- Kategori
- Güncel
Bülent Ecevit ile göz göze geldik ve bakıştık; ama...(!?)

Ben gördüğümde araba hiç de böyle değildi...Belli ki elden geçirilmiş...Denir ki; mersedes kullanmayan tek lider...
BEN ONA GÜLÜMSEYEREK BAKTIM, HAFİFÇE BAŞIMI ÖNE EĞEREK SELAM VERDİM; AMA O BANA KIZGINLIKLA BAKTI!
Bugün Bülent Ecevit'in ölüm yıldönümü değil mi?
Yoksa, ben mi yanılıyorum... Ecevit 5 Kasım 2006 yılında ölmedi mi?..
Ne televizyon kanallarında; ne gazetelerde bununla ilgili haber görmedim sabah kalktığımda... Milliyet Blog'da da,bir arkadaşın bu konuda küçük bir hatırlatma bloğu yazmamış...
Ne de çabuk unutulmuş Bülent Ecevit...
x x x
Bari ben onunla ilgili bir anımı anlatayım...
Sanırım, Kıbrıs Harekatı'ndan sonraki bir zamandı...
Bindiğimiz arabalar, Ankara-Kızılay'da bir trafik ışığında yan yana durdu tesadüfen...
O zamanlar, trafik ışıkları var mıydı, onu da hatırlamıyorum...
Belki, bir fıçıdan bozma ve beyaza boyanmış bir trafik noktasında, sanırım yine beyaz giysili ve bir omuzundan beline uzanan ve belini kuşatan bir palaska giymiş bir polis de durdurmuş olabilir...(!?)
Neyse...
Bülent Ecevit'in, neden selamımı almadığını ve neden bana kızgın bir yüzle baktığını, o sıralarda ancak, en fazla 25-26 yaşında bir genç olarak pek anlamadım...
Sonra biraz düşündüm ve bir şeyler çıkardım...
Bülent Ecevit zamanında yaşayanlar bilir; onun siyah bir makam arabası vardı... Bugünkü siyasilerimizin kullandığı son model arabalardan değildi... Sıradan bir arabaydı, bugün o arabayı ikinci elden bile satmak mümkün değildir...
Yan yana durduğumuz benim arabam ise ondan çok çok yeniydi... Ama sorun, bu da değildi...
Ben, o sıralarda, mesleğinde kendini kanıtlamaya çalışan bir gençtim... Mesleğimin arasında zaman zaman askeri birliklere de giderek, "sivil asker işleri" konusunda ufak tefek meselelerin koordinesinde bulunan küçük bir devlet memuru idim.
Bülent Ecevit'le arabalarımızın yan yana gelmesi de, birlik komutanının beni, esas görevim yerine askeri araba ile göndermek istemeseydi...
Sanırım, Bülent Ecevit'i kızdıran durum, askeri bir sürücünün kullandığı bir arabanın, arka tarafında -makam koltuğunda- sivil bir gencin oturmasıydı...
Sonra, trafik ışıkları ya da trafik polisinin işareti ile yolumuza devam ettik...
Ne zaman, trafikte bir araba ile arabam-ancak şu anda arabam yok- yan yana geldiğinde bunun hatırlarım...
Oysaki ben, o sıralarda, CHP ve Demokratik Sol Pati 'ye sempati ile bakıyordum...
1974 yılında "Ayşe tatile çıksın" dendiği zaman, ben de çantamı hazırladım ve Kıbrıs'a tatile çıktım...
NOT : Bülent Ecevit'in, şaibeli tedavisine adı karışanların çoğu aramızda dolaşıyorlar... Acaba, bunlar aralarında vicdanları sızlayanlardan birileri, gidip onu mezarını ziyaret etmişler midir ?
cdenizkent