​ Bunları, biliyor muydunuz? (X) / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '10

 
Kategori
Blog
 

Bunları, biliyor muydunuz? (X)

Bunları, biliyor muydunuz?  (X)
 

BUNLARI…

& Geçen yazımızda, bu sütunlarda "ekmek arası sucuktan" sonra şimdi de ekmek arası kolanın satıldığını, satıcıların ise buna “rekabet” yüzünden katlandığını yazdığımızı,

& Ancak Blog’dan bir bayan arkadaşımızın, “kutu kola mı, şişe mi?” diye sorduğunu, biz de “ne fark eder?” dediğimizi,

& Blog kategorisi için kullandığımız fantezilerden “ Habur Sınır Kapısı” nın ne anlama geldiğini soran blogcu’larımızın olduğunu,

& İşte bu Habur Sınır Kapısından “kaçak” geçmeğe çalışanlardan Sevgili Serhatt, yazısını burada yayımlarken tedirgin olduğunu, zira öğretmenliğe ait yazısının bu köşeye kabulünden şüpheleri olup, soran olursa. “Şööööyle bir arkadaşa bakmak için içeriye girmiştim” demeğe fırsat kalmadan, yazısını buradan hudut dışı edileceğini bile bile bu işe giriştiğini, sorumuz üzerine anlattığını (Bloğunda var)

& Aynı kapıdan kolunu sallaya sallaya geçenlerin arasında “kahve sohbetine davet” çilerin, de bulunduğunu, “aşk olsun!” dediğimiz, yakında da “Gel şekerim, fal bakalım” demenin, eli kulağında olduğunu,

& Bu blog kategorisine; az daha, “Hediye tarağımı veya “takma dişimi” kaybettim, göreniniz var mı?” diye de blog yazılacağından korktuğumuzu,

& Bloglarını. Numaralandırıp da yazdığı bloğunda, Blog İdaresi ve blog’cuları cengaverliğe davet eden sahte Don Kişot’un, bir de “Hıg” deyicisi bulunduğunu keşfettiğimizi bu bayan hıg’çının, Don Kişot’u öve öve bitiremediğini, uzun uzun Don Kişot’unu öne çıkaran bloglar yazdığını,

& “Acaba “esas Donkişot bu bayan mı?” sualinin sorulduğunu, zira bilindiği gibi bloglar’da çift imza kullanıldığını,

& Okyanus ötesi blog’cumuz Newyorker’in “Editörler arasında isim de vererek “amca oğlu” akrabam var. Dargın olduğumuz için, ismimi verme ama, Mustafa ile de röportaj yap” diye salık vermesinin üzerinde hafta geçip Bay Abdullahtan ses çıkmadığını,

& Şu Newyorker’e inat, “elma da dersek, armut da desek”, çık ortaya garik, dediğimizi,

& “ İdareye açık mektup yazarak, Abdullahı bize yönlendirin” dediğimiz halde, “Bay Abdullah’a” erişemediğimizi,

& Editörler arasında böyle biri yok ki, İdaremizin bize cevap vermediğini, veyahut da amcasının bir palavrası olduğunu veya bizimle dalga geçildiğini,

& Sevgili Süleyman Ekim’in hiç bir bloğunun bu kadar hit almadığını, memnuniyetle görüp şaşmadığımızı, zira konunun her daim varolup, bloglar’da aktüalitesini kaybetmediğini, çok özel, çok güncel, çok sivri bu “RET” meselesini işlediğini

& M. İnternet yazarlığına terfi eden (Yaza yaza ne dilimiz eskidi, ne de klavyemiz) Sevgili Gülgün Karaoğlunun bu soruya: “ Yedi ret, bir tekzip, iki de güvenir üyeliliğimden dolayı yazım geri çekildi” diyerek karnesini ortaya koyduğunu,

& Bu karneye bakarak o zaman nasıl blogdan yazarlığa terfi ettirdiler?” diye bir sualin olabileceğini ve de bir yazar, ne kadar hırçın, ne kadar gaddar, ne kadar çok yorum almış, hapislerde yatmışsa o kadar saygın, o kadar gözde, o kadar aranılır” olduğunun bilindiğini,

& “Kambersiz düğün olmaz” diyerek konuya, Nazilli Bardağı gibi hatunları karşısına dizmekle meşgul olan Sevgili Ahmet Balcı'nın, “reddedilmiş” hiçbir bloğu olmadığından bahisle “ Ben düzenle barışığım” diyerek diplomatça cevap verdiğini,

& S. Ekim’in, bu son bloğundan 29 yorum alarak parsayı topladığını, kendisinden, ortaya attığı sualinin neticesinden bilgi vermesini dilediğimizi, Hatçe mi, netice mi? Hangisi önde diye sual eylediğimizi,

& Denizaşırı ülkede, kendi çalıp, kendi oynayan, bloğunda bol isim geçirip bol yorum alan, sağ gösterip sol vuran, eklediği lakabıyle garibanlığa soyunan, kızdığı zaman, bozuk Türkçe’sinin düzeldiğini hayretle izlediğimiz Newyorker’in, tek kişi ile “Blog 1 nci Kurultayı” yaptığını,

& Bu gırgır şamata orta oyunundaki kurultayda, “ Blog yazarken kravat ve takım elbise, bayanlarda tayyör giyilmesi maddesinin, kurultayın en önemli maddesi olduğunu,

& Tahtacızadeler’den Ballı Ahmet’in “Herkesin okuma oranı 500-600’lerden başlıyor. Benimki, bunun ancak yarısı bile değil. Neden bu?” diye ortaya sual attığını,

& “Her gün nefes almadan çokça blog yazarsan, böyle olur “ diye buradan dostça söyleyerek de eklediğimizi “ Çok lâf, aşık usandırır, bezdirir” diyerekten de, buradan okkalı bir zılgıt çektiğimizi,

& Aynı blogcu Ballı Ahmedin bu uyarımıza “Başka kız yok mu? Beğenmeyen küçük kızını vermesin. Laf mı yani !” dediğini de duyar gibi olduğumuzu,

BİLİYOR

MUYDUNUZ ?

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..