- Kategori
- Öykü
Buluşma
Esra, giymeye karar verdiği elbisenin yeni saç rengine uymayacağını düşünerek ağzına kadar dolu olan gardırobunu yeniden açtı, bıraktığı paltoyu vestiyer görevlisi bulamayınca içeri girip bizzat arayanların hor görüsüyle elbiselerini inceledi, bulamayacağına dair ümitsizliğe kapılacakken kendi paltosunu tanıyanların sevinciyle karar verdi: Alışverişe çıkacaktı. Kuaförden yeni geldiğinden, evden çıkması için ayakkabılarını giymesi yeterliydi. Taksiyle kısa sürede ulaştığı mağazada alışkın adımlarla dolaştı, gözüne kestirdiği elbiselere çok özen gerektiren nesnelere yaklaşır gibi yaklaşarak, saat tamircilerine has bir dikkatle inceleyip, gardırobundakilerden çok da farklı olmayan bir tanesini beğendi. Eve döndüğünde yeni saçları ve yeni elbisesiyle ayna karşısında değişik açılardan kendini seyrederek mutlu oldu. Yarınki buluşmada Demir’e sürpriz yapacaktı.
Demir, Esra’nın telefonda söylediği; yarın mutlaka konuşmalıyız sözüne anlam verememişti. Demir’e mutlaka konuşulması gereken bir konu söyle denilse vereceği cevap Esra’yla ilgili olmazdı. Yaptığı işe büyük önem atfeder, anlamsız bir kararlılıkla konuşur, esrarengiz olmayan insanlara esrarengiz gelen tavırlar sergileyerek görenlerde merak uyandırırdı.
Buluşmaya yine Esra önce gelmiş, sanki bekletilmeye layık bir kadınmış gibi her seferinde bu adam tarafından bekletildiği için Demir’e mi, kalkıp gidecek cesareti gösteremediği için kendine mi yönelik olduğunu bilemediği bir öfkeyle masa örtüsüne çatalının ucuyla şekiller çiziyordu. Beklediği adam gelip masanın yanında durunca öfkesini unutup, temelde psikolojik olan bir rahatsızlığın yarattığı dehşet duygularıyla hastaneye koşup fark edilmeyi bekleyerek etrafına bakan bir hastanın gözleriyle Demir’e baktı. Demir, doktorların hastalıkları küçümseyen yaralayıcı özgüveniyle, biraz da uykusuzluğun belirginleştirdiği bir bıkkınlıkla konuşan acil servis doktorları gibi sordu: -"Ne oldu?" Esra Demir’in fark edebileceği kadar bozulunca, Demir masaya oturup elini Esra’nın elinin üzerine koyarak: -"Yani nedir mutlaka konuşmamız gereken konu demek istedim." Doktorun bir soruyla hiçleştirdiği hastanın durumunu hemen anlayan tecrübeli bir hemşirenin, tek hareketle; ateşini ölçmek bahanesiyle elini hastanın alnına koyarak, göz temasını biraz uzatıp “iyisin” demesiyle hastayı insanlaştırması gibi, Demir’in yaptığı bu hareket Esra’yı geri getirdi. -"Saçlarını boyamışsın güzel olmuş." Esra saçlarını kendi boyamazdı, çok kişiden duyduğu bu tür acemi iltifatlardan da hoşlanmazdı ama sevdiği adamı artık böyle kabul etmişti. -"Teşekkür ederim. Konuşmamız gereken konu ikimizin geleceğiyle ilgili. Ben artık durumumuzun bir sonuca bağlanmasını istiyorum." Hayatında hep sürprizlere yer olsun isterken mutluluğunu engelleme ihtimali taşıyan bir gelecekle ilgili en ufak belirsizlikte paniğe kapılan, yaşadığı her durumun adını koymaya çalışırken karşısındakinden de onay bekleyen Esra’nın bu sözüne Demir’in cevabı: -"Evlenelim mi diyorsun yani?" oldu. Başka bir kadın olsa, sevgilisinin bu sözünü aralarında sürekli yaşanan şakacı küçük çekişmelerden bir yenisinin başlangıcı kabuledebilirdi. Başka niyet taşımadan safça verilen bu cevap, Esra’yı evlenme teklif etmiş durumda bırakmakla kalmamış, Demir’in ilerde ona edeceği evlenme teklifinin ne şekilde olacağına dair tahminlerindeki romantik sahneleri de silmişti. Demir, geri dönüşü olmayan bir hamle yapmış olduğunun farkında değildi. –"Ay, yok ben bir şey demiyorum, bir dakika lavaboya gitmem lazım." Esra büyük beklentilerle geldiği bu buluşmada yaşadığı hayal kırıklığıyla masadan kalkar kalkmaz ağlamaya başladı. Etraftakiler, acaba ne söyleyerek bir kadını ağlayarak koşmak durumunda bırakmış olan bu adama suçlayarak baktılar. Yeni tanışmalarda söylenen sözlerin yorumlandığı, üzerinde hissettiği ısrarcı bakışların maksadı konusunda şüpheye düşen bir kadının, başka bir kadının getirdiği yorum sonucu şüphelerden kurtulmasıyla içerde yemek yiyen bir adamın kaderinin belirlendiği, hayatın parlemento binası olan kadınlar tuvaleti, alışkın olduğu kader anlarından birine daha sahne oluyordu. Akan rimellerin yüzünde izlediği yolların düz bir çizgide ilerlemeyip beklenmedik kıvrımlar yaparak başka yönlere akmaları gibi, aynaya bakarak ağlayan Esra’nın hayatı da hiç beklemediği bir şekilde yön değiştirmişti. Yüzünü yıkayıp masaya döndüğünde çantasına uzandı, ne olduğunu anlamaya çalışan Demir’e bakmadan : -"Kalksak iyi olacak," dedi. Demir, Esra’nın aniden bastıran can sıkıntılarını bildiğinden, bu durumu da öyle yorumladı. Esra taksiye binene kadar konuşmadan yan yana yürüdüler.