- Kategori
- Blog
Bunları, biliyor muydunuz? lll

BUNLARI...
Bumerang icat oldu olalı, kafalar karıştı. Onayladıkları yazılarımızdan sonra, biz kullanıcıları bir daha arayıp sormadıklarını ve sırtlarını döndüklerini, suallerimize de lütfen cevap verdiklerini ve bunu hep yaptıklarını, bu yüzden de blogcularımızın burayı peyderpey terk eylediklerini,
& Biz ise, gazetecilik inadımız ve de merakımız yüzünden, işin kuyruğuna yapışıp bırakmadığımızı,, ilgilisine: " Yorgunluktan mı? İhmalden mi? Bu ne iş?” diye sorduğumuzda, bu sefer yıldırım gibi cevap vererek bizi şaşırttığını, “ Konuyu, MB. Yetkilileri ile görüşecekleri” şeklinde cevap verdiklerini, topun hala kendilerinde olduğunu, işlerin on günden beridir hala düzelmediğini, “pes yani!” dedirttiklerini,,
& Bumerang’a gönderdiğimiz yazılar onay alınca, MB’un yazı metninin sonunda yeşil harflerle “ Bu blog, Bumerang’ta yayınlanmaktadır” ibaresini alıyordu. İşte bu ibare, uzun zamandır, yazılarımız onaylandığı halde, yazı metni sonunda halen yer almamaktadır. Ve de meselenin özü budur. Bu isteğimiz gayet masum ve haklılığımızın icabatından olduğunu,.
& Milliyet Blog ve Bumerang İdarelerinin bizi mazur görmeyi dilediğimizi, bizlerin, bu sitelere vefalı birer müşterisi olduğumuzu, böylesi sürtünme ve sürtüşmelerin yaşanmaması için, ben olsam, “Bu dükkanımı kapardım” dediğimi, müşteri her zaman haklıdır prensibinden yola çıkarak, müşteriyi kırmaktansa, dişimi kırarım dediğimizi,
& Bazılarımızın Haham gibi, dünyayı eşekle dolaşan Martin Lüther gibi, “misyonerliğe” veya kendini “öne çıkarma-ispatlama-ben de varım ha!” parayonalarına yattığını, söylemlerini, satır aralarına sokuşturduklarını, sözüm ona, “hayırlara vesile “ olduklarını,
& Blog yazarlarına para ödenmesi konusunda, kuvvetli istihbaratımıza göre, blogcu’lara, ancak 10 yıldan sonra ödeme yapılabileceğini, şimdiden geriye saymaya başlayabileceğimizi, şimdiden hayırlı olsun dediğimizi,
& Bir blogcumuzun tespitine göre hiçbir köşe yazarı, içinde yaşadığımız tarihi etkileyemedi, 100 köşe yazarının 95’i, hiçbir zaman durumunun bilincine varamadı, bütün bunların, 2001 ertesinde yazılan ve kitaplaştırılan köşe yazılarından anlaşıldığını,
& Blog’larda köşe muhabbetlerinin bu kadar uzun gündemde kalmadığına bakarak şaştığımızı, hala daha havanda su döğenlerin, geyik muhabbetlerine devam eylediklerini, bir zamanların şarkısı olan “civciv çıkacak, kuş çıkacak” diye diye hala nefes tükettiklerini,
& Mesleğinin yükseğini bitirmiş bir blogcumuzun, bizim "SPOT" başlığını da kullanarak, bizim uslubumuzu da taklit edip, aynı formatla "Bunları biliyor musunuz?" diye yazılar döktürdüğünü,
& Bu halin kopyacılık değil mi diye kendimize de sorduğumuzu, kopyacılık ve taklitçiliği okulda öğretmemişlerdir belki diye, kendi kendimizi teselli ettiğimizi,
& Gazetecilikte, etik olma durumlarının, blogculukta da geçerli olduğunun, hiç olmazsa sevgili arkadaşımızın da bilmesi lazım geldiğini, biz yine kendisine, sevgili İzmir' imizi tanıtmağa devam etmesini salık verdiğimizi, öbür türlü "Ayıp oluyoru!" dediğimizi,
BİLİYOR
MUYDUNUZ?