyaset ve diğer toplumsal konularda yaşadıklarımız doğal değil mi?
Ben basketbol tutkunuyum ve bir Anadolu Efes taraftarıyım. Olası ölçüde de maçlarına giderim. Çok saygı duyduğum bir Prof. Dr. ağabeyim (akraba değiliz) ile Anadolu Efes-Real Madrid maçına gittik. Lütfen görgüsüzlük demeyin -burası önemli çünkü- VIP tribününde 6. sıradan ve salonun tam ortasından maçı seyrediyoruz. Birkaç sıra önümüzde de önemli bir basketbol insanı var ve ailece basketbolcular. ilk yarının sonlarına doğru Anadolu Efes farklı sayılabilecek şekilde önde ve üstün oynarken Vujajıc bir İspanyol basketbolcu ile gerildi. Yere düşenler oldu, ayrıldılar tartışma hakemlerin çabalarına rağmen sürmeye devam etti. Bu arada Vujajıc sürekli aktif. Hakemin gözü onun üstünde. Benim gözüm hem hakemde, hem Vujajıc' de hem Sn. Ufuk Sarıca' da. Acaba ne zaman diyorum bu çocuğu beline sarılıp kenara oturtacaklar. Bir dk kadar bu şekilde geçti ve ben ağabeyime Vujajıc' i atacaklar dedim. Yaklaşık 2 dakika daha geçti bu şekilde ve Vujajıc atıldı. Ve o gün sadece o dakikaya kadar savunma, ribaunt, asist başarısını boş verin sanırım 11 sayı atmıştı Vujacıc. Ve maçta gitti. Soru bir: Basketbol gibi koç etkisinin, kavramının had safhada önemli olduğu bir sporda benim gibi bir garibin tribünden gördüğünü eğer koç görmüyor ve veya önlem alamıyor ise o zaman o koç işlevsel olarak koç mudur? Ve eğer bu kadar açık, somut bir olaydan sonra Sn. Sarıca hala görevde ise bu toplumun daha karmaşık girift olaylar için iktidar ve/veya muhalefet partilerinin temsilcilerine başarısız ve/veya istifa deme hakkı varmıdır? Aşağıdaki paragraftan sonra soru 2 gelecek.
Maç bitti. Moraller bozuk çıkıyoruz. Bir kaç sıra önümüzdeki basketbol insanı ile yan yana geldik. Ağabeyim kendisini şahsen de tanırmış. Sohbet başladı. Bende dedimki .....bey Sn. Sarıca' ya nasıl tahammül ediyorsunuz. Bir anda havalar gerildi. Ne demek tahammül cevabını aldım. Ben Vujajıc' in atılacağını söyledim, Sn. sarıca nasıl göremedi dedim. Bu kez aynen siz ne müneccimmişsiniz ben sizden daha önde göremedim dedi. Bu arada ağabeyim üzüldü ve doğru ama dedi, Sinan bana dakikalar önce atılacağını söyledi ve Sinan basketbolu biraz bilir eski uluslararası bir hakemimizin yeğenidir diye ekledi. Doğal olarak amcam zamanında basketbol oynamış beyefendi biraz yumuşadı, onunla bizim ne anılarımız vardır dedi, ama tam da siniri geçmedi müneccim olduğum iddiası devam etti. (Yineliyorum biraz dikkat ve sadece kavgaya bakmamak yeterliydi sonucu anlamak için ve birde tabi bizim takımlarımıza olan önyargıyı hesaba katmak. Yani koçun görevi olan biraz farklı bakış gerekliydi. ) Sonra son derece sübjektif bir söylem ile -birçok konuda duyduğunuz- Sn. Sarıca çok değerlidir yıpratmayın dedi. Ben de Sn. Sarıca' yı Efes Pilsen zamanından beri seyrettiğimi basketbolunu sevdiğimi ama Euroligde ve Anadolu Efes' te bu kadroda koç olmanın farklı bir kavram olduğunu söyledim. Bu kez o kadroyu o kurdu dedi. Kurmak başka (o bütçeyi alırsanız kurmak çok zor değil) yönetmek başka dedim. Bu kez (bu arada etrafımız hafif tertip bir çember oldu) iyi siz kimi alırdınız koç olarak dedi tanınmış basketbol insanımız. Ben İvkoviç bu sezon başı henüz sözleşme imzalamamıştı onu alırdım dedim. Aldığım cevap aynen "ben onu sevmem" şeklindeydi. Bende sevmem -işin garibi aynı fikirdeyim nedense bende sevmem- ama önemli olan duygular değil takıma katacakları dedim. Bu kez Olimpiakos' u kötü yönetti cevabını aldım. (Bu arada kötü yönetilen Olimpiakos' un ben diyeyim 3, Sn. Kutluay' ın değişi ile 1,5 oyuncu ile Anadolu Efes' e yaptıklarını biliyorsunuz.) Bu kez Yunan basketbolundaki krizde eski kadrolar yok ki bu nedenle eski performansı alması çok zor dedim. Yeniden aldığım cevap o zaman bir akşam sizilnle oturalım üç sene öncenin bir Dallas Mavericks maçını izleyelim ben size ne koç hataları göstereceğim dedi. Ve artık uzatmadık ayrıldık. Ey okur isim yazmamamın nedeni aile üyelerinin -üstelik hepsini de takdir ederim- halen basketbolcu oluşları. Tanıklar huzurunda yaşanan bu tartışmanın içeriğine hiç dikkat ettiniz mi? Bir kişi alabildiğine somut, bir diğer taraf sevmeme, yıpratmama, üç sene önce NBA maçına dönerek hata gösterme savında. Şimdi soru 2: Bu kadar somut bir olay böyle tartışılır ise siyasi, ekonomik ve dahi aklınıza gelebilecek her toplumsal olay sizce nasıl tartışılır, nasıl yönlendirilir.