- Kategori
- Blog
Bunları, biliyor muydunuz? (11)

& Beran Uzer’in bu günkü bloğunda, önemli blogger bilgileri bulunduğunu, “hepimiz amatörüz, ama profesyonelce yazmalıyız” dediğini, MB’ğa üye olmayıp, dışardan yorum yollayan dışarıdaki sesler için, çok nazik tanımlamalarda bulunduğunu, bu örnek yazıyı, “herkes konumunu bilsin” kabilinden tavsiye ettiğimizi
& Milliyet Internet sayfasına konan blog’ların yer değiştirdiklerini, acaba “yeniliklerin ilki mi?” diye düşündüğümüzü
& Blogcuların, dört gözle bekledikleri “ Bloglarda Rönesans” ın gecikmesiyle huzursuzluk başladığını, gözlerin bu haftaki MB bülteninde de zikredilmemesi karşısında, umutsuzlukların arttığını, “Değişim ve iyileştirmenin her yönü ile ele alınacağının işaretlerini aldığımız bu güzelleştirme fikri, yoksa, koskoca bir balon mu diyenlerin olduğunu,
& Eğer ukalâlık sayılmazsa, MB haftalık bülteninin son sayısında resmi ağızların, hiç olmazsa, bu iyileştirme hazırlıkları ön haberini niçin vermediklerini de sorguladığımızı, zira, çığ gibi beklentilerin olduğunu,
& Bu tür yazı serilerimizin, 3 yıldır bu sayfalarda, daha önce de bulunduğumuz illerin basınında süregeldiğini, sosyal içerikli bulunan ve beğenilen bu tür sütunların resmi işlere işlerlik kazandırarak, işi ivedi kılmakta yardımcı olduğu, amme’nin lehine sonuçlandırıldığı,
& İllerdeki gazetelerin birinci sayfasında , sağ veya sol köşede, tek sütun üzerine “BUNLARI, BİLİYOR MUYDUNUZ?” lejandı’nın “dar 24 punto ve italik” yazı karekteri kullanıldığını,
& Valilerin ilk okuduğu sütunların, bu tür yazılar olduğunu, içinde il idaresi ile ilgili aksaklıkların, yapıcı mahiyette hicvederek, mizahi uslupla olayları irdelediğimizi, Kamu menfaati gözetilerek davrandığımızı, böylece pek çok yaralı parmaklara deva olduğumuzu,
& Aynı sütunumuzun blogla ilgili olarak camiamıza dönük olayların, duyumların, ihtimallerin, gırgırların, trajikomikliklerin üzerine giderek, biraz da şahısların hoşgörüsüne sığınarak olayları burada tahlil ettiğimizi, “mazimizle,” basın suçu ile şimdiye kadar hakim karşısına çıkmadığımızı,
& Bloglarda herkes sakız patlatabilir. Canı çekerse patlatır veya patlatmaz. Kimseye de sormaz, kimse karışamaz, izin de almaz dediğimizi, patlatırken de etrafı rahatsız etmeden bu işi yapmanın, daha etik olacağını düşündüğümüzü,
& Bir sakız reklâmından yola çıkarak bunları yazarken, şahit olduğumuz durumu, ilgililere bildirerek önlediğimizi, milyonlarca insanın suratına, ekranlardan taşarak sakız patlatmaya son verilerek ekran içinde bu işi abartmadan yapmalarına “Kamu adına” vesile olduğumuzdan dolayı, sevindiğimizi,
& Dr. Blogcumuz Stilwater, “sanal aşklar, gerçek aşkların yerini alıyor. Internet âşıklarının bir defa göz temasında bulunmasının, ondan sonra karar sahibi olmasını” tavsiye ettiğini, bizim de “üçüncü şahıslar”a diye de eklenti ile tavsiyede bulunduğumuzu,
& Blog kapısının, Habur sınır kapısı gibi çalıştığını, yüklerinin beyan usulü ile deklare edildiğini, içindeki emtianın, sonradan aynı olmadığı anlaşıldığında, kategorisinin değiştirildiğini,
& Dileriz ki bu kapının yeniden yapılanarak onarımdan geçirileceğini umduğumuzu, bologcuların da ifade ettiği gibi buraya girecek yazılarda vecibeler aranmasının önemli olduğunu,
& Mizahçı Süleyman Ekim’in, blog’da zor anlaşıldığını, en az hit almasının, çok sık yazmasından değil, yazılarının anlaşılamamasından kaynaklandığını, ulusal gazetelerin, böyle bir kıymeti nasıl keşfedemediklerinin, anlaşılır şey olmadığını,
& İşin esasının ise, ezeli ve ebedi basın kıskançlığına bağlı olduğunu, gazeteye her yeni gelenden, daima çekinildiğini, çünkü neticede bir kişinin ayağının kayacağının bilindiğini,
& Bu tespiti şahsen yaptığımızı, söylemesi ayıp, gazetelerin spor hariç, her seksiyonunda çalıştığımın bilinmesinden rahatsız olanların “ Hangi servise alınmış?” diyen meraklıları, vaktiyle tespit ettiğimizi,
& Menşeimizin ne olduğunu sorgulayanlara, zaruret icabı uyarak bu anekdotu, ( hiç de istemediğimiz halde) böylece yazdığımızı,
& Gazetecilikte hiç ara vermeden çalışıp emekli olan Levent Üsküdarlı’nın “ Kediler kadındır” bloğunda, kediler, bilimsel olarak başarılı bir şekilde analiz edilerek “onlardan beklediğimizi değil, bize vermeyi uygun gördüklerini verirler. Kızgınlıktan köpürseniz de, onlara yine hizmet edersiniz. Onlar, size kattıklarının bilinci içindedirler. Kedileri asla aşağıyalamaz veya küçük düşüremezsiniz. Onların ego’su yüksektir. Onlar, çamurlu sokak soylularıdır. Kediler hiçbir şeyi öğrenmezler. Size satabilecekleri hiçbir marifeti onlara giydiremezsiniz. Hiç sirk kedisi gördünüz mü?” diyerek hem gözümüzü yaşarttıklarını, hem de insanlarımız da böyle olsalar ya diye de düşünmeden edemediğimizi,
BİLİYOR
MUYDUNUZ?