​ Bunca jurnalcinin sıkı çalışması boşa değil!... Aç gözlerini... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '14

 
Kategori
Güncel
 

Bunca jurnalcinin sıkı çalışması boşa değil!... Aç gözlerini...

Bunca jurnalcinin sıkı çalışması boşa değil!... Aç gözlerini...
 

Kim kimi, niye ispiyonluyor, belli değil... Bunca jurnalcinin sıkı çalışması boşa değil!... Aç gözlerini...


Taaa 2. Abdülhamit'in Hafiye Teşkilatı'ndan beri, jurnalcileri çok sever bu devletin yöneticileri... Türkiye'nin giderek istihbarat devletine dönüştüğü, kimsenin bilmediği bir sır değil... Türk devleti, 150 yıl sonra kendini tekrarlıyor. Adı konmamış bir İstibdat Dönemi kuruluyor ülkemde... Anadolu, " Dejavu! " sayıklamalarında... 

Bu aralar Bürokrasi'de, Emniyet'te, MİT'te, Cemaat'te, Devlet'te şu türden cümleler geçtiğine emin olabilirsin.

- Efendim, şu adam var ya; paralel devletçi...

- Yaaa! Dürün defterini!...

- Beyefendi, geçen gün size rapor ettiğimiz adam; malum cemattenmiş...

- Vay hain vay!... Alıverin bakalım ifadesini!...

- Amirim, hani şu çok bilmiş bi kadın vardı ya; sizin de bildiğiniz...

- Eeee! N'olmuş o kadına!

- Hem Ulusalcı, hem Ergenekoncu'ymuş...

- Lan oğlum! Onlar ayrı şeyler mi ki?

- Geçen gün siz öyle söyleyince.....

- Tamam lan, tamam! Uzatmayın işte! Alın o karıyı da!...

- Derin devletçi falancayla, darbeci filancayı da izlemeye devam ediyor muyuz?

- Şüpheniz olmasın! Akşam yemeklerinin listesini bile sayabilirim!

Ve bunca karambolde, ortalık, bulanık suda balık avlayan fırsatçılara kalıyor haliyle... Herkes birbirini fişliyor. Devlet, milletin gözleri önünde el değiştiriyor. Yıllardır cemaatçi olmakla övünenler, iktidar fedaisi kesilmeye başladı! Döneklikleri yüzlerine vurulmasın diye iktidar kapısında el pençe divan duruyorlar! Bu devirde Kapıkulu olmak da az iş değil hani!...

Öte yanda, 3. İstibdat Dönemi'nin kurucuları, devleti yeniden dizayn etmeye çalışırken, kurunun yanında yaş da yanyor. Kimin kime kurban gittiği belli değil...

Asker; içine kapanmış, sakin sakin kışlasını beklerken; PKK; bir yandan dinleniyor, bir yandan siyasi yapılanmasını güçlendiriyor. Doğu ve Güneydoğumuzda militan, sempatizan, işbirlikçi sayısını katlaya katlaya büyütenler;  hem bölgesel nüfuzunu arttırıyor, hem tam gaz siyasi bağımsızlığa koşuyor. Onlar da kimin ajan kimin havel olduğunu ayıklamakla meşgul oluyor arada!... Allah kolaylık versin!

Herkes birini dinlemekte... Ülkemin bin bir parçaya bölünmüş hafiye tayfası!, ha bire birbirini jurnalleyip duruyor kendinden ya da güçlü olduğuna inandıklarına!... Ve kimileri de çift taraflı çalışmaya devam ediyor her zamanki gibi!...  Hafiyelik, jurnalcilik ne de olsa İnsanlık Tarihi kadar eski meslek! Kim kimi ne kadar satar, kim kimi ne kadar ispiyon ederse, ortalık o derece şenlenecek!

Haaa! Bir de... Olayın uluslararası boyutu var tabii!... Ülke bu derece birbirini fişleme derdine düşmüşken; elin casusu, onca devletin ajanı boş durur mu hiç! Onlar da kendi aralarında " Savaşı kim kazanır? " totosu oynamaktalar!...

Bu arada devletin çivisi çıkmış, memleket istihbaratçı cennetine dönmüş; kimin umurunda! Sen çal, sen oyna!

Bunca jurnalcinin sıkı çalışması boşa değil... Aç gözlerini... Yeni düzenin eli kulağında... Ben diyeyim bugün, sen de yarın...

Bunca istihbarat savaşı sonunda, yeni fırtınalar kopacak ülkende... Kim kazanır, kim kaybeder belli değil ama...

Bu kadar olaydan, bir tek jurnalciler karlı çıkar. Çünkü onlar, binlerce yıldır çok önemli bir mesleği icra etmekteler!... Ağızlarında hep aynı türkü yankılanır onların... Hem de binlerce senedir... :

" Gelen ağamsa, giden paşam! Acep bugün kimleri jurnallesem!

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..