- Kategori
- Kişisel Gelişim
Bugüne not: 03.01.2016-Zor zamanların ve insanların üstesinden gelebilmek, Nasıl mı? Haydi, bas gaza

Bazen hayatın evrelerinde birçok şeyin ters gitmesi insanı yorar ve ümitsizliğe götürür. Enerjisinde düşmeler başlar. Ruhsal durumu akabinde de genel sağlığı da bozulabilir. Bu durumda kurban rolünü benimsemek mi yoksa durumları kabullenip içerisinden en sağlıklı şekilde çıkabilmek mi?
Var olan durumu kabullenmek ve istenilmeyen durumları değiştirmek isteği… Bir şeyleri değiştirmek; yürümüyorsa var olduğu şekliyle…
Kendini anlamaya çalışmak… İç görüsüne dönebilmek… İçine dönerek önce kendini anlayabilmek… Yaşanılan davranışların altında yatan sebeplerin farkındalığına varma çabası… Düşüncelerin duyguları, bu iki etkenin birleşiminin de zamanla da davranışlara yansıdığını kavramak…
Her insanın yaşadığı zor zamanları var. Önemli olan bu zor zamanlardan ne süreyle ve ne kalitede çıkılabildiği…
Önce kendimizle bir yüzleşmek mi lazım? Bu şekilde hazır olma adımını atmış olmaz mıyız?
Her türlü bağımlılık aslında insanın kendi güçsüzlüğünün ifadesidir bana göre… Kendi korkularına, ön yargılarına bağımlılık, karşısındaki insanlara bağımlılık, olumsuzu yargılara/yargılamalara bağımlılık, öz güvensizliğe bağımlılık, kurban anlayışına bağımlılık…
Bir şeyler yolunda gitmediğinde birilerini ya da olayları suçlamak, kızgınlık duymak hep kurban anlayışının ifadeleridir. Okul zamanında derste başarısız olduğumuzda hep not kıran bir öğretmen psikolojisi yaratılır ya da öğretmen beni sevmiyor ya da zaten sorular çok zordu, ders zor bir ders ben ne yapayım psikolojisi… Kendimizde suç aramak yerine (ben yeteri kadar bu derse hazırlanmadım, öğretmeni dinlemedim, ödevlerime odaklanmadım) etrafımızı suçlamış olamaz mıyız?
Sonra iş hayatına atıldığımızda ya patron kötü ve agresiftir, ya iş çoktur ya bize hak ettiğimizin azı zaten veriliyordur ya da iş arkadaşlarımız hep sorun yaratır: bu da başka bir kurban anlayışımızdır, kendimize ne kadar performans gösterdiğimizi, patronumuza davranışlarımızı, işimize bağlı olup olmadığımızı ya da yaptığımız işi sevip sevmediğimizi kimi zaman sorgulamayı atlar, etrafımıza kızgınlık duymayı ve etrafımızı suçlamayı yeğleriz.
İşte aynı durumlar ilişkiler için de geçerlidir. Ya partnerımız anlayışsızdır, ilgisizdir ya da bizi anlamıyordur ya da hep onu suçlayacağımız bir şeyler üretiriz. Diğer bir kurban psikolojisidir bu aslında. Suçlamak ve kızgınlık duymak… Kendimize sormayı atlar mıyız acaba; ben ilişkinin yürümesinde ya da beklentilerimi bulamadığımda buna ne katkıda bulun muşumdur? Sevebilmiş, anlayabilmiş, dinleyebilmiş, öfke kontrollerimi yapabilmiş miyimdir gerçekten?
İçe dönmek tamamen kişinin kendi isteği ile gerçekleşebilir. Değişimler de böyle başlar zaten…
Al sana boş bir sayfa, istediğin gibi doldurmak da özgürsün; ama gül bahçesine doğru, ama çöp bahçesine…
Bakış açılarının değişimi, hayatını kendi yönetme becerisi, beklentilerin dengeye oturması gibi birçok değişim enerjisi kişinin odaklanabilmesi ile mümkün… Çevreyi değiştirme çabası yerine kendini değiştirmek…
Bir nevi içsel yolculuk… İnsanın ne aradığı… Başına gelen olaylarda kendisinin ne derecede payı olduğu…
İçe dönmek, içine kapanmakla karıştırılmamalı tabi…
İçe dönmek insanın kendini keşfine çıktığı bir kişisel yolculuk aslında…
Ne kadar hayır diyebiliyorum?
