​ Bulutlara küstüm artık / Şiir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '09

 
Kategori
Şiir
 

Bulutlara küstüm artık

Bulutlara küstüm artık
 

yalnızım, bir başıma sevdamızın yangınında...
bir zamanlar yana yana; yan yana idik...
şimdi, yanmak bana düştü; senin yerine de...
etmem şikayet halimden; bu sevdaya taliptim ben...
avaz avaz, haykırıyor yüreğim; neredesin...?
bu gökyüzünün hangi gölgesindesin...?
bulutlara küstüm artık...
ellerin nerde, sarıp sarmalayan;
uzat ellerini uzatta, tut yüreğimi...
bak, yağmur yağıyor...
senle geçtiğiz yollarda, tek başımayım şimdi...
hüzün yağıyor, dört bir tarafa...
söyle; hangi sırça köşktesin...?
bulutlara küstüm artık...
sessiz şehirde; acım yankılanır geçtiğim sokaklarda...
başım nasıl dönüyor bilsen; tut ellerimden...
nerdesin...?
yüreğini, hangi eller; hangi yürek, tutsak aldı ellerini...
oysa, ben sana; yüreğimi ellerimde, hesapsız verdim...
bir başımayım, yalnızlığım sen...
parmaklarım hala, senin ellerini arar...
güzelim ellerin; yok artık ellerimde sen gibi...
ellerime nasıl söylerim; "o, başka eller tutuyor şimdi"...
yudum yudum, keder içtim...
zamanın tüm çıkmazlarında, gözlerim seni; ellerim yüreğini aradı...
bilemesin, bilmesin; bilsen de, değişmez bilirsin...
sonsuz gökyüzü; saklama yarimi, ver geri...
bulutlara küstüm artık...
günlerin tek düzeliğinde; yalnızlığım bana eşlik eder; sen diye...
karanlık odam; gözlerin kadar tanıdık...
acıyor, yüreğim ellerim; al onları kurtar benden...
her yerde sen; sende her yeri görürdü yüreğim...
senle herşey kolaydı; acılar bile tutkuydu bize...
gel, gökyüzünün gölgelerine saklanma artık...
bak, tebessüm var yüzümde, sen gibi...
damla damla geliyorum sana; çoğullardan imtina ediyorum...
yalnızlığına da razıyım artık; bunu biliyorum...
ama, yine de bekliyorum...
ellerime nasıl söylerim, yüreğim anlar mı...?
bulutlara küstüm artık...

Hülya AŞKAROĞLU.

 
Toplam blog
: 56
: 342
Kayıt tarihi
: 14.05.09
 
 

Akdenizliyim, gazeteciyim, aceleciyim, kelimelerin kızıyım... İstanbul'un tepesi yedi, yedisi kalaba..