Ne kadar kendimle barışığım?
Ne kadar insanların benim çizgilerimi geçmelerine tolerans tanıyorum?
Heyecanım öldüyse hayata dair?
Geçmiş yaşanmışlıklara öfkemi temizleyebiliyor muyum?
Yaptığım hatalardan dolayı kendimi suçlamak yerine, affedip yaptığım hataları tekrarlamaktan kaçabiliyor muyum?
Ya egolarım? Onlarla başım dertte mi?
Olaylara geniş pencereden mi, dar pencereden mi bakıyorum?
Ya bardağın dolu tarafı? Boş tarafına daha mı çok odaklanmışım?
Beklediğim şeyleri karşı tarafa ben verebiliyor muyum?
Ya tepkilerim? Fevri mi yoksa dingin olabilecek gücüm var mı?
İletişim kurabilmekte ne kadar iyiyim?
Hayatımda neleri farklı yapabilirim?
Demekle, yapmak arasındaki farkı biliyor muyum?
Ne kadar pozitif düşünebiliyorum?
Ya yaşadığım şeyleri aslında kendim kendime çekiyorsam?
İnsanlar beni çıldırtıyorsa? Terslik onlarda mı yoksa benim seçimlerimde mi?
İstemediğim şeyleri başkaları istiyor diye yapıyorsam ya? Ya kendim için ne yapıyorum?
Haydi, bas gaza...
Her şey eskide kaldı… Şimdi sadece varmak istediğim noktaya odaklanmak var.
Kaliteli bir hayat için şimdi harekete geçme zamanı… Proaktif olma zamanı…
"Hayat, Benim Hayatım…" Her şey benim elimde… Değişim zamanı geldi de, geçti belki de…
Gaz pedalına basma zamanı… Hayatımın inisiyatifini elime alma zamanı…
Düşünerek, doğru seçimler yaparak, önceliklerimi belirleyerek hedeflerime odaklanarak… Doğru insanlara değer verip, yanlış insanları ayıklayarak…
Bana değer veren ve sevenleri bir tarafa, diğerlerini ise çok uzakkk bir tarafa koyarak…
İnsan isterse kendisini etkileyen negatif etkilerden kurtulabilir mi?
Tabi ki her an, her koşulda pozitif düşünebilmek pek kolay değil… Hele ki hayatın birçok evresinde yaşanılan çıkışlar kadar inişlerin de olduğu düşünülürse… Dibe vuruşların da olduğu bir hayat akışı kadar; o dipten çıkışların da mümkün olduğu bir hayat akışı da söz konusu…
Mutlu olunan anlar adar acı çekilen anlar da var…
Kazançlar kadar kayıplar da var…
Başarılar kadar başarısızlıklar da var… Doğrular kadar hatalar da var…
Hayatına gelip de seni mutlu edenler de var, hayatına girip hayatını alt üst edip gidenler de…
Birçok derdin içerisinde kayboluşlar da var… Hayat acısıyla da tatlısıyla da bir bütün; bu bir gerçek…
Ama her ne koşulda olursa olsun bu hayatta ayakta kalabilmek için bir şekilde gemiyi yüzdürmek gerekiyor.
Negatif düşüncelerin farkına varılıp, pozitif düşüncelerle yer değiştirildiğinde; hayata konsantrasyon, sürekli bir şeylerin kötü gideceği düşüncesinin verdiği olumsuz enerjiden uzaklaşabilme, zihni olumsuz düşüncelerle yüklemekten kurtarmak da mümkün…
Zor zamanların üstesinden sadece “BEN” gelebilirim.
Bu potansiyelde bende var; sadece ortaya çıkarmam lazım…
Hayat bekle; artık eminim, bu kadar yeter, çıkıyorum kendimi hapsettiğim şişemden, yepyeni ben geliyorum.
Yeşim Buyurgan
İlişki ve Yaşam Koçu, Eğitmen
*Telif hakları gereği yazılar isim ya da link belirtmeden kullanılamaz.